|  
  |  
  |  
  |  
  |  
 
Ana Sayfa
  |  
Dosyalar
  |  
Kara Kutu
  |  
Ekonomi
  |  
Spor
  |  
Kültür Sanat
  |  
Teknoloji
  |  
Diraksiyon
  |  
 
KAPAK

Tamil Kaplanları kendi sonunu hazırladı

25 Ekim 2011 / TÜRKMEN TERZİ
Tamil Kaplanları silahlı mücadeleye 1983’te başladı, PKK 1984’te. Elinden silahı hiçbir zaman bırakmak istemedi her ikisi de. Tamiller’in siyasi çözümü dışlayan tutumu, acı sonu hazırladı.

 

 

 

Türk devletinin PKK ile mücadelede tekrar askerî çözüme ağırlık vermesiyle Sri Lanka örneği tartışılır hâle geldi. Türkiye’de Sri Lanka’yı hiç görmemiş, savaşı takip etmemiş yazarlar şu ana kadar hep PKK ile Sri Lanka’nın PKK’sı Tamil Kaplanları’nı (Liberation Tigers of Tamil Eelam / Tamil Eelam Kurtuluş Kaplanları) ‘ruh ikizi’ olarak karşılaştırıyor. “Serendip’in Tamilleri ile Mezopotamya’nın Kürtleri arasında benzerlik var mı?” sorusuna yerinden gözlem ve bilgilerle cevap arayalım. Serendip, Hint Yarımadası’nın altında gözyaşı damlasına benzeyen bir ada.  Bugün Sri Lanka veya Seylan olarak bildiğimiz adaya Araplar ‘beklenmedik anlarda harikalarla karşılaşılan yer’ anlamında Serendip demiş. Mevlana gibi önemli şahsiyetlerin eserlerinde geçen Serendip, Hz. Âdem’in (as) yeryüzüne indiği yer, Anadolu ise Nuh Tufanı’nın ardından insanlığın ikinci kez dirildiği merkez olarak biliniyor. ‘Üzerinde Güneş Batmayan İmparatorluk’ Büyük Biritanya çökerken, topraklarının hâkimiyetini yüzyıllar sonra ellerine alan milletlerden biri de Sri Lankalılardı. ‘Cennete en yakın ülke’, 150’şer yıllık dönemlerle Portekiz, Hollanda ve nihayet İngilizlerin boyunduruğu altında kaldı. 1948’de yeni bir devlet olarak doğan Seylan, bağımsızlığın tadına varamadan kendini amansız bir mücadelenin içinde buldu. Sadece 64 bin kilometrekarede Moorlar (Kuzey Afrika kökenliler), Malaylar, Burgherler (Portekiz ve Hollandalıların torunları), Sinhalalar ve Tamiller yaşıyordu. Sinhalalar ile Tamiller adanın en eski sakinleri idi. Adından da anlaşılacağı gibi Hindistan’ın güney eyaleti Tamil Nadu’da medeniyetin en eski sakinlerinden olan Tamiller yaşıyordu. Serendip nüfusunun yaklaşık yüzde 15’ini oluşturan Tamiller, İngilizlerin sömürge yönetiminde en prestijli görevlere getirildi. Tamil demek avukat, doktor, mühendis, şair, yazar demekti. Hindistan’dan getirdikleri alt kast çay işçileri de İngilizlerin ilerideki stratejilerinin bir parçasıydı. Adanın güneyinin yerlileri Sinhalaların sayısı ise Tamillerin yaklaşık 4 katı idi. Geriye kalanlar da Müslümanlar ve Burgherlerdi.

 

Sri Lanka’nın bağımsızlığını kazanması, Hindistan gibi ‘pasif direniş’le olmadı. İngilizlerle 1944’te oluşturulan Soulbury Komisyonu’nda adanın bağımsızlığı tartışıldı. Soulbury Anayasası 4 yıl sonra 1948’de Seylan’a bağımsızlığını verirken, azınlıkların haklarına garanti şartı koştu. İngilizler, bir yandan Tamillerin haklarını savunur gibi gözükürken, aslında adanın saygın okumuşlarını azınlık statüsüne koyarak ayrılık tohumlarını ekmiş oldu. Serendip’te çoğunluk Sinhalalar Budist, Tamiller ağırlıklı olarak Hindu, Moor ve Malaylar Müslüman, Burgherler Hıristiyan’dı. Binlerce yıllık tarih ve kültürleriyle övünen adanın gururlu Sinhalaları ve Tamilleri arasında zaten tarihten gelen bir rekabet vardı. Tamiller kendilerini adada hüküm sürmüş Tamil krallıklarının vârisleri olarak görüyorlardı. Tamilce konuşan Müslümanlar ise Tamil ırkından değildi ve kendi hâllerinde idiler. İngilizlerin adadan ayrılmasıyla kadim milletler arasında eski defterler yeniden açıldı.

 

 

 

Kırılma noktası: 56

 

Bağımsızlık kazanıldığında adada üç önemli parti vardı. Maha Saba, Sinhala milliyetçiliğini temsil ediyordu. Daha sonra Sri Lanka Özgürlük Partisi’ne (SLFP) dönüşecek olan siyasi hareket, 2009’da Tamillere son darbeyi vuracak olan hâlihazırdaki devlet başkanı Mahinda Rajapaksa’nın iktidar partisinden başkası değildi. Tamil milliyetçileri ise Tüm Seylan Tamil Kongresi adlı partide buluştu. Hâlen ana muhalefet partisi olan Ulusal Birlik Partisi (UNP) ise bütün ırkları temsil ettiğini duyurarak işe başladı. Sahnede yerini alan komünist, sosyalist partiler ise doğal olarak işçilerin ve bütün emekçilerin temsilcisi olduklarını söyledi.

 

Bağımsız Seylan’ın ilk seçimleri UNP’nin zaferiyle sonuçlandı. İktidar partisi seçim sonuçlarına baktığında, İngilizlerin çay bahçelerinde çalıştırmak için getirdiği Hindistan Tamillerinin ve adalı Tamillerin sadece kendi ırkından olan vekillere oy verdiklerini ve sol partileri desteklediklerini gördü. İlk iş olarak çıkardığı ‘vatandaşlık yasası’ ile çok radikal bir karar alarak bütün çay işçilerinin vatandaşlıklarını ellerinden aldı. Bu karar Soulbury Anayasası’nda hakları garanti altına alınan azınlıklara vurulan ilk darbe oldu. Böylece Tamilleri Sinhalalardan koparacak, belki de bir daha hiç kapanmayacak fitne kapısı açılmış oldu. Tamillere karşı ilk devlet baskısı da böylelikle başladı. UNP’nin kararına Sinhala milliyetçisi partiler de destek oldu. Ülkenin özgürlük mimarı ve ilk başbakanı Don Stephen Senanayake 1950’de ölünce, yerine Solomon West Ridgeway Dias Bandaranaike’nin geçmesi beklenirken, Senanayake’nin oğlu Dudley Senanayake başbakan oldu.

 

Bu kararı kabul etmeyen Bandaranaike, bazı milliyetçi grupları yanına alarak Sri Lanka Özgürlük Partisi’ni (SLFP) kurdu. SLFP, 1952 seçimlerinde meclisteki 93 koltuğun sadece 10’unu kazanabildi. Sol partilerin seçimde iyi oy aldığı gözlendi. Bandaranaike’nin SLFP’si UNP ile koalisyon kurarak iktidar ortağı oldu. Ancak aradan çok geçmeden ekonomik kriz patlak verdi. Başbakan Dudley Senanayake, Sri Lankalıların en önemli besin kaynağı pirincin fiyatını 25 sentten 70 sente çıkarınca olan oldu. Bütün ülke karara karşı çıktı. Solcular için gün doğdu. Grev ve kepenk kapatma tehdidine dayanamayan Senanayake istifa etti.

 

Bandaranaike, iflasın eşiğine gelmiş Seylan’da iktidara gelmenin, nüfusun çoğunluğunu oluşturan işçi sınıfının desteğini almaktan geçtiğini anladı ve 1956 seçimlerine sol partilerle beraber girdi. Öte yandan boş durmayan UNP, 1954’teki parti kongresinde çoğunluğun oylarını almak için Sinhala’yı tek resmî dil yapma kararı almıştı. Bandaranaike ise UNP’nin dil atağına daha radikal bir cevapla karşılık verdi: “İktidara geldiğimiz ilk 24 saatte tek resmî dil Sinhala olacaktır.”

 

1956’da iktidara geldiğinde sözünü tutarak kendisinin de çok az konuşabildiği Sinhala’yı tek resmî dil yaptı. Azınlıkların dili Tamilceye ise ‘gerekli önem’ verilecekti. Tarihlerinde hiçbir zaman Sinhala dilini konuşmak zorunda kalmamış Tamiller bir anda yeni devlet içinde ikinci sınıf vatandaş konumuna düştü. İngilizler döneminde birçok önemli devlet görevine gelen Tamiller artık Sinhala bilmedikçe memur olamayacaklardı ve yeni dil yasası hâlihazırdaki konumlarını kaybetmeleri anlamına geliyordu. İngilizlerin yüz yıllık planı işliyordu bu arada. Bu karar bir anda, ‘şımartılmış’ Tamilleri hayatın dışına iterken, Budha çiftçi olduğu için daha çok köy hayatı yaşayan Budist Sinhalaları devletin yeni sahipleri konumuna yükseltti. Tamiller bir anda marjinalleşti.

 

İki millet arasında yavaş yavaş gün yüzüne çıkan çatışmalar üzerine Başbakan Bandaranaike ile Tamil azınlığının lideri Chelvanayakam, iki millet arasında çıkan sorunları çözüme kavuşturmak için Banda-Chelva Sözleşmesi’ni imzaladı. Bandaranaike ise çıkarttığı dil yasasının meyvelerini göremeden 1959’da Budist bir rahip tarafından öldürüldü. Nihayetinde, Banda-Chelva Sözleşmesi sonuçsuz kaldı ve Bandaranaike’nin eşi Sirimavo Bandaranaike partinin başına geçti. 1960 seçimlerinde ezici bir çoğunlukla seçilerek dünyanın ilk kadın başbakanı oldu.

 

1960’larda Tamil sorunu iyice gün yüzüne çıktı. Tamillerin tek umudu ılımlı politika izleyen UNP idi. Nihayet 1965’te Tamillerin oyları ile UNP iktidara geldi. 1956’dan 1965’e gelindiğinde parlamentoda tek bir Tamil kalmamıştı. Üçüncü kez iktidara gelen Dudley Senanayake, Tamil lider Chelvanayakam ile etnik problemleri çözmek için masaya oturdu. UNP meclisin kapılarını tekrar Tamillere açtı. Hükümet hukuk camiasının piri olan Tamil Thiruchelvam’ı yerel hükümete bakan yaptı. Thiruchelvam’ın bakan yapılması, Tamiller ile Sinhalalar arasındaki buzları biraz eritti. UNP, meşhur Tamil Dili Yasası’nı yürürlüğe koyarak Tamillerin çoğunlukta olduğu bölgelerde Tamilceye her alanda hayat hakkı tanıdı. Tamiller böylece günümüze kadar kendi dilleriyle eğitim yaptı ve kendi medya organlarını kurabildi.

 

 

 

Dünyanın en kanlı örgütü

 

1972’ye gelindiğinde ülkenin adı artık Portekizlilerden kalma Ceylon (Seylan) değil, ‘Özgür, Egemen ve Bağımsız Sri Lanka Cumhuriyeti’ idi. Mayıs 1972’de birçok Tamil siyasi oluşumu bir araya gelerek Tamil Birleşik Cephesi’ni (TUF) kurdu. 1976’da Federal Parti de TUF’a katılınca Tamil Birleşik Kurtuluş Cephesi (TULF) kurulmuş oldu. TULF, ‘Seküler, Sosyalist Tamil Eelam’ adında bağımsız bir devlet için kolları sıvadı.

 

1977 seçimlerinde UNP tekrar iktidara geldi. Seçim sonuçlarının en şaşırtan yanı, TULF’un 168 koltuklu meclise 18 milletvekili sokması oldu. Tamil partisi oyların yüzde 6,75’ini topladı. 1970’li ve 80’li yıllar arasında TULF devamlı olarak Sinhala milliyetçileri tarafından şiddet eylemlerine karıştığı gerekçesi ile eleştirildi. Hâlbuki TULF daha çok muhafazakâr, yaşça ileri ve şiddet istemeyen Tamilleri temsil ediyordu. TULF’un içinde gençleri ve silahlı mücadeleyi savunan bir örgüt vardı: Tamil Eelam Kurtuluş Kaplanları (LTTE). Ekim 1983’te 16 milletvekili çıkaran TULF, mecliste yemin edebilmeleri için kendilerine şart koşulan ‘bağımsız Tamil devleti isteklerinden kayıtsız şartsız feragat etmeleri’ talebine uymayarak meclisi boykot etti. Bu arada LTTE ile TULF arasında ‘Tamillerin tek temsilcisi biziz’ tartışması yaşandı. 1976’da Tamil Kaplanları’nı (LTTE) kurarak 18 Mayıs 2009’da vücuduna isabet eden roketle ölene dek örgütü yöneten Thiruvenkadam Velupillai Prabhakaran, TULF’a karşı amansız bir mücadeleye girdi. Silahlı mücadeleden başka bir çözüm tanımayan Prabhakaran, Amirthalingam ve Neelan Thiruchelvam gibi Tamil liderleri öldürttü. Artık Sri Lanka’yı yaklaşık 30 yıl kana bulayacak Tamil Kaplanları eylemleri başladı. Prabhakaran, denizaltısı, uçağı, patenti kendine ait olan intihar kemerleri ile dünyanın en tehlikeli, modern terörist örgütünü kurmuş oldu.

 

Tamil Kaplanları, 23 Temmuz 1983’te Tamillerin çoğunlukla yaşadığı Jafna’da askerî konvoya saldırı düzenleyerek 13 Sri Lanka askerini öldürdü. Bu eylem örgütün ilk ses getiren eylemi oldu. Ordu cesetleri bir gün sonra başkent Kolombo’ya taşıdı. Haberi alan Sinhalalar cenaze yerine toplandı. Ortalık bir anda karıştı. Hâlâ sır perdesi altında kalan olaylar yaşandı. Daha önce her türlü suça bulaşmış kişilerin ellerine seçmen listeleri verildi. Hangi evde Tamil yaşadığını tespit eden binlerce suç makinesi Tamillere saldırdı. Tamillerin arabaları, evleri ateşe verildi. Sri Lanka tarihine kara bir gün olarak düşen 24 Temmuz’da Kolombo’da yaklaşık 4 bin Tamil sivil öldürüldü. Polis ve askerin olaylara müdahale etmemesi günümüzde bile tartışılıyor. 25 Temmuz’da olaylar bütün ülkeye yayıldı. Tamil Kaplanları artık savaşmak için bütün sebeplere sahipti. Serendip’ten kaçan Tamiller; Kanada, İngiltere, Malezya, Amerika, Avustralya, Hindistan gibi merkezlerde Tamil diasporasını oluşturdu.

 

1983’te başlayan silahlı mücadele şiddetlenerek devam etti. UNP’nin Güney Asya’nın en stratejik doğal limanı Trincomalee’yi Amerikalılara kiralamak istemesi ve kuzeydeki Puttulam’da, Voice of Amerika (VOA) Radyosu’na yayın hakkı tanıması, Hindistan’ı endişelendirdi. Hindistan büyük oyunu anladı. Hindistan Başbakanı İndra Gandi, Pakistan, Çin, Amerika gibi devlere karşı Tamil gerillalarını destekledi. Tamil Nadu’da kurulan kamplarda Tamil gerillaları eğitildi. Hindistan, 44 milyon Tamil’in yaşadığı Tamil Nadu eyaletinin ayrılmasına tahammül edemezdi. Pakistan ise İndra Gandi’nin oyunlarıyla kaybettiği Bangladeş’e karşı Hindistan’dan Tamil eyaletini koparmak için elinden geleni yapardı. Tarihte olduğu gibi Sri Lanka’nın kuzeyini ve Hindistan’ın güneyini kapsayacak, bu sefer Batılıların güdümündeki bir Tamil devleti Hindistan için en büyük felaketti. Hindistan, Sri Lanka-Batı yakınlaşmasına misilleme olarak başlangıçta Tamil Kaplanları’na arka çıktı. İlk başlarda bütün milliyetçi Tamil örgütlerini gizli yollardan destekledi. Amacı Tamil örgütlerini birbirlerine düşürerek güçlerini bölmekti. Sri Lanka güçleri Tamil Kaplanları’na son darbeyi vuracakken, Hindistan Hava Kuvvetleri Tamil Nadulu vatandaşlarının baskısıyla Jafna’ya paraşütlerle gıda bıraktı. Sri Lanka, Hindistan’la anlaşmak zorunda kaldı. 29 Temmuz 1987’de Hindistan-Sri Lanka Barış Anlaşması imzalandı.

 

Kaderin bir cilvesi, anlaşmayı imzalayan Rajiv Gandi ile Sri Lanka Devlet Başkanı Junius Richard Jayewardene daha sonra Tamil suikast bombacıları tarafından öldürüldü. Anlaşmaya göre Sri Lanka, merkezî hükümetin gücünü eyaletlere dağıttı. Ordu kışlasına çekildi. Hindistan Barış Gücü (IPKF) bölgede konuşlandı. Tamil Kaplanları isteksizce de olsa silahlarını IPKF’ye bıraktı. Hindistan askerlerinin Sri Lanka’ya konuşlanması adalıları rahatsız etti. Tamil Kaplanları da kısa bir zaman sonra IPKF ile silahlı mücadeleye girişti. Batılı güçler ve Sri Lanka, IPKF’nin adadan atılması için Tamil Kaplanları’nı destekledi. Mart 1990’da IPKF büyük kayıplarla adadan son gemisini kaldırdı. Birçok insan hakları ihlali yapan IPKF, 5 binden fazla Sri Lankalının ölümünden sorumlu tutuldu. IPKF’nin adadan ayrılması ile iyice şımaran, IPKF ile mücadelesi karşılığında Sri Lanka devletinden bile silah ve para alan Tamil Kaplanları, diğer Tamil örgütleri pasifize ederek tek güç hâline geldi ve 1990’da 2. Eelam savaşını başlattı. Tamil Kaplanları artık uyuşturucu ve insan kaçakçılığı trafiğini kurmuş, bölgede çıkarları olan güçlerin taşeronu bir örgüt hâline gelmişti. 1991’de Hindistan Başbakanı Rajiv Gandi’nin Tamil Kaplanları örgütüne üye bir suikast bombacısı tarafından öldürülmesiyle örgüt, uluslararası alanda meşruiyetini bir anda kaybetti. Hindistan bir daha örgütü desteklemeyecekti.

 

 

 

Devlet, örgütle masaya oturdu

 

Sri Lanka’nın 26 yıl süren iç savaşında yaklaşık 80 bin insan hayatını kaybetti. Milyonlarca Serendipli yerlerinden edildi. Savaştan artık Sinhalalar da Tamiller de yoruldu. Sri Lanka hükümetleri 80’li ve 90’lı yıllarda defalarca örgütle masaya oturmuştu. Anne ve babası daha önce ülkeyi yöneten devlet başkanı Chandrika Bandaranaike Kumaratunga da 1994’te örgütle anlaşmak istedi. Ancak Kaplanların 1995’te orduya ait iki gemiyi batırmasıyla çatışmalar yeniden başladı. Tamil Kaplanları’nın uyuşmaz tutumu bütün girişimleri boşa çıkardı. Devlet, 2002’de Norveç aracılığında Kaplanlar ile ateşkes imzaladı, ancak 2005’te ortalık tekrar kızıştı. 19 Kasım 2005’te cumhurbaşkanlığına seçilen Mahinda Rajapakse, örgütün ateşkes şartlarını binlerce kez ihlal ettiğini delil göstererek anlaşmayı feshettiğini ilan etti. Bu arada örgüt, ateşkesi değerlendirerek iyice toparlanmıştı. Arkasına Çin, Pakistan, Hindistan gibi kuvvetleri alan ‘demir yumruk’ Mahinda Rajapaksa, 2007’de Tamil gerillalarına karşı topyekûn savaş başlattı. Rajapaksa Amerika’daki 11 Eylül saldırıları sonrası dünyada terörle mücadeleye karşı oluşan atmosferi kullanarak sert politikasına meşruiyet kazandırmasını bildi. 26 yıl süren dünyanın en kanlı çatışmalarından biri olan Sri Lanka iç savaşı, Mayıs 2009’da devletin zaferiyle sonuçlandı. G11 zirvesi için Ürdün’de bulunan Rajapaksa, 16 Mayıs 2009’da kesin zaferini açıkladı. Örgütü kurulduğu günden beri yöneten Prabhakaran ve komutanları, 18 Mayıs sabahı ambulansla kaçarken roketle vurularak öldürüldü.

 

Zaferden sonra Tamil diasporasının Serendip’e dönüp dönmeyeceği ve Tamillerin gerçekten devletle barışıp barışmadığı soruları ise cevap bekliyor.