TARİH

Malezya’nın Osmanlıları

Malezya’nın Osmanlıları

Osmanlı Padişahı Sultan Abdülaziz döneminde Johor Sultanlığı’na gelin giden Rukiye Hanım’ın torunları, bugün Malezya’da çok önemli konumlarda bulunuyor. Onlar ülkenin Malay Osmanlıları.

Johor Sultanı Ebu Bekir Tememggong, 1866’da çıktığı Avrupa seyahatinde İstanbul’a da uğrayarak Osmanlı Padişahı Sultan Abdülaziz Han’ı ziyaret eder. İki Müslüman devlet başkanı arasında çok sıcak ilişkiler gelişir. Sultan Ebu Bekir, Abdülaziz Han’dan büyük bir ilgi ve misafirperverlik görür. İki devlet arasındaki ilişkiyi kalıcı hâle getirmek isteyen Osmanlı Sultanı, kendi hareminde yetişen Çerkez kökenli Rukiye Hanım’ı Sultan Ebu Bekir Han’a hediye eder. Rukiye Hanım’ı ülkesine getiren Sultan Ebu Bekir, onu kardeşi Ungku Abdul Mecid ile evlendirir. Bu evlilikle, Rukiye Hanım’ın 38 yıl sürecek Johor ya da günümüzdeki adıyla Malezya macerası başlamış olur. 1866’dan, vefat ettiği 1904 yılına kadar 38 yıl Johor’da yaşayan, 3 evlilik yapan ve toplam 11 çocuk sahibi olan Rukiye Hanım, Malezya’ya damgasını vurmuş saygın bir Osmanlı hanımefendisi. Onun torunları, yakın geçmiş ve günümüzde modern Malezya’nın en önemli isimleri arasında yer alıyor.

Malaylar ile Osmanlı arasındaki ilişkiler, aslında çok daha önceleri başlıyor. 13. asırda Malay halkının İslamiyeti kabul etmesinden sonra ilk temaslar başlamış ve 15. asırda Osmanlı Devleti ile Malay Sultanlığı birbirlerini tanımış. İlişkilerin ilk ticari sonuçları ise Fatih Sultan Mehmet zamanında alınır. 1471’de Fatih Sultan Mehmet ile Malay Sultanı Mansur Şah arasında ticaret anlaşması imzalanır. Anlaşma sadece ticaretle sınırlı kalmaz. Fatih’in kızı, Sultan Mansur Şah’ın büyük oğlu Raja Alauddin Şah ile evlenir. Bu evlilik, Malaylar ile Türkler arasındaki bağların daha da güçlenmesine sebep olur. Aradaki kız alıp vermeler daha sonra da devam eder. Yavuz Sultan Selim Han’ın Mısır’ı fethinden sonra halifeliğin Osmanlılara geçmesiyle, Malaylarla Osmanlı’nın ilişkileri daha da güçlenir. Ülkesi, Ümit Burnu’nun keşfinden sonra Portekiz ve Hollandalıların saldırılarına maruz kalan Malaca Sultanı Alauddin, Osmanlı’dan yardım ister. Osmanlı’nın desteği, Malayların Portekiz ve Hollanda işgalinde kaldığı 17 ve 18. yüzyıllarda da devam eder. Hatta o dönem, Portekiz gemilerinin saldırılarından korunmak için Malay gemileri Osmanlı bayrakları ile dolaşmaya başlar.

İki devlet arasındaki en iyi ilişkiler ise Osmanlı Devleti’nin son dönemlerinde yaşanır. Sultan Ebu Bekir, 1866’daki İstanbul ziyaretinden sonra, 1893’te tekrar İstanbul’a gelir ve Sultan II. Abdülhamit tarafından kabul edilir. Ziyareti sırasında kendisine Sultan II. Abdülhamit Han tarafından birinci dereceden Nişan-ı Osmani tevdi edilir. Bu ziyarette de bir öncekinde olduğu gibi yine bir kız alıp verme hadisesi yaşanır. Sultan Ebu Bekir, Sultan II. Abdülhamit Han’ın hareminden Hatice Hanım’ı ülkesine götürür. Bir rivayete göre Hatice Hanım, daha önce Johor’a gelin giden Rukiye Hanım’ın da kız kardeşidir. Sultan Ebu Bekir, Johor’a dönüşünden sonra 1894’te Hatice Hanım ile evlenir. Bu evlilikten Tunku Fatimah isimli bir kızı dünyaya gelen Sultan Ebu Bekir, bir yıl sonra vefat eder.

Osmanlı - Malay ilişkilerinin ne kadar iyi olduğunu anlamak için bugün Malezya’daki bazı eyaletlerin bayrakları bile bize çok şey anlatıyor. Bayraklardaki hilal ve yıldız bu açıdan dikkat çekici. Ayrıca Malayca ile Türkçe arasında aynı anlama gelen onlarca kelime bulunuyor.

Sultan Ebu Bekir Tememggong, “Modern Johor’un Babası” olarak bilinen, ülke tarihine damgasını vurmuş bir sultan. 1862 -1895 yılları arasındaki hükümdarlığı boyunca, ‘Seri Maharaja Johor’ unvanı alan Sultan Ebu Bekir, Malaylar arasında millî kahraman olarak anılan ilk sultan. Johor Sultanlığı döneminde ülkesinin yurt dışı ilişkilerine büyük önem veren Ebu Bekir, 1866’daki Avrupa ziyaretleri ile ülkesinde, ‘Avrupa’yı ziyaret eden ilk sultan’ unvanı alır. Sultan Ebu Bekir’in ziyaretlerinden sonra Johor’a gelen Rukiye ve Hatice hanımların hikâyesinden günümüze kalan miras, Rukiye Hanım üzerinden devam ediyor. Onun torunları daha sonra Malezya’nın siyaset, ekonomi ve bürokrasisinde çok önemli noktalara gelecektir.

Malezya’nın yakın tarihinde en fazla merak edilen figürlerden biri konumundaki Rukiye Hanım’ın hikâyesini, Kuala Lumpur’da yaşayan bir Türk akademisyen araştırıyor. Onunla ilgili bir belgesel hazırlayan Ahmet Kaplan, Rukiye Hanım’ın evlilikleri, çocukları ve torunlarıyla ilgili ilginç bilgilere ulaşmış. Buna göre, Rukiye Hanım ilk evliliğini, Sultan Ebu Bekir’in kardeşi Ungku Abdul Mecid ile yapar. Bu evlilikten Ungku Abdul Aziz, Ungku Abdul Hamid ve Ungku Abdul Rahman adında 3 çocuğu olur. Ungku Abdul Aziz, daha sonra Johor’un 6. başbakanı olacaktır. Eşinin vefatından sonra Jakartalı tüccar Syed Abdullah al-Attas ile evlenir Rukiye Hanım ve bu evlilikten Syed Ali al-Attaş adında bir oğlu dünyaya gelir. Ahmet Kaplan’ın tespitlerine göre Sultan Ebu Bekir, Al-Attaş’ı bu evliliğe uygun bulmaz. Sultan’ın baskısı ile Rukiye Hanım eşinden ayrılır. Rukiye Hanım ülkedeki üçüncü ve son evliliğini, Johor’un ilk Maliye Bakanı Dato Jafaar bin Haji Muhammad ile yapar. Bu evlilikten Aishah, Kamariah, Onn, Muhammad, Azizah, Ahmad Kepol ve Yahya adında 7 çocuğu olur.

Rukiye Hanım’ın ilk evliliğini yaptığı Ungku Abdul Mecid’in soyundan gelen tek bir torunu yaşıyor bugün Malezya’da. Ya da en azından bilinen tek torun denebilir. Prof. Dr. Ungku Abdul Aziz, 1922 doğumlu. Londra’da doğan Ungku Abdul Aziz, ekonomist, yönetici, akademisyen, sporcu ve yazar yönleriyle ülkede iyi tanınan bir isim. Uzun yıllar Malaya Üniversitesi’nde rektör yardımcılığı yapan ve ülkede royal profesör unvanı alan ilk Malay kökenli akademisyen olan Prof. Abdul Aziz, 37 yıldır Malezya Ulusal Kooperatif Hareketi’nin başkanlığını yürütüyor.

Prof. Ungku Abdul Aziz’in bir özelliği de Rukiye Hanım’ın üçüncü evliliğinden gelen torunu Sharifah Azah Aziz ile evlenmesidir. 1928 doğumlu Sharifah Hanım, aynı zamanda Prof. Ungku Abdul Aziz’in kuzeni. Malezya’da faaliyet gösteren İngilizce gazetelerde yazarlık yapan Sharifah Azah Aziz, aynı zamanda Malezya Kadın Gazeteciler Birliği’nin de kurucularından. Bu çiftin evliliğinden, 1948’de Ungku Zeti Akhtar adında, çok zeki bir kız çocuğu dünyaya gelir. Johor Bahru doğumlu Zeti Akhtar, 1970’te Malaya Üniversitesi ekonomi bölümünden mezun olur. Master ve doktorasını Pensilvanya Üniversitesi Warton okulunda yapan Dr. Zeti Akhtar, 1985 yılında girdiği Malezya Merkez Bankası’nda, 2000 yılından bu yana başkanlık görevi yürütüyor. Ülkedeki başarılarından dolayı Tan Sri Dato sıfatıyla ödüllendirilen Zeti Hanım, Asya ve Uzakdoğu’da merkez bankası başkanlığına kadar yükselmiş tek kadın olma özelliğine de sahip. Döviz kuru reformu, sermaye piyasası ve bankacılık sektöründeki başarılı rollerinden dolayı, 2003’te Euromoney tarafından dünyada yılın merkez bankası başkanı seçilen Dr. Zeti Akhtar, 2007 yılında da Global Finans dergisi tarafından ‘finans sektöründe en güçlü kadın’  ilan edilir.

TORUNLARI SİYASETİN ZİRVESİNDE

Rukiye Hanım’ın 1891’de Johor’un ilk eyalet bakanı Dato Jaafar Haji Muhammed ile üçüncü evliliğini yaptığını ve 7 çocuğu dünyaya geldiğini söylemiştik. Dördüncü çocukları Onn doğduğunda babası Dato Jaafar, Johor Kadısı Syed Salim Al-Attas’tan uygun bir isim vermesini ister. O da isminin olduğu gibi kişiliğinin de eşsiz olması ümidiyle 3 önemli Jawi harfini bir araya getirir: Onn... Diğer çocuklarının aksine Dato Jaafar, oğlu Onn’da küçük yaşından itibaren büyük bir potansiyel görür. Küçük yaşından itibaren disiplinli bir eğitim alan Dato Onn Jaafar, pahalı da olsa eğitimini İngiltere’de sürdürür. Annesi Rukiye Hanım’ı küçük yaşta kaybetmesine rağmen İngiltere’deki eğitimine devam eder.

Onn, 1946-49 yılları arasında Johor’un eyalet bakanı olarak atanana kadar aile geleneğini takip ederek eyalet idari vazifelerinde bulunur. Dato Jaafar Onn, Malezya’nın bağımsızlık mücadelesinin önemli figürlerinden olup UMNO adlı Malay Birleşik Millî Organizasyonu’nun kuruluşunda rol alır. UMNO’nun başkanı seçilen Onn, UMNO’ya sadece Malayların değil, o zaman yükselişte olan ırkçılığın önünü almak için, diğer ırkların da katılımını teşvik eder. Teklifi Malaylar tarafından direnişle karşılaşınca 1951’de UMNO başkanlığından istifa eder. Buna rağmen 31 Ağustos 1957’de ülkenin bağımsızlığına kavuşmasında önemli rol oynar. 1962’de 67 yaşında vefat eder.

Rukiye Hanım’ın Dato Jaafar bin Muhammad ile evliliğinden Malezya’nın gelişmesine öncülük eden güçlü liderler çıkar. Dato Onn Jaafar’in oğullarından, Rukiye Hanım’ın torunu Tun Hüseyin Onn, Malezya’nın üçüncü başbakanı olur. Tun Hüseyin Onn, Dato Onn Jaafar ile Datin Halimah Hüseyin çiftinin en büyük çocuğu olup 12 Şubat 1922 doğumlu. Tun Hüseyin Onn, memuriyetten istifa edip aktif politikaya atılır. 1949’da babasının kurduğu UMNO’nun ilk Gençlik Kolları lideri seçilir. 1950 de aynı partide genel sekreter olur. Buna rağmen 1951’de babasının kurucularından olduğu Malay Bağımsızlık Partisi’ne (IMP) geçer. Ancak daha sonra partiden ayrılarak hukuk eğitimi için İngiltere’ye gider. Mezuniyetinden sonra Kuala Lumpur’da avukatlığa başlar.

Zamanın başbakanı Tun Razak tarafından ikna edilen Tun Hüseyin Onn, 1968’de UMNO’ya geri döner. 1969’da genel seçimleri kazanan partisi tarafından eğitim bakanlığına getirilir. Siyasette hızla yükselen Tun Hüseyin Onn, 13 Ağustos 1973’te Tun Dr. İsmail’in yerine başbakan yardımcılığına getirilir. 1976’da, vefat eden 2. Başbakan Tun Razak’ın ardından Malezya’nın 3. başbakanı seçilir. 1981’de bypass ameliyatı olunca aynı yıl aktif politikayı bırakır. 29 Mayıs 1990’da 68 yaşında vefat eder.

Hüseyin Onn’un dördüncü çocuğu Dato Sri Hisamuddin Hüseyin, babasının yolundan giderek politikaya atılır. Londra’da hukuk okuyan Dato Sri Hisamuddin, hâlen Malezya İçişleri Bakanı. Merhum Tun Hüseyin Onn’un bir özelliği de Malezya’nın efsanevi lideri, yakın döneme damgasını vurmuş eski Başbakan Mahatthir Muhammed’i keşfederek politikaya sokan isim olmasıdır. Rukiye Hanım’ın torunları, sadece kendi etkinlikleriyle değil, politikaya soktukları isimlerle de Malezya’nın kaderinde çok önemli roller ifa etmiş isimler olarak kayıtlara geçiyor.

Rukiye Hanım’ın torunları, kendilerini hem Malay hem de Türk olarak görüyor. Onlara bir yönüyle ‘Malay Osmanlılar’ demek yanlış olmaz. Osmanlı’nın son dönemlerinde Johor’a giderek hayatının geri kalan kısmını bu ülkeye vakfeden Rukiye Hanım’ın eşsiz mirası, Malezya - Türkiye ilişkilerinin de en önemli kilometre taşını oluşturuyor. İki ülkenin her alanda ilişkilerini ve dostluğunu daha fazla geliştirmesi, Rukiye Hanım’ın manevi şahsiyetine saygının da bir gereği aynı zamanda.      

ÖNERİLEN YAZILAR