|  
  |  
  |  
  |  
  |  
 
Ana Sayfa
  |  
Dosyalar
  |  
Kara Kutu
  |  
Ekonomi
  |  
Spor
  |  
Kültür Sanat
  |  
Teknoloji
  |  
Diraksiyon
  |  
 
DOSYALAR

Güneydoğu'nun altı petrol denizi

13 Aralık 1997 / İBRAHIM ŞAFAK
"Suudi Arabistan'daki petrol yataklarının devamı Güneydoğu'da. Diyarbakır, Şanlıurfa ve Mardin üçgenindeki topraklar petrol denizinin üstünde yüzüyor.
Amerikalı bir araştırma şirketi uydudan, bölgede zengin petrol rezervi bulunduğunu tespit etti. Bugüne kadar yeterli derinlikte ve sayıda sondaj yapılmadığı için bu yatağa rastlanmadı. 4 bin metre derinlikteki yeni rezerve inildiğinde, buradan Türkiye ihtiyacının üç katı kadar, günde 1.5 milyon varil ham petrol çıkarılacak."

Bu iddianın bugüne kadar söylentiden öte gitmeyen, Türkiye'nin sık karşılaştığı komplo teorilerinden, 'Türkiye'de petrol var da çıkartılmıyor' düşüncesinden görünüşte bir farkı yok. Ancak bu sefer iddianın kaynağı son derece ciddi: Güneydoğu'da hâlen birçok sahada petrol çıkaran Amerikan şirketi Aladdin Middle East.

Aladdin'in Güneydoğu'yla ilgili tespitlerinden Türk kamuoyu, şirketin Türk ortağı Ersan Petrol'ün sahibi Öymen Sayer'in, Reuters'e yaptığı açıklamayla haberdar oldu. Gerçi heyecan veren olay öncelikle duyması gereken yerlere duyuruldu. Ersan yetkilileri ilk olarak Cumhurbaşkanlığı Köşkü'nde oturan Süleyman Demirel'e petrol denizinin varlığından sözaçtılar. Anlatılanları duyunca Demirel de heyecanlandı. 'Benden ne istiyorsunuz?' diye sordu. 1991 yılında Batman'da iki mühendisleri teröristlerce katledilen petrolcü Sayerler'i dikkatle dinledi. Ardından bölgede çalışmaları süresince hiçbir tehdit altında kalmayacakları teminatını vererek onları uğurladı.

Aladdin'in iddiasının dayanağı da Amerikalı bir araştırma şirketi. Amerikan Geomark Research İnc. şirketi 1992'de Arap Yarımadası'nda siluryen yaşlı kaynak kayalar üzerinde petrol rezervi araştırması yapıyordu. Bu araştırmaya Aladdin'de destek verdi. Geomark'ın araştırması tam nihayete ereceği sırada, takvimler 1995'i gösterirken Mardin'in güneyinde paleozoik derin bir basene rastlandı. Bu basende tıpkı Riyad baseninde olduğu gibi kaynak kaya ve zengin petrol rezervlerinin varlığı tespit edildi. Geomark'ın tespitine göre Güneydoğu'da petrol barındıran katmanlar Suudi Arabistan'daki petrol dolu yeraltı katmanlarının uzantısı. Katmanın bir ucu Suudi Arabistan'da, bir ucu Türkiye'de. Petrol dolu katman aynı çağda ve biçimde oluşmuş.

Suudi Arabistan petrolün büyük kısmını çölün 4 bin metre altındaki bu tabakadan çıkarıyor. Türkiye bugüne kadar çoğunlukla yerin 2–3 bin metre altındaki tabakadan petrol çıkardı. TPAO yer yer 4 bin metreye de indi. Bahsedilen gibi bir rezerve rastlanmamış olması doğal. Bu durum bundan sonra açılacak yeni kuyularda zengin rezerve rastlanmayacağı anlamına gelmiyor.

Zaten Aladddin, Türk ortağı Ersan ve petrolü keşfeden Geomark da elini çabuk tuttu. Üçü bir konsorsiyum kurarak, Geomark'ın uydudan belirlediği Mardin'in güneyindeki sahanın petrol arama ruhsatını devletten aldılar. Sayer Şirketler Grubu'nun 1993'te bütün hisselerine sahip olduğu yerli petrol şirketi Ersan kendi ismi ile konsorsiyumda yeralırken, Geomark Research kendine bağlı White Wolf Exploration LLP adlı bir şirket kurarak konsorsiyuma katıldı. Aladdin Middle East de kendi adı ve sanıyla.

Eğer Aladdin'in Geomark'a dayandırdığı güçlü tahminleri doğru çıkarsa buna en çok üzülen, Güneydoğu'da petrol aramaktan vazgeçip pılını pırtısını toplayıp ayrılan İngiliz petrol devi Shell olacak. Shell'in arama ruhsat ve haklarını devrettiği Fransız şirketi Prenco sevinçten havalara uçacak. Mobil de aynı şekilde Güneydoğu'dan ayrılışına yas tutarken yerini dolduran Romen Momentum şirketi bayram edecek.

Türk kanunları gereği petrol üreticileri, üretimin sekizde birini devlete bırakıyor. Yüzde 20–25'i de devlet fonlarına aktarmak mecburiyetinde. Ne var ki çeşitli teşviklerle fonlara ayrılan miktarlarda oynamalar oluyor. Türkiye'de petrol üreten şirketler devletten aldıkları yüzde 10'luk katkı payının 2 yıldır kesilmesinden bile rahatsızlar. Katkı payı, yeni kanun çıkacağı gerekçesiyle ödenmiyor. İngilizler'in bir damlasını bir damla kan ile eşit tuttuğu, adını ağzına alanın bedelini hayatıyla ödediği yeni petrol kanununun ne zaman çıkacağı belirsizliğini koruyor. Halihazırda yıllık tüketimi 25–27 milyon ton olan Türkiye'de üretilen 3.5 milyon ton petrolün tamamı yine yurtiçinde kullanılıyor. Türkiye'yi petrol ihracatçısı ülke konumuna yükseltecek Geomark'ın tahminini konuştuğumuz ilgililerin, yetkililerin yüzünü ise bu işin lafı bile gülümsetmeye yetiyor.

Ancak Irak'ın burnunun dibindeki bu topraklardan petrol fışkırmasının imkansız olmadığını unutmamakla birlikte şu hususu da gözden ırak tutmamak lazım: Her ne kadar kuvvetli de olsa sondajı vurup petrolü çıkartıncaya kadar petrol rezervleriyle ilgili bulgular, bir tahmin olmaktan öteye gitmiyor. Bu dünyanın her yerinde böyle. Onun için Amerikalılar kendi ülkelerinde yılda 40 bin kuyu açıyor. Çoğundan petrol çıkmıyor. Ancak petrol çıkan kuyular, çıkmayanların zararını da karşılıyor. Bu çark böyle dönüyor. Sayerler'in açıklamalarından sonra Güneydoğu ve petrol tartışmaları hararetlenecek. Ancak petrol sahaları sondajlarla delik deşik edilmeden bu sorunun net cevabını kimse veremeyecek.

Araştırma sonuçlarından emin olan Aladdin bölgenin bağrını lime lime delmeye hazırlanıyor. Elbette Güneydoğu'da petrol kokusunu alan tek şirket Aladdin değil. Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) da yeni kuyular açıyor. Geçtiğimiz temmuz ayında TPAO Doğu Silvanka, Siverek ve Batman yöresinde Alarko ile birlikte 3 yeni sondaj çalışması başlattı. Aladdin'in başını çektiği konsorsiyumun projesi ise daha başka. Geomark'ın rezerv belirlediği Mardin'i tam 300 kuyu açarak baştan sona tarayacak. Bir petrol kuyusunun maliyeti 5 milyon dolar civarında olacak. Konsorsiyum petrol zengini üçgenden değil, sadece ruhsatını aldığı bölgedeki 300 kuyudan günde 1.5 milyon varil petrol üreteceği tahminiyle projeye start veriyor. Bu amaçla Mardin'de 1998 baharında sismik çalışmalar başlayacak. 1999 yılı başında ilk sondajın vurulması planlanıyor.

İşte TPAO'nun da Güneydoğu'da petrol var–yok hayıflanmalarına son vermesi için sismik ve uydu araştırmalarıyla rezerv tespit edilen topraklarda yüzlerce kuyu açması gerekiyor. Türkiye'nin henüz bu çapta bir girişiminden söz etmek mümkün değil. Büyük oynamak için petrolden yeterince emin olmak ve riski göze almak icap ediyor. Aslında Güneydoğu için bu riske değmez mi?

Kaldı ki Türkiye'deki hâlen mevcut petrol üretiminin yüzde 62'si Güneydoğu illerinden Adıyaman'da gerçekleşiyor. TPAO Adıyaman'da, 17 sahada açılan 143 civarındaki kuyudan günde ortalama 33 bin 500 varil yüksek graviteli petrol çıkarıyor. Adıyaman Kâhta'nın ışıl ışıl petrol kuyuları, Nemrut Dağı'nda güneşin doğuşunu seyretmek için ilçeden geçen yerli yabancı herkesi büyülüyor. Adıyaman'dan gelip şirin ilçesi Kâhta'dan geçerken yolun sağ tarafında gün 24 saat kendi kendine çalışan Aladdin'in petrol kuyuları göze çarpıyor. Petrol çıkan bir kuyunun birkaç yüz metre ötesine yeni bir kuyu açmışlar. Bu bölgeye Zeynel adı verilmiş. Hatta burada Erdal İnönü'lerin ortaklığının da bulunduğu bir petrol kuyusu mevcut. Kâhta yolunun sol tarafı ise Shell ve Mobil'in terkettiği petrol sahaları. Ve Kâhta'yı geçer geçmez TPAO'nun petrol çıkardığı kuyular. TPAO tesislerinden yükselen ve geceyi aydınlatan alevler, petrolün ayrılmaz parçası doğalgazın havaya yakılarak verilmesiyle oluşuyor. Eğer tahmin edilen rezerv doğru çıkar ve TPAO bu yatağa bir kuyu açarsa, Türkiye'nin gece gibi karanlık gözüken mali durumu gündüze çevrilecek. Tabii bazı ülkeler gibi toprağındaki petrolü yabancılara çıkartıp, kendisinin yüzdelik paylar alması da muhtemel.

Ersan'ın bulguları Geomark'ın tespitleriyle sınırlı değil. Yine uydudan yapılan tespitlerde Tuz Gölü'nün güneyinde petrol yatağı olduğu belirlenmiş. Ersan, hemen Transmediterranean Oil Company Ltd. ile yüzde fifty–fifty ortaklık kurarak bu bölgenin ruhsatını almış. Sismik çalışmaları tamamlayıp kuyu açmaya hazırlanıyor. Ersan'ın sahibi Öymen Sayer'in Reuters'de yeralan ilginç sözleri özetle şöyle: "Tuz Gölü'nde TPAO ve ESSO 1950 yıllarında araştırma yapmışlar ama yetersiz teknoloji ile yanlış saptamalarda bulunup bırakmışlar. Biz burada uydu izdüşümleri yaptık ve 3 yapı tespit ettik. Bu yapılardan birinde doğalgaz, diğer ikisinde petrol var. Buralarda arama kuyusu kuracağız. Önce petrolü çıkaracağız. 2.500 metrede 16 ve 30 API gravitede petrol daha önceki kuyularda test edilmiş. Gaz yatırımı çok fazla olduğu için önce petrolü sonra da gazı üreteceğiz. Burada 232 milyon varillik bir rezerv olduğu tespit edildi. Buradaki üretim 1998 yılının mart veya nisan ayında başlar. Üretilecek gazı Ankara kullanılabilir veya Konya'ya da aktarılabilir."

Aladdin'in kimlik kartı

Aladdin orta büyüklükte bir Amerikan petrol üretim şirketi. Merkezi Kansas'ta. Şu anda Türkiye'de günde yaklaşık 2.000 varil petrol üretiyor. Bu da Türkiye'nin toplam üretiminin yüzde 3'üne tekabül ediyor. Çıkardığı ham petrolü Tüpraş, Ataş rafinerileri ile TPAO'ya satıyor. Şirket Kâhta'daki ruhsat sahasında 11 API graviteli ağır petrol çıkarıyor. Diyarbakır Molla sahasında 26 gravitede petrol çıkaran şirket, Adıyaman Zeynel sahasında küçük montanlo petrol çıkarıyor. Bu sahaların bazılarında Ersan ile ortaklıkları mevcut. Aladdin Adıyaman'da üç, Diyarbakır'da üç, Araptepe'de bir, Gercüş'te iki, Siir Bukat'ta iki, Batman Duşa'da bir, Siirt Yazman'da dört ve Antalya'da üç sahada arama ruhsatını elinde bulunduruyor. Şirketler ruhsatları Enerji Bakanlığı'na bağlı Petrol İşleri Genel Müdürlüğü'nden alıyor.

Ersan Petrol Sanayii

1970 yılında Kahramanmaraş Narlı'da kurduğu düşük kapasiteli rafinerisinde ham petrol işleyen Ersan Petrol, 1996 yılında Bakanlar Kurulu'ndan ham petrol işleme izni aldı. 1993'te şirket hisselerinin tamamı Sayer Şirketler grubuna geçti. Şirket rafineride kendi ürettiği petrolü de işliyordu. Narlı'daki rafinerinin kurucusu Howe Baker Inc. Kapasitesi günde 3.800 varil 20 API gravitede petrol işleyebilecek düzeyde. 1998 yılında günlük kapasite 25 bin varile çıkarılacak.

Petrol bölgesi GAP

Canlı hücrelerindeki enerji ocakları mitokondriler neyse, GAP da Türkiye'de onu temsil ediyor. Türkiye'de üretilen petrolün yüzde 99'u GAP'ta yer alan petrol kuyularından çıkarılıyor. Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı ve özel şirketler tarafından GAP bölgesinde yer alan Batman, Adıyaman, Diyarbakır ve Nusaybin'de günde 70 bin varil petrol üretiliyor. Türkiye'de günlük 70 bin varil olan petrol üretiminin 53 bin varili TPAO tarafından, 17 bin varili diğer yerli ve yabancı şirketlerce gerçekleştiriliyor. TPAO, bölgede Batman, Adıyaman, Nusaybin ve Diyarbakır'da 38 sahada, 595 kuyuda günde 53 bin 135 varil, Trakya bölgesinde ise 3 sahada, 6 kuyuda 160 varil petrol üretiyor. Özel şirketlerin Türkiye'de günde ürettiği 17 bin varillik petrolün 16 bin 900 varili, yine GAP bölgesinde yer alan petrol kuyularından çıkarılıyor. Günlük petrol tüketim miktarı 520 bin varil olan Türkiye'de, yerli üretimin tüketimi karşılama oranı yüzde 12.8'de kalıyor.

Uydudan algılama

Uydudan algılama teknolojisi Türkiye'nin de yabancı olduğu bir konu değil. İstanbul Teknik Üniversitesi Jeodezi ve Fotogrametri Bölümü'nde Uzaktan Algılama anabilim dalı mevcut. Bölümde çalışan öğretim üyesi Prof. Dr. Derya Maktav, uydu desteğiyle yerde 6 ay sürecek bir araştırmanın 1 haftada bitirilebileceğini söylüyor. Bu yöntemle uydudan çekilen görüntüler bilgisayara yükleniyor ve dijital yöntemle uzmanlarınca ne anlama geldiği bir bakıma okunuyor. Klasik yöntemlerle elde edilemeyen bulgulara uydu yöntemiyle ulaşmak mümkün. Bu iş için dünya çevresinden dönen uydular mevcut. Yaklaşık bir milyar Türk Lirası'na tekabül eden bir parayı ödeyip, istediğiniz bölgenin aradığınız özelliklerdeki görüntüsünü uydudan alabiliyorsunuz. Bundan sonra yapacağınız iş İTÜ'deki gibi bir merkeze götürüp, görüntüyü uzmanlarına, laboratuvar şartlarında yorumlatmaya kalıyor. Metod maden yatağıyla ilgili ipicu sayılabilecek bütün bilgileri veriyor. İpuçları yüzde yüz doğru anlamına gelmese de maden arayıcılarının gözü kulağı niteliğinde.