DOSYALAR

Bürokratların sürgünü

Bürokratların sürgünü
Anasol—M Hükümeti kurulduktan sonra vakıflardan sorumlu Devlet Bakanlığına getirilen Yüksel Yalova'nın ilk ciddi icraatlerinden birisi vakıf kiralarının artırılmasına yönelik olmuştu. Bu gerçekten takdir edilir bir davranıştı. Çünkü beş yıldızlı otellerimizden tutun da şehir merkezlerinin en işlek yerlerindeki işyerlerinin bir çoğu vakıf malı. Oysa bu iş sahiplerinin elde ettikleri büyük gelirlere rağmen ödedikleri kiralar devede kulak misaliydi. Yeni bakan ile birlikte kısmen de olsa kiralar yükseldi. Kiralar yükseldi ama beraberinde bedel de götürmeden edemedi.

Bakanın bu takdirlik girişimi sicilleri onlarca takdirle dolu kimi üst düzey bürokratları da yerinden etti. Çünkü bakanlığın bu kararını uygulamaya koyan bürokratlar hiç tahmin etmedikleri bir zorluk ile karşılaştılar: Kiracılar. Kiracılarından bazılarının Ankara'nın hatırı sayılırlarını devreye sokmasıyla olanlar oldu.

Son bir sene içinde yaklaşık on il genel müdürü değişti. Üstelik hiç bir gerekçe gösterilmeden. Görevi değişenlerden birkaçı şu isimlerden oluşuyor: Trabzon Bölge Müdürü Yakup Aktürk görevinden alınıp Enerji ve Tabii Kaynaklar Müdürlüğü'ne teknisyen, Meclis üyesi İsmail Gökmen Orman Bakanlığı'na avukat, Antalya Bölge Müdürü Nadir Abay Devlet Su İşleri'ne mühendis, Sivas Vakıflar Bölge Müdürü Yakup Gülmez Devlet Su İşleri'ne mimar, Aydın Vakıflar Bölge Müdürü Seyfullah Öztürk Milli Eğitim Müdürlüğü'ne memur ve İzmir Vakıflar Bölge Müdürü Feridun Hatip ise Erzurum'a sıradan bir memur olarak atandı. Aslında atanmadan çok sürülme. Öyle ya bir bölge müdürünün sıradan bir memur olarak atanmasının başka nasıl açıklaması olabilir ki.

Ne tesadüf

Her şey 1999 yılının eylül ayında başladı. Ne tesadüftür ki bu tarihler tam da yeni Genel Müdür Nurettin Yardımcı'nın göreve başladığı tarihlere denk geliyordu. Yeni genel müdürle birlikte bu sürülmeler gerçekleşti. Üstelik hiç bir gerekçe gösterilmeksizin.

Aslında bu sürülme işlerinin başlaması taa yeni hükümetin kurulmasına dayanıyor. Vakıflardan sorumlu Devlet Bakanı Yüksel Yalova'nın ilk icraatlerinden birisi vakıf kiralarının artırılmasına yönelik olmuştu. İkincisi ise irticacıların temizlenmesi olacaktı. Bakan Yalova bu konuda hiç tereddüt etmeden amacını gerçekleştirdi ve çok cüz'i miktarlarda seyreden kiralar hatırı sayılır derecede artış gösterdi. Bu konuda alınan karar Vakıflar Genel Müdürlüğü kanalıyla Bölge Müdürlüklerine iletildi. İşte tayinler tam bu sırada gerçekleşti. Yerleri ve makamları değişen herkes sürülmelere gerekçe olarak bu kira artırımını gerekçe gösteriyor. Başka bir gerekçe ise gerici olmalarıymış. Hatta o tarihlerde genel müdürlükte çalışıp irticacı oldukları belirleren kişilerin isimlerinden oluşan bir liste dahi hazır beklemekteydi.

Genel merkezin çok basit gerekçeler göstererek görevlerinden aldığı üst düzey bürokratların hepsi yürütmenin durdurulması için mahkemeye başvuruyor. Kimileri bu mahkemeden sonuç almalarına rağmen bir türlü yürütme durdurulamıyor, üstelik mahkemenin yürütmenin durdurulması kararına rağmen. Söylenenlere göre müdürlüğün yürütmeyi durdurma kararlarını uygulamamadaki kararlılığına karşılık söylediği "Gerekirse tazminatlarını verip kurtulabiliriz"miş.

Her ne kadar genel müdürlük bu yer ve makam değişikliklerini idari bir tasarruf olarak yaptığını açıklasa da gerçek sebebin bu olmadığı besbeli. Trabzon Bölge eski Müdürü Yakup Aktürk bu yer değiştirmelerinin hiç bir sebep gösterilmeksizin yapıldığını ama kendisinin aslında gerçek sebebi çok iyi bildiğini belirtiyor: "Devletin malını savunmak suçmuş. Ben 1979 yılında Trabzon Bölge Müdürlüğü'ne memur olarak atandım. Ogünden bugüne yaptığım başarılı çalışmalardan dolayı bir çok kamu kurum ve kuruluşlarından takdirname aldım. Biz bu başarılı çalışmalardan dolayı ödül beklerken görevden alındık. Alabilirler de. Ne ilk alınanız ne de son. Vakfın belli kazançlar sağlaması birilerini rahatsız etmiş olmalı ki bizi görevden aldılar." Bu birilerini tahmin etmekte zorlanmadığını belirten Aktürk görevden alınmasını kira artımından rahatsız olanlara bağlıyor: "1998 yılında 4331 sayılı vakıf gayrimenkulleri kira artırım kararı alındı. Biz kararın uygulamasını yaptık. Benim Trabzon'da üç yüz yetmiş tane kiracım var. Bunlardan bir tanesi ANAP yönetim kurulu üyesiydi. Aynı kişi milletvekili adayı da oldu. Bu bahsettiğim kişi de vakıf kiracılarından birisiydi. Ama bedava denecek miktarda kira veriyordu. Bu kira artırım kararını kendisine de uygulayınca olan oldu. Bakın biz bu kararı uyuladığımız için görevden alındık. Halbuki uygulamasaydık alınmamız gerekmez miydi? 369 kiracım benimle yeni sözleşme yaptı ama o bahsettiğim kişi yapmadı. Ve o kişi parti aracılığıyla bizi görevimizden aldırttı."

Halen devlet memurluğu görevleri sürdüğü için beyanat vermeleri kısıtlı olan ve yeni tahkikatlara mağdur kalmamak için isminin yazılmasını istemeyen Y.G. isimli bürokrat kira artırılmasının kendi kuyularını nasıl kazdığını şu sözlerle dile getiriyor: "Yüz bin, ikiyüz bin TL gibi gülünç miktarlarda kira veriyorlardı. Yüz bin TL kira veren bir iş sahibi birden bire iki yüz üç yüz milyonluk bir kira ile karşılaşınca şok oluyor. Bu şok onu suçluları aramaya sevke itiyor ve tabii ki arkasından Ankara'daki etkili kişilerin devreye sokulması.."

Danıştay yürütmeyi durdurdu ama...

Maddi manevi büyük kayıplara maruz kalan bu üst düzey bürokratların dertlerine yargının lehlerinde verdiği kararlar bile deva olamamış. Gelin bu sürülmelerin maddi ve manevi boyuttaki kayıplarını bir portre çerçevesinde netleştirelim. Trabzon Vakıflar eski Genel Müdürü Yakup Aktürk de mağdurlardan birisi.

Aktürk, 19 Eylül 1999 tarihinde başka bir göreve atanmak üzere müşterek bir kararname ile Trabzon Bölge Müdürlüğü görevinden alınır. Bundan iki ay sonra yargıya başvurur ve kısa sürede sonuç alır. Danıştay Beşinci Hukuk Dairesi 1999'a 5886 sayılı karar ile yürütmeyi durdurma kararı verir fakat Genel Müdürlük bunu uygulamayı bir yana bırakın Aktürk'ü başka bir göreve atar. Aktürk'ün yeni görev yeri Sivas, görevi ise Bölge Müdürlüğünde araştırma görevlisi. Aktürk yine boş durmaz adalete olan inancı onu tekrar yargıya başvurmaya iter. Danıştay'ın 2000 tarihli yeni kararı da olumludur. Mahkeme yeni atandığı araştırma görevinin iptaline karar verir. Karar verir ama uygulayan kim? Bu ikinci mahkeme Aktürk'e daha pahalıya mal olur, çünkü yeni atanma yeri bu sefer kurum dışı bir yerdir: Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Hatay Altmışüçüncü Şube Müdürlüğü. Yeni görevi ise teknik elemanlık. Genel Müdürlük Aktürk'ün yerini değiştirdikçe Aktürk de mahkeme üstüne mahkemeye başvurur. Üçüncü mahkemesi halen devam ediyor. Aktürk gibi Danıştay'a başvurup yürütmeyi durdurma kararı alan bir başka isim ise İzmir Bölge Müdürü Feridun Hatip. Fakat sonuç yine aynı; mahkeme kararı uygulanmaz. Uygulanmadığı gibi Hatip'in görev yeri bir kez daha değişir. Bu seferki görev yeri Erzurum, görevi ise araştırma görevlisi. Danıştay'ın aldığı kararı uygulamayan müdürlüğün gerekçesi çok basit: Makam aracını kişisel çıkarı için kullanmak.

Bu yer değiştirmelerin en ilginç yönlerinden birisi de insanların bundan en az yirmi beş yıl önceki konumlarına geri döndürülmüş olmaları. Çünkü şu an bölge müdürü olan birisi en az yirmi, yirmi beş yıl önce kuruma girmiş demektir. Bir bölge müdürünün sıradan bir mimar olarak veya araştırma görevlisi olarak tayin edilmesi yirmi yıl önce işe başladığı ilk basamağa geri döndürülmesi demek.

Altı yüz milyondan iki yüz milyona

Bürokratların bu yer değiştirmeler ile birlikte kayıpları çok büyük olmuş. Düşünün bölge müdürüyken altıyüz milyon lira alan bir kişinin sıradan bir araştırma görevine gitmesiyle birlikte maaşı iki yüz milyon liraya düşüyor. İşin maddi boyutundaki kayıp büyük, ya manevi boyutu? Bir çoğunun aile düzeni bozulmuş veya sarsıntı geçirmiş. Trabzon eski Bölge Müdürü Yakup Aktürk kendi cephesindeki kayıpları şöyle anlatıyor: "Benim maddi kaybım bir yana psikolojik olarak ailem alt üst oldu. Eşim enfarktüs geçirdi. Şu an hastanede yoğun bakımda yatıyor. Çocuklarımın eğitimi yarım kaldı. Maddi yönünü belki geri getiririm ama eşimin sağlığını nasıl geri getireceğim? Bakan ve Vakıflar Genel Müdürü hakkında suç duyurusunda bulundum. Ayrıca bakanlık hakkında maddi ve manevi tazminat davası açtım. Ben bu işin peşini bırakmam çünkü haklı gerekçelerim var."

F.H. isimli mağdur üst düzey bürokrat ise çevrelerinin bu olaydan sonra kendilerine suçluymuşlar gibi baktığını ve bu durumun aile düzenlerini çok sarstığını belirtiyor: "Benim hiçbir suçum yok. En ufak bir cezam, sicilimde eksi bir notum yok. Buna rağmen böyle bir muameleye tâbi tutulduğumuz için ailece psikolojik bir depresyon geçirdik. Yakın çevremiz bize suçlu gözü ile bakıyor. Çevremizin bize suçlu muamelesi yapması aile düzenimizi bozdu."

Yerleri değiştirilen bürokratların hepsi üst düzey ve hepsi de uzun yıllar görev yapmış isimler. Kimisi emekliliğine yaklaşmış, kimisi en az yirmi yıldır görev yapıyor. Kuşkusuz kurumun kendilerine karşı takındığı tavır onları mağdur ettiği gibi çok da üzmüş. Hepsi bu durumu bir vefasızlık olarak değerlendiriyor.

e—mail: [email protected]

ÖNERİLEN YAZILAR