DOSYALAR

Muhtar deyip geçmeyin

Muhtar deyip geçmeyin
Genel ve yerel seçimlerin 18 Nisan'da bir arada yapılacak olması seçime daha bir heyecan katıyor. Ancak, partilerin gürültülü—patırtılı kampanyaları arasında kaynayan bir seçim daha var: Muhtarlık seçimleri. Türkiye genelinde 50 binin üzerinde muhtarlık bölgesi var. Her muhtarlıkta en az üç aday olsa 150 bin adayın katıldığı dev bir seçim sözkonusu. Peki, oy vermeyi düşündüğünüz milletvekili ve belediye başkan adayları gibi muhtar adayınızı da belirlediniz mi? Ya da en azından hiç olmazsa mevcut muhtarı hiç görmüşlüğünüz var mı?

Milletvekili ve belediye başkan adaylarının yaptıkları gibi fazla cafcaflı olmasa bile muhtarlar da kendi çaplarında birtakım seçim faaliyetlerinde bulunuyorlar. Kendilerini halka en yakın yönetim birimi olarak görüyorlar. Hatta muhtar odalarına büyük harflerle yazdıkları "Muhtarlar demokrasinin temel taşıdır" sözünü göstererek yerel demokrasi bağlamında da önemli bir müessese olduklarına vurgu yapıyorlar. Türkiye'de ortalama her bin 200 kişiye bir muhtar düşüyor. Bu da onların sistem içerisinde ne kadar ehemmiyetli bir yerleri olduğunun göstergesi. Zira, Türkiye'de 34 bin 495 köy, 15 bin 198 mahalle olmak üzere tam 50 bin 693 muhtarlık bulunuyor.

Belediyecilikten daha eski

Muhtarlık, aslında Osmanlı döneminde başlayan köklü bir yönetim sistemi. Mahalle sisteminin daha eskilere dayandığı Osmanlı Devleti'nde muhtarlıklar ilk olarak İstanbul'da 1829'dan itibaren kurulmaya başlanıyor. 1833'ten itibaren de Anadolu'daki mahalle ve köylerde muhtarlık sistemine geçiliyor. Belediyelerin 1854 yılından itibaren kurulmaya başlandığını gözönüne aldığımızda, bugün pek değer verilmeyen muhtarlığın belediyelerden daha uzun bir geçmişe sahip olduğunu görüyoruz. 1933 yılında yani Cumhuriyet dönemine gelindiğinde belediyeler kanunla yeniden yapılandırılınca mahalle muhtarlığına ihtiyaç yok denilerek muhtarlıklar kaldırılıyor. Ancak, mahallelerde oturmuş olan muhtarlık sisteminin yeri doldurulmayınca 1944 yılında yeniden muhtarlıklar kuruluyor.

Bugünkü yönetim sistemimiz içerisinde muhtarlıkların yerel yönetimlerin bir parçası olduğunu söyleyen Marmara Üniversitesi Mahalli İdareler Programı Başkanı Prof. Dr. Ömer Dinçer, "Yerel yönetim deyince aklımıza her ne kadar belediyeler geliyorsa da, muhtarlıklar da yerel yönetimin önemli bir birimidir. Fakat sosyal hayat içinde baktığımızda mahalle muhtarlıklarının fonksiyonlarının artık çok fazla kalmadığını görmekteyiz" diyor. Prof. Dinçer, muhtarlıkların yerel yönetim birimleri olmalarına rağmen kaymakama bağlı olmalarını ve bütçelerinin olmamasını mahalle muhtarlıklarını devre dışı bırakan çok önemli iki eksiklik olarak değerlendiriyor.

Mahallenin cumhurbaşkanı

Muhtarlar tam anlamıyla kendi hallerine bırakılmış durumda. Bu ilgisizliğin altında muhtarlığın artık gereksiz olduğu anlayışının yattığı, ancak mahallelerde oturmuş bir yapısı olduğu için kaldırmaya da gerek görülmediği belirtiliyor. İstanbul Muhtarlar Derneği Başkanı Tevfik Yılmaz bu görüşe karşı çıkıyor ve "muhtarlığın zamanla ne kadar gerekli olduğu daha iyi anlaşılacak" diyor. Yılmaz'a göre muhtarlar halkla içiçe yaşayan, onların sorunlarını en iyi bilen insanlar ve "zamanla bunu siyasilerimiz de anlayacak."

Muhtarların yaptıkları işler sadece ücret karşılığında bazı belgeleri vermekten ibaret değil. Gerçi resmi olarak böyle gözükse de muhtarların büyük bir çoğunluğu, kendilerine halk tarafından daha büyük bir misyon yüklendiğini söylüyorlar. Görüşlerine başvurduğumuz bir çok muhtar, kendilerini mahallenin mülki amiri olarak tanımlıyor. Kendilerini "mahallenin belediye başkanı" gibi görenler de var. Hatta bir tanesi kendisini bulunduğu mahallenin "cumhurbaşkanı" olarak tanımlıyor.

"Gecekonduyu bile önleriz"

İstanbul Bağcılar'a bağlı Bağlar Mahallesi'nin bayan mahalle muhtarı Nevriye Oral, muhtarlığın sadece birtakım belgeleri tasdik etmekten ibaret olmadığını belirterek, halkın her türlü sorunuyla yakından ilgilendiklerini vurguluyor; "Bizim muhtar olarak ilgi alanımız o kadar geniş ki mahallede olan biten her şey bizden soruluyor. İnsanlar iş aramak için bize geliyorlar. Elektrik kesiliyor, vatandaş muhtara başvuruyor. Sokak çamur oluyor, insanlar bize şikayet ediyorlar. Fakir fukaranın giyecek ve yakacak ihtiyaçlarını muhtarlar temin etmeye çalışıyor. Bütün bunlar resmi olarak bizim görevimiz değil, ama mahallemizde oturan insanların memnun olması için bu işleri halletmeye çalışıyoruz."

İstanbul'un gecekondu semtlerinden biri olan Aşağı Dudullu Mahallesi Muhtarı Mustafa Aydın ise, 5 yıl içinde mahallesine 3 bin kadar yeni ailenin taşındığını söylüyor ve bunların ikametgah, elektrik, su, yol gibi her türlü problemiyle ilgilendiklerini ifade ediyor. Halkın kendisini "Çoban Mustafa" diye tanıdığını anlatan Aydın, mahallede ne olup ne bittiğini en iyi muhtarların bildiğini, kendilerine yetki verilmesi halinde gecekondulaşmanın bile önüne geçebileceklerini söylüyor.

Köyde muhtar, başkandan farksızdır

Muhtarlık deyince genellikle köy ve mahalleler birlikte değerlendiriliyor. Oysa, köy muhtarlığı mahallelerden oldukça farklı. Köy muhtarları hem belediye başkanı hem de kaymakam gibi görüyorlar kendilerini. Mahallelerde âzâların hemen hemen hiç bir etkinliği yokken, köylerde ihtiyar âzâları belediye meclisi gibi çalışıyor. Ayrıca köylerde muhtarlığa ait bir bütçe de var. Gerektiğinde ihtiyar heyetinin kararıyla köylüden para da toplanabiliyor. Büyük köylerde muhtarların belediye başkanından pek farkı yok. Hatta bazı köylerde muhtarlığa ait çöp arabası, grayder, kamyon, gibi hizmet araçları bile bulunuyor. Hal böyle olunca, muhtarlık seçimleri özellikle köylerde güç mücadelesine dönüşüyor ve seçim kavgaları da eksik olmuyor.

Marko Paşa misali halkın derdini dinleyen muhtarların kendi dertleri, aslında herkesten daha fazla. "Bir dokun, bin ah işit" denir ya işte öyle. Dertsiz muhtar neredeyse yok gibi. Hepsinin ortak şikayeti devletin kendilerine sahip çıkmadığı yönünde. "Bugün dünyanın hiç bir yerinde işiyle yetkisi arasında denge uçurumu olan başka bir kuruluş mevcut değildir" diyor İstanbul Muhtarlar Derneği Başkanı Tevfik Yılmaz. Muhtarların kanunda belirtilen 143 kadar görevi olduğunu söyleyen Tevfik Yılmaz, bunun yanında muhtara hiç bir yetki verilmediğini ifade ediyor.

Mahalle ve köylerde halk tarafından seçilen toplam 50 bin 693 muhtar var. Ancak bu kadar büyük bir camiayı temsil edecek bir kuruluş mevcut değil. Ulusal çapta dernekler kanununa göre kurulmuş üç tane muhtarlar derneği var. Ayrıca illerde ve ilçelerde de kurulmuş dernekler bulunuyor. Bu dernekler de dahil olmak üzere muhtarların büyük bir kısmı, bütün muhtarları kapsayan federasyon niteliğinde bir muhtarlar birliğinin kurulmamasından yakınıyorlar. Tüm Muhtarlar Derneği Başkanı Hüseyin Özkan, muhtarların tamamını kapsayan bir federasyon olmadığı için bazı muhtar olmayanların Dernekler Kanunu'nu kullanarak birtakım dernekler kurup muhtarları temsil etmeye kalkıştıklarını ifade ediyor.

Muhtarlar çok mu kazanıyor?

En çok üzerinde spekülasyon yapılan konulardan biri de muhtarların kazançları. Bağlar Mahallesi Muhtarı Nevriye Oral, halk arasında konuşulan yanlış bir kanaatten şikayet ediyor: "Devlet bizi besliyor zannediliyor. Oysa devletin verdiği sadece 22 milyon liralık maaş. Zaten bu parayı da sigorta ya da Bağ—Kur primlerine endeksli olarak veriyor. Oysa bizim gibi küçük mahallelerde harçlardan elde ettiği gelir büronun masraflarını bile karşılamıyor."

Elbette ki muhtarlar, 22 milyon liralık sigorta primine endeksli maaşa talim etmiyorlar. En önemli gelir kaynakları ikametgâh ilmuhaberi ve nüfus cüzdan suretinin tasdikinden aldıkları 400 bin liralık ücret. Muhtar hem bürosunun masraflarını, hem geçimini, hem de vatandaşa hizmet için yaptığı harcamaları elde ettiği harçlardan karşılamak durumunda.

Tabii bu tür işlerden elde edilen gelir nüfusa göre daha da katlanıyor. Mesala, İstanbul'un Bakırköy ilçesi Kartaltepe Mahallesi'nin nüfusu 100 bini geçiyor ve 30 binin üzerinde seçmeni var. Kalabalık bir mahalle olduğu için evrak tasdik ettirmeye gelen çok oluyor. Muhtarın üç tane sekreteri var. Muhtar Yılmaz Ufuk, halinden memnun olduğunu maddi açıdan bir problem yaşamadığını ifade ediyor ve kazancının büyük bir kısmını yine mahalleliye hizmet etmek için harcadığını söylüyor. Ufuk, "Bizim amacımız ticaret değil. Mahallemiz büyük olduğu için evrak tasdiki çok oluyor. Ama ona göre de harcamalarımız oluyor. İşi olan vatandaş beklemesin diye üç tane eleman çalıştırıyorum. Zaten fakir fukaradan para almıyoruz."

Buna karşılık, nüfusu az olan mahallelerde muhtarlar durumlarından hiç memnun değiller. Bir çok muhtar aynı zamanda manavlık, bakkallık gibi başka işlerle de uğraşmak zorunda kalıyor. Hatta bu şekilde kendi asıl mesleklerini de devam ettirenler muhtarlık görevini de kendi dükkanlarında yapıyorlar. Böyle küçük mahallelerde muhtarlık yapanlar devletin kendilerine bir maaş bağlamasını isterken, muhtarlar arasındaki eşitsizliğe dikkat çekerek "Biz de aynı işi yapıyoruz, büyük mahallelerin muhtarları da aynı işi yapıyor. Ama bizim harçlardan aldığımız para büromuzun ihtiyaçlarını bile karşılamaya yetmiyor. Devletin buna bir çözüm bulması lazım" diyorlar.

Muhtarlar noterlere kızgın

Muhtarların gelir kaynaklarının başında gelen "nüfus cüzdan sureti"nin verilmesi konusunda, noterlerle muhtarlar arasında gizli bir çekişme var. Bu anlaşmazlık daha çok nüfus cüzdan örneğinin tasdikinden alınan ücretten kaynaklanıyor. Muhtarlar bu belgeyi 400 bin liraya verirken, noterlerdeki tasdik ücreti 720 bin lira. Noterler, nüfus cüzdan sureti verme yetkisinin kanunen kendilerine verildiğini, muhtarların böyle bir yetkisinin olmadığını söylüyorlar. Ayrıca bazı kamu kuruluşlarının nüfus cüzdan suretini özellikle noterden getirilmesini istemeleri muhtarları kızdırıyor.

İstanbul Muhtarlar Birliği Başkanı Tevfik Yılmaz, bazı kamu kuruluşlarının nüfus cüzdan sureti konusunda notere yönlendirme yapmalarını anlamayamadığını belirtiyor ve şöyle konuşuyor: "Noterin verdiği nüfus cüzdan örneğinin daha sağlıklı olduğunu söylüyorlar. Oysa Nüfus Dairesi nüfus cüzdanlarını bizim verdiğimiz bilgilere göre veriyor. Bu sağlıklı oluyor da bizim verdiğimiz bilgilere göre alınan nüfus kağıdını tasdiklememiz nasıl sağlıksız oluyor anlamak mümkün değil" diyor. Konuyla ilgili olarak görüşlerine başvurduğumuz Noterler Birliği Başkanı Hasip Dinçer ise, kanunun tasdik makamı olarak noterleri gösterdiğini belirtiyor ve 1587 sayılı Nüfus Kanunu'na göre muhtarların nüfus cüzdan örneği çıkarma yetkilerinin bulunmadığını ifade ediyor.

Seçim curcunası

Muhtarlara karşı devletin ilgisizliği seçimlerde daha bariz bir şekilde kendini gösteriyor. Kanunen muhtar seçilebilmek için fazla bir şart aranmıyor. Bir yıl o mahallede oturmak ve Türkçe okuma yazma bilmek muhtar olmak için yetiyor. Ancak uygulamada hiç de öyle olmuyor. Bir kere muhtar olmak için o mahallede çok iyi tanınmak ve halkla iyi bir diyalog içinde olmak gerekiyor. Bunun için ya o mahallede doğmuş olmak ya da çok uzun süreler orada oturmuş olmak şart.

Muhtarlık seçimlerinde aday olmak isteyenlerin Yüksek Seçim Kurumu'na ya da başka bir yere başvurmaları gerekmiyor. Aday olmak isteyen ve o mahallede 1 yıldır oturmakta olan herkes, seçim günü 4 asıl 4 yedek âzâsının yer aldığı oy pusulasını oy kullanılan sandıklara bırakarak seçime katılabiliyor. Elbette böyle olunca birtakım karışıklıklar da oluyor. Bazı büyük mahallelerde 20—25 aday seçime katıldığı için oy pusulalarında tam bir karışıklık yaşanıyor. Tabii bu durumu bilen muhtarlar tedbir olarak oy pusulalarını kahve kahve, ev ev gezerek mahalle sakinlerine dağıtıyorlar. Hatta bazı yerlerde muhtarlık seçimleri o kadar hararetli oluyor ki, muhtar adayları arasında kavgalar bile olabiliyor. Geçtiğimiz günlerde Erzurum'un Tekman ilçesine bağlı Mescitli Köyü'nün muhtar adayları kavga ettiler. Buna karşılık bir çok mahallede halk, mevcut muhtardan memnun olduğu için böyle muhtarların karşısına çoğu zaman aday bile çıkmıyor.

ÖNERİLEN YAZILAR