SİYASET

Veziroğlu Haydar Bey!..

Veziroğlu Haydar Bey!..
Henüz çok taze bir hareketken o zamanın (1996) parasıyla tamı tamına 2.5 trilyon para harcamıştı. Sadece 300 milyar TL'lik parti için 150 minibüs ve 112 otomobil satın almış, parti teşkilatlarını abad etmişti. Deyim yerindeyse Ali Haydar Veziroğlu bu uğurda tam bir servet harcamıştı.

Basına karşı ilgili

Barış Partisi, ilk olarak iki sene önce 1996 yılında Demokratik Barış Hareketi ismiyle doğdu. Hareketin ilk Genel Başkanlığına ise Ege Üniversitesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. Mehmet Eti getirildi. Ardından aynı yıl Yargıtay Başsavcılığı, Anayasa Mahkemesi'ne kapatma davası açınca Barış Partisi adını aldı.

Partinin Kurucu Genel Başkanı Ali Haydar Veziroğlu devletten iş alarak büyüyen ve gelişen bir müteahhit. Veziroğlu, 1995 yılında aleyhinde yazı yazan bir gazetenin Ankara Temsilciliğini taraftarlarına bastırmakla suçlandı. Hareketin başlangıcında ve sonrasında düzenlediği —ve bazı televizyonlardan da canlı olarak yayınlanan— açık hava mitinglerinde hep barış çağrısı yaptı. 'Canlarım' en öne çıkan argümanı oldu. Hareketin başlangıcında kendisine danışmanlık yapan —Yalım Erez başkanken TOBB'a da olaylı bir Güneydoğu Raporu hazırlamıştı— Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. Doğu Ergil kavgalı bir şekilde ayrılmıştı. O zaman Doğu Ergil'in, Ali Haydar Veziroğlu'nu yaklaşık 130 milyar TL dolandırdığı ve bu paralarla Kavaklıdere'den iki lüks daire satın aldığı iddia edilmişti. Televizyon satın alan işadamları kervanına Ali Haydar Veziroğlu'nun da Flash TV'yi satın alarak katıldığını belirtelim. Aynı zamanda bir süre önce satın aldığı Ankara'nın köklü haber ajanslarından Ulusal Basın Ajansı(UBA)'nı kapatanın da yine kendisi olduğunu ekleyerek... Yaklaşık 50 çalışanı olan ve son dönemde teknolojik olarak kendini yenileyen UBA çalışanlarına Veziroğlu tüm haklarını kuruşuna kadar nakit olarak ödedi.

Sarı, kırmızı

BP Kurucu Genel Başkanı Veziroğlu uzun süredir Diyarbakır'da düzenlemek istediği toplantıyı geçtiğimiz hafta ancak gerçekleştirebildi. İstanbul ve Ankara'dan kalabalık bir basın mensubunu toplantıya davet eden Veziroğlu toplantı öncesi geniş bir kampanya düzenledi ve Barış Partisi'nin hedefleri, yapmak istedikleri, talepleri ve misyonunu anlatan tam sayfa ilanlar verdi iki gazeteye. Başkan, bu tam sayfa ilanların faturasının iki milyon dolar (yaklaşık 600 milyar TL) olduğunu söylüyor. Diyarbakır Askeri Havaalanında yeşil, kırmızı ve sarı çiçeklerle karşılanan BP Kurucu Genel Başkanı, Diyarbakır'ın zengin bir işadamına ait Demirok tesislerine konvoyla geldi. Burada uzun bir konuşma yaptı. Oldukça da radikal sözler sarfetti; "Sayın Cumhurbaşkanımız her yerde Kürtler birinci sınıf vatandaştır demektedir. Hayır! Ülkemizde ne Kürtler ne de Türkler birinci sınıf vatandaştır. Türkiye'de yaşayan 65 milyon insanımız içinde sadece 65 insan birinci sınıf vatandaştır. Onları da sayın Cumhurbaşkanımız çok yakinen tanımaktadır." Veziroğlu mesajlarında bu kadarıyla kalmıyor elbette; Türkiye Toplumsal Barış Projesi çerçevesinde anayasayı değiştireceklerini, tüm kurum ve kurallarıyla işleyen demokratik bir siyasi rejim sağlayacaklarını, yargı—yürütme ve yasamayı birbirinden ayıracaklarını, yerel yönetimleri yeniden yapılandırarak inisiyatifi ve yetkiyi atanmışlardan alarak seçilmişlere vereceklerini, özel sigortacılığı teşvik edeceklerini, öğretmen—hakim ve savcıların maaşlarında iyileştirmelerde bulunacaklarını, proje çerçevesinde alınacak iki ayrı özel vergiyle eğitime köklü çözümler getireceklerini, kara, gri paraya son vereceklerini vurguladı.

Farklı mesajlar...

BP için harcamalarında sınır tanımayan Ali Haydar Veziroğlu, sermayesinin tamamen devlet ihalelerine dayandığını ve vergi dışı kazancının olmadığını belirtiyor. Bu çerçevede Veziroğlu'nun şirketi Vinsan A.Ş. 1984 yılında Ankara'da Koç Holding'den sonra en çok, bu yıl da üçüncü sırada devlete vergi ödedi. Tümüyle devletten kazandığı ihalelerle büyüyen Veziroğlu'nun başlattığı hareketin biraz da bu sebeple 'devlet politikaları çerçevesinde' olması bekleniyordu. En azından bir kısım çevrelere göre böyleydi. Ama, beklendiği gibi gerçekleşmedi. Veziroğlu son Diyarbakır toplantısında resmi görüşün oldukça dışında görüşlerini dile getirdi; "Biz Türkiyelilik bilincine dayanan yurttaşlığı esas alıyoruz. Yeni etnik—kültürel ve inançsal kimliklerimizi yok saymıyoruz, bunları alt kimliklerimiz olarak görüyoruz; üst kimliğimiz olarak da Türkiyeliliği kabul ediyoruz. Özetle bir milliyetçilik söz konusuysa Türk—Kürt milliyetçiliğini değil, gerçek yurtseverlik anlamında 'Türkiye milliyetçiliğini' savunuyoruz". Veziroğlu bir adım daha atarak yöre diliyle birtakım etkinliklerin yapılmasının gerekliğine işaret ederek bu yönde önemli mesajlar veriyor; "BP iktidarında ülkemizin gerçeği olan ve güzelliğimiz olarak kabul ettiğimiz mevcut yönetimlerce sorun olarak görülen etnik, kültürel ve inançsal alt kimliklerimiz, yurttaşlık esasına dayanan Türkiyelilik bilinci çerçevesinde tanınacak ve geliştirilmelerine imkan sağlanacaktır. Bu anlamda, Kürt yurttaşlarımızın da kendi kültürlerini, kendi dillerini geliştirmek amacıyla kendi dillerinde yayın yapan radyo—televizyon istasyonları kurmalarına, gazete çıkarmalarına, dil—tarih ve kültür enstitüleri kurmalarına izin verilecektir."

BP Kurucu Genel Başkanı Ali Haydar Veziroğlu'nun bölgede Kürtçe televizyon ve radyo istasyonları kurulmasının 'yukarılarda' nasıl algılandığı henüz belli değil. Ancak, şimdiki Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, 1991'de hükümet ortağı SHP'nin lideri Prof. Erdal İnönü ile birlikte gittiği Güneydoğu çıkarmasında "Kürt realitesini tanımalıyız" yaklaşımını sadece bir kere sergileyebilmişti. Sadece bu açıdan bakıldığında bile Veziroğlu'nun kökten çıkışlarının asıl hedefi konusunda net bir görüntü yok.

HADEP'in alternatifi mi?

Siyaset bilimcileri ise Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in son hükümet çalışmalarında liderler zirvesindeki bir çıkışıyla irtibatlandırıyorlar, Veziroğlu'nun bu değerlendirmelerini. Demirel bu görüşmelerinde 'HADEP' faktörüne dikkat çekiyor ve yapılacak seçimlerde bu partinin belli alanlarda yüksek bir oy potansiyeline sahip olduğunu vurguluyordu. Bu aşamada Veziroğlu'nun özellikle Güneydoğu Bölgesi'ne dönük çıkışlarının temelinde HADEP'e alternatif oluşturması konuşuluyor.

Veziroğlu'nun Barış Partisi, gelecek seçimlerde, CHP'yi de oldukça düşündürüyor. CHP içinde Alevi kesimin oyları birçok seçim bölgesinde başat rol oynuyor. BP'nin büyük oranda Alevi oyları hedeflemesi Deniz Baykal'ı ne kadar etkileyecek? 1995 Aralık genel seçimlerinde CHP'nin yüzde 10'luk barajı kılpayı geçmesi bunun ne derece önemsenmesi gereken bir föktör olduğu gerçeğini de ortaya koyuyor. Barış Partisi'nin Alevi oyların bir kısmını almış olması bile yaklaşan seçimlerde, zaten son dönemdeki parti politikalarıyla epey yıpranan CHP'yi büyük ölçüde etkileyecek gibi görünüyor.

Ağa'nın tılsımı

Veziroğlu'nun 'Toplumsal Barış Projesi' uzun süre konuşulacak. Bütün tartışmalı yanları yanında BP Kurucu Genel Başkanı'nın birçok yerde anlattığı fıkra ise Türkiye'ye bakış açısını anlatıyor gibi; "Bir ağanın dedesinin dedesinden kalma eski bir konağı varmış. Konak yıkılmaya yüz tutmuş; duvarlar çatlamış, kâhya ağaya haber vermiş, "Ağam duvarlar çatladı, konak yıkılacak" demiş. Ağa, kâhyaya "Çatlayan duvarları çamurla kapat" demiş. Bir yıl sonra kâhya ağaya yine gelerek "Ağam duvarlar yine çatladı, konak yıkılacak" demiş. Ağa kâhyaya "Taşla kapat" demiş. Üçüncü yıl kâhya ağaya gelip "Ağam, konak yıkıldı" demiş. Ağa koşar, yıkılan konağın üzerine çıkar bağırır, çağırır, yırtınır; "Neden yıkıldınız, niçin yıkıldınız, bana neden haber vermediniz?" der. Taşlar dile gelir; 'Ağa, eskidik, bakımsız kaldık, her ağzımızı açtığımızda taş doldurdun, toprak doldurdun. Ama biz birbirimizi çekemedik, yıkıldık' derler."

E mail: [email protected]