DOSYALAR

Mizahcıların arasına kara kedi girdi

Mizahcıların arasına kara kedi girdi

Başbakan Erdoğan'ın kedi olarak tasvir edilmesi önce yargıyı sonra da karikatür camiasını böldü. Aynı karikatür hakkında açılan iki davada hakimlerden biri karikatüristi suçsuz bulurken, diğeri 5 bin YTL para cezasına çarptırdı.

Mizah camiasına göre, başbakanı kedi olarak çizmek gayet normal, başbakana göre ise özgürlüğün de bir sınırı var.

Her şey, karikatürist Musa Kart'ın Cumhuriyet gazetesinde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ı iplik yumağına dolanmış kedi şeklinde gösteren tasvir etmesiyle. Başbakan, kedili karikatür hakkında dava açtı. Mahkeme, Musa Kart'ı 5 bin YTL para cezasına çarptırdı. Tartışmalar bununla alevlendi. Karikatüre ceza verilmeli mi? Başbakan kedi şeklinde çizilebilir mi? Başbakan Erdoğan bir sergi çıkışında, konuyla ilgili sorulara, "Düşüncedeki özgürlüğün bir başkasının özgürlük alanına kadar olduğuna inanıyorum. Sınırsız olduğuna inanmıyorum, bunu kabul etmiyorum." şeklinde cevap vererek kendi bakış açısını ortaya koydu.

Tartışma başbakanın çizeri mahkemeye vermesi, karikatüristin haddini aşması, kedinin masumluğu temaları etrafında döndü durdu. Mesele o kadar karıştı ki, aynı karikatür için iki farklı mahkemeden birbirinin zıddı hükümler çıktı. Musa Kart ve Cumhuriyet Gazetesi Yazı işleri Müdürü Mehmet Sucu aleyhine Ankara 8'inci Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açılan davada, "İmam hatip liselerinin karışık bir hâl aldığı gerçek; ama başbakanı komik duruma düşürmeyin." dendi. Buna karşın, söz konusu karikatürü iktibas eden Sakarya Gazetesi aleyhine Eskişehir 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açılan 10 bin YTL'lik dava "Hiciv içeren karikatürün eleştiri sınırları içinde kaldığı; bu yüzden hukuka uygun bulunduğu; okuduğu şiir yüzünden cezaevinde yatmak zorunda kalan Sayın Başbakan'ın bu tür eleştirilere daha hoşgörülü yaklaşması kanaatiyle davanın reddine; dava masraflarının davacı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmiştir." hükmüyle kayıtlara geçti. Kısacası yargı bu konuda da ikiye bölündü.

Sadece yargı mı? Elbette değil. Çizgi dünyası da neredeyse ikiye bölündü. Amacın ve hedefin Avrupa Birliği olduğu bir dönemde bu tür yasakları anlayamadığını söyleyen karikatürist Hicabi Demirci, referans noktasının çağdaş özgürlükler olması gerektiğini söylüyor. Kısıtlamaları savunmanın kültüre bağlanmasını yanlış bulduğunu, problemin kültür değil özgürlük olduğunu vurguluyor. Demirci, "Aslında yasaklar işe yarıyor. Çünkü ne kadar baskı olursa, o kadar çok karikatür üretilir." diyor.

Karikatürist Hasan Kaçan, Musa Kart'ın çizimine yanlış yaklaşıldığını düşünenlerden. Ona göre, Kart'ın çizimlerinde onur kırıcı tavır yok. Ortada sadece 'kraldan çok kralcı', 'ukalaca' bir durum var. Her ferdin farklı nedenlerle rencide olduğuna vurgu yapan sanatçı, Erdoğan'ın kedili karikatürden rahatsızlık duymasını makul karşılamak gerektiğini düşünüyor. Kaçan, "Asıl tartışılması gereken karikatür değil, karikatür hakkında dava açıp açmamak." diyor.

Almanya'da iki dilde yayımlanan 'Don Quichotte' isimli mizah dergisinde hem yönetici hem de çizer olarak görev alan Erdoğan Atalay, Avrupa'da bazı sınırları zorlasalar dahi karikatüristlerin herhangi bir yaptırımla karşılaşmadıklarını iddia ediyor. Derginin ikinci sayısında Almanya Başbakan'ı Schröder'i, yüzünde beş parmak iziyle çizmişler. Her bir parmak, enflasyon, işsizlik, göçmen yasası, Euro ve sağlık gibi konuları temsil etmekteymiş. Atalay, yasalarla hazırlanan geniş ve rahat eleştiri alanına atıfta bulunuyor.

Karikatür esnek kanunlar nedeniyle ceza alıyor

Sakarya Gazetesi, Eskişehir'in en eski yayın organı. 58 yıllık gazetenin yazarlarından Önder Baloğlu, 17 yıl Cumhuriyet gazetesi'nin Eskişehir temsilciliğini yapmış. Yazılarını iktibas ettiği karikatürle renklendiren Baloğlu 12 Mayıs 2004'te Musa Kart'ın kedili karikatürünü köşesinde kullandı. Ardından da 10 bin YTL'lik tazminat davasına taraf oldu. Baloğlu, "Bence davanın en önemli özelliği Başbakan'ın bizzat dava açmış olmasıdır." diyor. Eskişehir 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'ndeki dava Baloğlu lehine reddedildi. Akıllara, "Acaba hakimle görüştüler mi?" sorusunun gelebileceğini söyleyen Önder Baloğlu, "Şunu belirteyim ki hakim beyle yüzyüze dahi gelmedim." diyor.

Karikatürün ceza görmesinin en büyük nedeni, hukukî esneklik. İstanbul Barosu avukatlarından Celal Ülgen, "Karikatürdeki amaç kaba bir saldırı mıdır, yoksa estetik yanı olan sanatsal bir hiciv mi? Önce bunun tespit edilmesi gerekiyor." diyor. Bu saptamayı herkesin yapamayacağını belirten Ülgen, şu soruyu soruyor. "Asıl mesele bu saptamayı kimin yapacağı. Hiçbir estetik bilgisi ve değer yargısı olamayan yargıç mı yoksa konusunda uzman bir sanatçı mı?"

Demokratik ülkelerde hoşgörünün kurumsal bir pozisyonu olduğunu söyleyen Avukat Nurettin Ateş ise, "Kaba eleştiriyle ince ve sanatsal eleştiriyi ayırmalıyız." yorumunu yapıyor.

Bu tartışmalar sırasında karikatür eksenli bir dava daha sonuçlandı. Anadolu'da Vakit Gazetesi karikatüristi Kemal Güler, İstanbul 10. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından sanatçı Arif Sağ'a 20 milyar lira tazminat ödemeye mahkum edildi. Gerekçe ise, karikütürde adı dahi geçmeyen sanatçı Sağ'ın kişilik haklarına saldırıldığı.

ÖNERİLEN YAZILAR