30 Mart 2002 / KÜRŞAT OKUTMUŞ
Sanat tır ve sanat çadır projeleriyle entellektüeller arasında bütün dikkatleri üzerine çeken Prof. Hüsamettin Koçan bu sefer bir rüyayı hayata geçiriyor. Koçan, Bayburt'un yakınlarında düşlenen bu müzenin geleneğin kaybolmasına direnç gösterebilecek bir nokta olacağı görüşünde.
Depremin en acı şekliyle Türkiye'yi sardığı günlerde, sorumluluk bilincine sahip her birey gibi o da yapabileceklerinin peşine düşmüş, deprem acısının ortasına belki de "başka hiç bir şey gelmez elimden" tevazuuyla "sanat çadır"ı kurmuştu. Sanat çadırı uzun bir süre faaliyette kalıp, deprem korkusuyla titreyen çocukların dalgın fırça darbeleriyle rengarenk olmuş, küçücük de olsa onları o atmosferden kurtararak, yerini neşeye bırakmıştı. Yine bir gün sanatın içinde yaşayan ama sanattan alabildiğince uzak Anadolu'da; farklı şeylere fazlasıyla ihtiyaç duyulan günlerde toprak bacalı evlerin önüne kocaman bir tır yanaşmış, içinden koca koca adamların yanı sıra, renkler, desenler, çizgiler, hayaller ve rüyalar çıkmıştı. Önce yola çıkarak bütün ülkeyi baştan başa dolaşacak olan aracın bir tren olması düşünülmüş fakat sorunlar çıkınca, yolları katetmek "sanat tır"a düşmüştü. Bir önceki "sanat çadır" düşüncesi de ona aitti, "sanat tır"ın direksiyonunu Anadolu'ya çevirmek fikri de. Romanlar bazen güzel ifadeler çıkarırlar ortaya: "Insan aslında, mutluluk resmindeki gülümsemeyi değil, hayattaki mutluluğu arar. Ressamlar iyi bilir bunu, ama resmedemedikleri de budur. Bu yüzden hayattaki mutluluğun yerine, görmenin mutluluğunu koyarlar..." Anlattığımız bu kişi her şeyden önce bir köy çocuğu; sonra iyi bir gözlemci, hayalleriyle yaşayan bir adam ve sonra sırasıyla ressam, profesör, dekan...
"Çağımız için ütopya"
Bu ilginç fikirlerin sahibi ve uygulayıcısı olan Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof. Hüsamettin Koçan yine ilginç bir çalışmanın içerisinde; bu defa yaptığı "ütopik" olacak kadar büyük, büyüleyecek kadar güzel bir proje. Türkiye'nin bir diğer ucu olan Bayburt'ta, Bayburt'a dahi 45 kilometre uzaklıkta olan Baksı (Bayraktar) köyünde ve hatta bu köyden dahi bir kilometre mesafede bir yere müze yaptırıyor: Baksı Müzesi ve Halk Sanatları Araştırma Uygulama Merkezi. Bonn Müzesi yöneticilerinden Dieter Ronte ve önemli bir müzeci olan Dr. Ulsberge, bu mimari projeyi, "Bizim çağımızda ancak bir sanatçının üretebileceği bir ütopya" olarak nitelendiriyorlar.
Kendini hayalperest, yaptıklarını ise hayal olarak niteleyenlere sinirlenmiyor dekan, aksine bu durum fazlasıyla hoşuna gidiyor. Ne de olsa insanların ütopya diyebilecekleri düşünceleri hayata geçirerek daha çok mutlu oluyor. Türkiye'de eşi benzeri olmayan bir müze hazırlığının merkezi bölgelerden çok uzak yerlere götürülme fikri, hangi düşüncenin eseriydi? Bayburt iline olsa ya da Bayraktar köyüne koşullandırılsa bu müze, yine bir merkez olacak ama bütün yerleşim merkezlerinden uzağa, kırlara açılıyor, neden? Prof. Hüsamettin Koçan'ın düşüncesine göre her şeyin kendini merkezde var etme arzusu, entellektüel yaşamın yalnızca bu merkezlerde kapalı kalmasına neden olmuş ve bu durum, tekrarlarla beraber kısıtlamaları peşinde getirmiş. Genel olarak entellektüel hayatın bir merkez tanımı olduğunu, onun dışına ender çıkıldığını düşünüyor Hüsamettin Koçan; "Avrupa yakasından Anadolu yakasına geçmek bile entellektüellerimizin büyük özverilerine bağlı bir durumdur. Bu kadar dar bir alanda kendini var etmenin bir kısıtlılık olduğunu düşünüyorum. Biraz uzaklaşma güdümü lazım, uzaklaştıkça farklılıklarla karşılaşacağız, standartların dışında neler oluyor onları göreceğiz. Bilim de, sanat da iç içe dönüktür, ama beslendiği alanların olması gerekir. Merkez tanımını genişletmek, geniş alanlara açılmak gerekiyor. Kısıtlılıkla yüz yüze olduğumuzu düşünüyorum." Baksı Müzesi Halk Sanatı Araştırma ve Uygulama Merkezi projesi, kendi sınırlı koşulları içinde her şeyin merkeze sürüklenmesine karşı durarak, merkezin periferden algılanmasını sağlayacak.
Sanat merkezden
olabildiğince kaçmalı
Kitlelerin sürekli büyük merkezlere doğru kayması, büyük merkezlerin bu bombardımana karşı kendi reflekslerini oluşturamamasıyla daha da vahim bir hal alıyor. Inandırıcılığını kaybeden merkeze, yani kente akma durumunu tersine çevirmemiz gerektiğine işaret eden bu çalışma, kültürel yabancılaşmayı engelleyebilecek, insanoğlunun göç, hasret kavramı dışında olabilmesi ve insanın kendisini öteki olarak algılamasının önüne geçmek için de katkıda bulunacak. Müzenin yakınında bulunan çevre insanının gurbetle tanışması, yarım yüzyıl öncesine dayanıyor. Prof. Hüsamettin Koçan'a göre bu yeni kapı, büyük bir hızla genişleyerek büyümüş ve uluslararası ölçeğe ulaşmış: "Gurbetçilerin bir bölümü bu kapılardan gittiler ve geri dönmediler. Bir bölümü gurbetin süslü, ışıltılı ama yabancı nesnelerini köye getirdiler. Gurbet, daha bir çok şeyin yanında hasret, kültürel yabancılaşma ve geleneksel kültürün yok oluşunu getirdi. Bu müze geleneğin yok olmasına, insanoğlunun öyküsünün kopuşlar yaşamasına bir direnç halkası oluşturmak istiyor. Diğer bir beklenti ise ülkemizin uzak bir bölgesinde kalan bu alanı bir uğrak yerine dönüştürerek geleneğin, toprağın ve doğanın verileriyle insan yaşamını zenginleştiren bir ilişkiye sokmak."
Araziye çıkmalı, biraz ekip biçmeli...
Müze, Doğu Anadolu'da, Bayburt'a 45 km mesafede bulunan Bayraktar köyünde inşa ediliyor. Bina köy merkezine 1 km uzaklıktaki Çoruh Vadisi'ne bakan bir tepede yükseliyor. 80 hanelik köyde bugün 480 kişi yaşıyor. 1980 yılında yapılan araştırmayı temel alan sayısal verilere göre, köy halkından 3 bin 114 kişi başka yerlere göçmüş ya da başka topraklarda doğmuş. Nüfus kütüklerine bakıldığında, son yirmi yıl içinde köy nüfusunun yaklaşık 7 kat arttığı, buna karşın köyde yaşayanların sayısının azaldığı görülüyor. Son yirmi yılın belirleyici unsuru, köyde yüzde 650 oranında bir göç oranının saptanması. Böyle bir yerin yakınında müze projesini uygulamaya başlarsanız, muhakkak "Yol kolay mı, nüfus kalabalık mı?" gibi sorular akla gelecektir. Hüsamettin Koçan verimlilik kavramı üzerinden yürüyerek bir yere varılamayacağını söylüyor: "Kültür, ticaret gibi değildir. Burada oturup hayatın niye kötü gittiği hakkında kafa yoruyoruz. Biraz gidip arazide ekip biçmemiz, o insanlarla beraber olmamız lazım."
Müzeye verilen Baksı ismi ise, Bayraktar köyünün eski adı. Kırgız Türkçesi'nde "şaman" anlamına geliyor. Kırgızlar bu deyimi "baksı" ve "baksa" biçiminde kullanmışlar. Müzenin tasarlanmasında yerel mimarlıktaki toprak damlı yapı geleneğinin biçim çağrışımlarından hareket edilmiş. Soğuk iklim koşullarının neden olduğu içe dönüklük göz önünde bulundurulmuş ve yapı, doğal ışık kaynağını kullanabilecek biçimde tasarlanmış. Müze yapısının damı, toprak damlı yapı mantığının yerelgeleneksel kullanımında olduğu gibi, bir yaşama ve üretme alanı olarak düşünülmüş. Kerpiç, ahşap ve toprak gibi yerel malzemeler kullanılarak doğal bir mimari ortam yaratılmış. Beton yapılaşmayı reddeden ve çevrenin geleneksel değerlerinin yanı sıra doğal ortamla dost bir anlayış içinde özgün bir mimari yapıheykel tasarısı oluşturulmuş.
Müze görücü önünde
Baksı Müzesi'nin proje sergisi şu günlerde Bilgi Üniversitesi'nin Atölye 11'inde sergileniyor. Müze projesini incelemek, uygulama aşamasını görmek üzere Almanya'dan 10 konuk müzecinin geldiği söyleniyor. Mimari açıdan müze, yerel çizgiler ve iklim şartları göz önünde bulundurularak hazırlanmış. 10 bin metrekarelik alanda 415 metrekarelik sürekli sergileme bölümleri, 323 metrekarelik bölümde dönemsel sergi mekanları, 195 metrekarelik bölümde toplantı salonu, 60 metrekarelik kütüphane, 150 metrekarelik konuk evleri, 268 metrekarelik atölyeler bulunuyor. Halk resimleri kolleksiyonunun sürekli sergileneceği müze etrafında, ayrıca rüzgar sörfü ve rafting etkinlekleri düşünülüyor. Uluslararası düzeye gelen Bayburt Dede Korkut Kültür Sanat Festivali'nin belirli programlarını da buraya sürükleyebilecek olan müzenin diğer bir önemli görevi de bölgede bir sahiplenme, bilinçlendirme ve toplama merkezi görevini üstlenecek olması. Sanatçılar çeşitli dönemlerde müzede bulunan araştırma ve uygulama merkezinde uzun süreli çalışmalar yapabilecek, eserler üretebilecekler.
Eposta : kursadokutmus@mynet.com