‘Cici demokrasi’ kavramı 60’lı yıllarda darbeci solun, halkı ve seçimleri aşağılamak için kullandığı kavramdı. Cumhuriyet’i kuran elitlerin çocukları olarak, halkı cahil ve demokratik bilince yabancı görüyorlardı. Öyle ya demokrat demekten bile aciz çarıklılar ‘Demirkırat’ı ülkenin başına bela etmişti. Halkın büyük çoğunluğunun oy verdiği ‘faşist’ partilerin yanında, demokrasinin yaşamasına izin veren solcular da hedefteydi. Hatta belki onlar cici demokrasinin boyasının dökülmesini geciktirdiği için sağcılardan da tehlikeliydi. Kanlı 1960 darbesi, halkın kendi hâline bırakılmasının nasıl feci sonuçlar doğuracağına inananların eseriydi. Sonrasında kurulan vesayetçi düzen ise hayat garantileri…
Hangi çoğunlukla gelirse gelsin siyasilerin, imtiyazlı alana dokunmaması gerekiyordu. Batı bloku ile zoraki evlilik siyaset meydanının terkini zorunlu kılmıştı. Artık bir ayaklanma veya suikastı bahane ederek parti kapatmak zorlaşmıştı. Zaten yeni kurulan eskisinden fazla oy alıyordu. O zaman devlet cihazında kilit noktaları ve ekonomik gücü elde tutmaktan başka çare kalmamıştı. Bir de basını tabii…
Zamanla istenmeyen şeyler olmaya başladı. Cahil denilen halk, çocuklarını okutur oldu. Gavur icadı diye fazla yaklaşmadığı demokrasiyi benimsedi. Bir lokma bir hırka düşüncesinden sıyrıldı. Seçkinci azınlığın ‘bunlar da nereden çıktı’ şaşkınlığı ise uzun sürmedi. İmtiyazlarını yani vesayetçi düzeni savunmak için mevzilerini tahkim ettiler. En kestirme yol her zamanki gibi askere çağrı yapmaktı. Durumdan vazife çıkarmaya dünden hazır cuntalar, plan üstüne plan yaptı. Şartları olgunlaştırmak üzere sivil uzantılar sokağa döküldü. Akademik camia da fotoğraftaki yerini aldı, cüppeleriyle ‘asker göreve’ pankartı altında yürüdü. Yargı ‘tehlikenin farkındaydı’. Medya benzin elde bekliyordu. Ama olmadı. Halk bu sefer cambaza bakmadı. Bize özgü şartlar masalının inananı şöyle dursun dinleyeni kalmamıştı. Aslında haklıydılar, demokrasi tehditti. Özgürlükler riskti. Halk korktukları kadar vardı. Hiç ücret ödemeden sahip oldukları makamlara, riskine katlanmadıkları ekonomik güçlerine şerik çıkıyordu. Hak ettikleri kadarına razı olsalar, paylaşmayı kabullenseler sorun çıkmayacak. Cici diye alaya aldıkları demokrasi ‘öcü’ hâline gelmeyecek.