DOSYALAR

... Ve şimdi Çolakoğlu Nuri

  • Cemal A. Kalyoncu
... Ve şimdi Çolakoğlu Nuri
"Ölüm ilanı yerine teşekkür ilanı yayınlatmak istiyorum. Yani öldüğümde, benim ben olmamda katkısı olan bütün kurum ve insanlara açık bir teşekkür. Mutlu etmek için bana bir yemek yapmış olanı bile, adıyla sanıyla oraya yazmak..."Eski devrimci—gazeteci son yılların da özellikle kurduğu tv kanalları ile önde gelen bir televizyoncusu olan Nuri Çolakoğlu'dur bu sözlerin sahibi. Çolakoğlu, Hürriyet'ten Ayşe Arman'ın kendisiyle yaptığı röportajda 'hoş bir hayalim var' diyerek anlatmıştı bunları. Henüz 60 yaşına gelmemiş olmasına rağmen, böylesi bir ilanda binlerce ismin yer alması gereken bir hayat sürmüştür Çolakoğlu Nuri. Hayatının en fırtınalı yıllarını 1970'li yılların hemen başında yaşayan Nuri Çolakoğlu, 12 Mart İhtilali vuku bulduğunda, Mao'cu olarak bilinen Türkiye İhtilalci İşçi Köylü Partisi'nin Ankara sorumlusudur. TCK'nın 141 ve 142. maddelerine aykırı davrandığı ve adı birçok ifadede geçtiğinden arananlar arasındadır. Bu dönemde sürekli adres değiştirerek saklanan Çolakoğlu, gözaltına alınır, yargılanır, 20 yıl hapse mahkum olur. Ve iki yıl hapis yattıktan sonra 1974 affıyla özgürlüğüne kavuşur. Hariciyeci veya tiyatrocu olabilecekken Çolakoğlu, zamanın kuvvetlice esen rüzgarına teslim olmuştur.

Dedeleri Şumnu Savaşı'nda bayraktar

Mehmet Nuri Çolakoğlu, 1776'da yapılan Şumnu Savaşı'na bayraktar olarak katılan ve top mermisi kolunu kopardığı için Çolak Bayraktar lakabıyla anılan Hasan Bey'in yedinci kuşaktan torunudur: "Kolu koptuğu için Osmanlı, İnebolu'da küçük bir toprak parçası verip, emekli ediyor onu." Geçmişini araştırmaya meraklı olan Nuri Çolakoğlu, ailenin kütüğünü de bizzat tutmaktadır: "Çolak Bayraktar'ın torunu Hacı Salih'ten gelen, —aşağı yukarı beş kuşak oluyor— adını bildiğim 360 küsür akrabam var." Nuri Çolakoğlu'nun ismini de aldığı dedesinin Hacı Mehmet Zihni, Fatma, Rüştü, Salih ve Sabri adında beş kardeşi daha vardır. Bunların içinden Rüştü Çolakoğlu, 1. Meclis'te Milletvekilliği yapmış birisidir. Ailede siyasetle ilgilenen iki kişi daha vardır. Nuri Çolakoğlu'nun halası Fikret (İsmail Hakkı Bey'le evli idi) Hasefe'nin gelini Melike Hasefe ANAP'tan, eniştesi Hasan Erdoğan da CHP'den (1957—65) milletvekilliği yapmıştır.

Çolakoğlu ailesi 20. yüzyılın başından itibaren, uzun yıllar yaşadıkları İnebolu'dan ayrılıp İstanbul'a göç etmeye başlar. Çolakoğlu'nun dedesi Nuri Bey ise İzmir'in geri alınmasından sonra 1923'te buraya yerleşerek ticaretle uğraşır: "Zaten aile hep ticaretle uğraşmış. İnebolu, Orta Anadolu'ya açılan kapı. Orada da ticaretle uğraşmışlar." Dede Nuri Çolakoğlu'nun, her biri öncekinin vefatından sonra olmak üzere Fatma, Ayşe ve Zeynep Hanım'larla yaptığı evliliklerinden M. Rüştü, Kaniye (Battal), Aliye (Bektaş), Salih, Fikret (Hasefe), Hasan, Nuri, Sabahat (Pamir), Melahat (Haraççı), Nermin (Rollas) adında 11 çocuğu dünyaya gelir. Televizyoncu Nuri Çolakoğlu'nun da babası olan (Fehmi) Hasan Bey ise dede Nuri Çolakoğlu'nun Ayşe Hanım'la olan evliliğindendir. Hasan Bey'in, Fikret Hasefe ve Çolakoğlu Metalürji'nin kurucusu da olan Mehmet Rüştü (Raif Dinçkök'ün kızkardeşi Mübeccel Hanım'la evlidir. Çolakoğlu Metalürji'nin başında bulunan Hasan ile TEB'in başındaki Nuri Çolakoğlu'nun babasıdır. Mehmet Rüştü Çolakoğlu, Akın Tekstil'in sahiplerinden ünlü tekstilci Haydar Akın'la da dünürdür) adında aynı anneden olan iki kardeşi daha vardır.

Hasan Çolakoğlu, 1942 yılına gelindiğinde, deri işi yapan Manisalı Sabri Mutafoğlu ile zamanın İzmir Sandık Emini'nin kızı Hale Hanım'ın evliliğinden dünyaya gelen (Emine) Bertil Hanım'la birleştirir hayatını. Çiftin üç çocukları olur. İşadamı olacak Sabri 1947'de, Ege Bölgesi Sanayi Odası Meclis Başkanlığı yapan Kemal ise ailenin üçüncü ve son çocuğu olarak 1950'de doğar. Çiftin ilk çocuğu Mehmet Nuri ise gözlerini dünyaya 1943'te açar: "2. Dünya Savaşı bitmek üzre idi. Herkesin birbirini tanıdığı, gayet modern bir hayatın yaşandığı İzmir Karşıyaka'da keyifli bir çocukluk geçirdim. Karşıyaka'nın en büyük apartmanı idi. Babam ticaretle uğraşırdı, kiracı idik. Babama çekmişim. Ben de, mal mülkten kaçanlardanım."

Henüz dört yaşında iken okumaya başlayan küçük Nuri, 1949'da İzmir'deki Ankara İlkokulu'na başlar. Ardından, kuzenleri de orada eğitim gördükleri için ailesinin isteği üzerine İstanbul'daki Robert Kolej'e girer. Yıl 1954'tür: "Hiç bir zaman iddialı bir öğrenci olmadım. Yüksek notlar peşinde koşmayan birisiydim." Kendi sınıfından işadamı Şerif Egeli ile okuyan Çolakoğlu'nun Robert Kolej'de, bir alt sınıfında okuyanlar arasında, daha sonra işadamı olacak birçok isim vardır. Bankacı Hüsnü Özyeğin, işadamı Vural Akışık, İbrahim Betil, Mehmet Emin Karamehmet: "Mehmet Emin çok değişik bir insandı. Hayatı top oynamakla geçerdi. Okulda hiç birşeye karışmaz, bulaşmazdı. Çok mütevazı, kendi halinde biriydi..." Nuri Çolakoğlu, Robert Kolej'de gazeteciliğe başlar: "Hazırlıktan itibaren ortaokul kısmına geldiğimizde gazetenin sorumlu yöneticilerinden biri olmuştum. Lisede gazete yoktu. Lise gazetesini başlattım. O gazete hâlâ devam ediyor."

'O işi Şahin Alpay'a sattım'

Lisede gazeteciliğe merak salan Çolakoğlu, 1962'de koleji bitirip üniversiteye başlayacağı zaman gazeteciliği değil de hariciye ile ilgili bir eğitim almayı tercih edecektir. Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi Dış Münasebetler (Uluslararası İlişkiler) Bölümü'ne girer: "Orada niyetim Dışişleri Bakanlığı'na girmekti. Fakat baktım ki Dışişleri Bakanlığı katı, köşeli, biraz grift bir ilişkiler sistemi içinde... Bizim sınıftan Siyasal Bilgiler'i bitirip de Dışişleri Bakanlığı sınavına girmeyen iki kişi vardır. Şahin Alpay ve ben." Nuri Çolakoğlu üniversitede aktif birisidir. Tiyatro Kulübü'nde ödüller alacak kadar tiyatrocudur: "Nermin Abadan benim Almanya'ya gidip tiyatro eğitimi almamda ısrar ediyordu. Hatta bana Almanya'da burs bile bulmaya kalkışmıştı. İyi bir tiyatrocu olacağımı düşünürdü." Tiyatro Kulübü dışında Fikir Kulübü, Öğrenci Derneği gibi platformlarda da bulunur Çolakoğlu: "Fikir Kulübü'nün yönetiminde yer almadım. Öğrenci Derneği'nde benim başkan olmamı istediler. O işi Şahin Alpay'a sattım. O başkan ben sekreter oldum." Çolakoğlu, fırtına öncesi sessizlik dönemi denilebilecek 1967'de mezun olur Mülkiye'den:

— Eylemlere katılıyor muydunuz?

"O zaman üniversitede bizim bir tane eylemimiz oldu. Hiç bir üniversitede boykot yokken biz Siyasal Bilgiler'de bütün öğrencilerin katıldığı bir boykot yaptık ve son derece saçma sapan bir sınav yönetmeliği vardı, onu değiştirdik 67'nin başında. 68 olaylarında Siyasal Bilgiler'de yaprak kımıldamadı. Talep kalmamıştı. Okul, öğrencilerin istediği huzur içinde yaşayabileceği bir ortam halini almıştı." Çolakoğlu, bugün hâlâ birçok vasfı gözardı edilerek öne çıkarılan Mao'culuk etiketini de o yıllarda edinir: "Türkiye'de o dönemde sol hareketin bir kısmı tamamen Sovyetler Birliği çizgisinde bir çizgi istiyordu. Hakikaten Sovyet modeli, yahut da Rusya'dan alınan talimatlarla o çizgideki fikirleri savunmaktan kaçtığım bir dönemdi. Biz buna karşı çıktığımız, 'Ne Amerika, ne Rusya, bağımsız Türkiye' diye sokaklarda dolaştığımız için Mao'cu olarak adlandırılan gruptuk."

Çandar ve Alpay'a sahte kimlik hazırlıyor

Nuri Çolakoğlu 1967'de Siyasal'dan mezun olmadan önce, lise yıllarındaki mesleğine dönüş yapar. İlk kurulduğu yıl olan 1966'da, sınavı kazanıp TRT'ye metin yazarı olarak girer. Bu arada doktoraya kayıt olur. Mümtaz Soysal Hoca ile birlikte Türkiye'de toprak meselesi üzerine bir çalışma yapar. Ardından babası onu İzmir'deki fabrikalarında çalışmaya çağırır. Babasının yanında bir yıl bulunduktan sonra TRT Haber Merkezi'nde Muammer Yaşar Bostancı ve Doğan Kasaroğlu ile birlikte çalışır. 1970'te de Elim Galip Sandalcı'nın isteği üzerine TRT Dış Haberler Bölümü'ne geçer. 12 Mart darbesi yavaş yavaş yaklaşmaktadır. Bu arada Ankara Üniversitesi SBF Basın Yayın Yüksek Okulu Radyo TV Kürsüsü asistanı olur. Doğu Perinçek'in önderliğinde Mao'cu Aydınlık gazetesinde de çalışan Çolakoğlu, 1949'a kadar birlik olan, ondan sonraki 15 senede 49 parçaya bölünen sol üzerine, bir grup arkadaşı ile birlikte solda kim kimdir, ne yapar konulu "49 Fraksiyonu" adıyla bir dizi araştırma yayınlar. Çalışma ile Çolakoğlu ve arkadaşları Gazeteciler Cemiyeti Araştırma Ödülü'nün sahibi olur. Ve 12 Mart... Türkiye İhtilalci İşçi Köylü Partisi'nin Ankara sorumlusu olan Çolakoğlu da arananlar arasındadır: "Bir sürü ifadede adım geçiyordu. Ben de aranıyordum."

— Nasıl kaçtınız?

"Ankara'da adres değiştirerek."

— Nerelerde saklandınız?

"Saçmalama. Bir gün anılarımı yazarsam bunları da yazarım."

— O dönemde sahte kimlikler yaparak Cengiz Çandar ve Şahin Alpay'ın yurt dışına kaçışına yardım ettiniz.

"El becerimin olduğu şüphesiz. Bu kadar insanın aranır hale geleceği tahmin edilmediği için olağanüstü bir durum sözkonusu idi. Orada öyle bir cambazlık yaptık yani. Eğer öyle bir çok becerim olsa idi muhtemelen bu işi değil kalpazanlık işini yapardım. Nüfus kağıdı ve sahte pasaport yapmak, anladığım kadarı ile fazla para getirmeyen işler!"

— Nasıl yaptınız peki sahte kimlikleri?

"Uzun hikaye. Eşeğin aklına karpuz kabuğu getirme diye bir laf vardır."

Nuri Çolakoğlu 20 yıla mahkum edilip iki yıl içeride kalır ve afla çıkar. Ardından ANKA Ajansı'na girer. Çolakoğlu'nun hayatı hep bir şeyler kurmakla geçer. Burada Dış Haberler Servisi'ni kurar ve şefliğini yapar. Çok yardımını gördüğü Altan Öymen'le birlikte çalışan Çolakoğlu 1977'de Aydınlık gazetesinin Ankara Büro Şefi olur. 1978'de Aydınlık Yazı İşleri Müdürü Mehmet Ataberk'le birlikte 1,5 ay süren Çin, Kamboçya, Pakistan ve İran gezisini gerçekleştirir. Kamboçya'da Komünist Partisi Merkez Komitesi Genel Sekreteri ve Demokratik Kamboçya Başbakanı Pol Pot'la görüşür. Pol Pot, Atabek ve Çolakoğlu'nu çok iyi bir şekilde karşılar ve onurlarına bir yemek bile verir. Nuri Çolakoğlu, 1980'lerde Deutsche Presse Agentur, Sveriges Radio AB ve Westdeutscher Rund—Funk Ankara muhabirliği gibi birkaç yabancı basın kuruluşuna da çalışmaktadır. Bu sefer ülke 12 Eylül darbesine doğru yol almaktadır. 12 Eylül olur, Aydınlık gazetesi kapatılır. Yaptığı bir haber dolayısıyla Sıkıyönetim tarafından aranan Çolakoğlu, daha önceden BBC'nin yaptığı teklifi değerlendirerek Londra'nın yolunu tutar. Londra'da iken part—time olarak Hürriyet'e de çalışan Çolakoğlu, aynı anda Londra Temsilciliği boşalan Milliyet'te, Sami Kohen'in teklifi ile 1987'ye kadar Londra Büro Şefi olur. 1987'de ise Milliyet Yazı İşleri Müdürü olarak Türkiye'ye döner: "Döndüğümde Perinçek, 2000'e Doğru dergisini çıkarıyordu. 'Gel beraber çalışalım' dedi. Ben de 'Daha profesyonel çalışmak istiyorum' dedim. Kimseyle fazlaca kavgam olmadığı için Doğu Perinçek'le de etmedim. Ama artık aynı düşünceler içinde değiliz. İnsanın sürekli evrildiği, değiştiği bir dünyadayız."

— Geriye dönüp baktığınızda pişmanlık duyduğunuz oluyor mu?

"Yok. Ben o günün şartlarında öyle davranmanın çok normal olduğunu düşünüyorum. Öyle yaptığım için ne utanıyorum, ne de pişmanım. Eğer ben bugün bir yere geldiysem, çocukluğumdan bugüne kadar bütün yaşadıklarımın etkisiyledir bu. Önemli olan yaşadığın olaylardan olumlu sonuçlar çıkartmak. Onu becerebildiğin sürece, dünyadaki en olumsuz deneyim dahi olumlu etkiler bırakabilir insan üzerinde. Olayların etkisi altında ezilip kalmamak gerekir."

— Aynı hadiseler olsa aynı yollardan geçerim der misiniz?

"Aynı yollardan geçerim demem. Çünkü aynı şeyler olmaz. Hayatta herşey bir defadır."

Milliyet'ten sonra Cem Duna'nın yönetimindeki TRT'de 1989'a kadar iki yıl genel müdür danışmanlığı yapan Çolakoğlu, ardından Asil Nadir'e, Nezih Demirkent'le birlikte bir televizyon şirketi kurar. Daha sonra Nadir'in Almanya'da kurulu olan televizyonunun sorumluluğunu üstlenen Çolakoğlu, Nadir iflas edince de, başında üçüncü eşi Ayşe (Akmen) Hanım'ın (Nuri Çolakoğlu, ilk evliliğini 1969'da Sezi Hanım'la yapar. Bu evliliğinden Hasan (1971) adında bir oğlu olan Çolakoğlu, ikinci evliliğini de Merih Hanım'la gerçekleştirir. Bu evliliğinden de Fatma (1980) adını verdiği bir kızı vardır) bulunduğu İntermedia adını verdiği kendi yayınevini kurar.

Ve 1990'lar. Nuri Çolakoğlu bu yıldan sonra adını TV kuran kişi olarak duyuracaktır. Önce, işadamı Erol Aksoy'a Show TV ve Cine5'i kurar. Ardından Cavit Çağlar adına kurduğu ve daha sonra Ayhan Şahenk'e geçen NTV'de de onun imzası vardır: "Bu alma—verme işi. Onlar iyi bir imkan sağladılar, ben de imkanları iyi kullanmaya çalıştım." Çolakoğlu, şimdi kendi işinin patronu olmak için gün sayıyor. Ağustos 2001'de izleyicisi ile buluşacak proje Çolakoğlu'ndan bekleneceği gibi yine/yeni bir televizyon projesidir. Şimdilik dönüşümlü olarak tek kanaldan yayın yapacak iki kanaldan Art TV kültür—sanat—belgesel yayını yapacak. Highteck ise yeni ekonomi ve teknoloji kanalı olacak. Çolakoğlu, kaynağın büyük kısmını İş Bankası'nın İş Risk Sermayesi Yatırım Ortaklığı Şirketi'nden sağlamış bile. Bunun dışında —adları henüz netleşmeyen— 30—40 tanınmış kişi de Çolakoğlu ile beraber bu projede yer alacak. Nuri Çolakoğlu'nun bir özelliği de kriz ortamlarında yeni projelere girişmesi: "Her krizi fırsat olarak görmek mümkün."

— Hep siz yeni projelere giriştiğinizde kriz çıkıyor. O zaman siz yeni iş yapmayın bence.

"Hayır kriz olduğu zaman yeni işlere girmeyi tercih ederim."

Acaba öyle mi? Nuri Çolakoğlu, bu krizin çıkacağını 2000 yılında yapılan bir toplantıda öğrenmiş birisidir.

Gözünden problemi olduğu için askerlik yapmayan, sabah saat 04:00'te kalkan, her tür müzikten hoşlanan, üye olup TÜSİAD yönetimine girmesi olay olan, Televizyon Yayıncıları Derneği başta olmak üzere Eğitim Gönüllüleri Vakfı Yönetim Kurulu, Türk—Amerikan İş Konseyi Yürütme Kurulu, İstanbul Rotary Kulübü ve 1907 Fenerbahçe Derneği gibi 20'ye yakın kurum ve kuruluşa üyeliği bulunan Mehmet Nuri Çolakoğlu 2000 yılında yapılan Bilderberg Toplantısı'na, TÜSİAD eski Başkanı Muharrem Kayhan'la birlikte Türkiye'den katılan iki kişiden biridir: "Bilderberg Toplantıları'nın enteresan tarafı çok üst düzeyde devlet yöneticileri, şirket yöneticileri ve belli sayıda —sayısı her seferinde değişen— profesyonellerin, dünya ekonomisi, dünyada siyasi gelişmeler ne yönde diye beyin jimnastiği yaptıkları toplantılar olmasıdır. Beni birisi önermiş. 'Türkiye enteresan bir ülke, Türkiye'den de bir görüş gelsin' demişler. Mesela ne tartışılıyor? Dünya ekenomisi ne yönde, doların yükselişi sürecek mi? Adamlar daha geçen sene bu zamanlar doların bir krize gireceğini ve sıkışmaya başlayacağını söylediler."

— Sizin krizden haberiniz vardı yani.

"O toplantıya katılanların tabii vardı."

Bilderberg Toplantıları bence cila oluyor. Yıldızı biraz parlamaya başlayan bu toplantılara katıldı mı önlenemez yükseliş başlıyor. İzleyin... Göreceksiniz...

Sevgili seyirciler şimdi elimize ulaşan bir son dakika gelişmesi...

email: [email protected]

ÖNERİLEN YAZILAR