DOSYALAR

Kadın sünnetçiler zamanı

Kadın sünnetçiler zamanı
Erkeklerin yaptığı işlerden biri olarak bilinir sünnetçilik. Ancak son yıllarda hem geleneksel sünnetçiler hem de cerrahlar arasında "kadın sünnetçi" sayısı günden güne artıyor. Bu işi yapanların ortak görüşü, kadınlar erkeklere göre daha avantajlı. Çünkü kadınlar hem estetiğe dikkat ediyor hem de daha titizler. Sünnetçilik yüzyıllardır erkekler tarafından yapılan bir meslek. Ancak kadınlar da bu işe el atmaya başladı artık. 'Kadın sünnetçi' sayısı çok fazla olmasa da günden güne artıyor. Bunlardan biri de Zonguldak'ta yaşayan Nigar Sarı. Türkiye'nin ilk kadın sünnetçisi olarak bilinen Sarı, 25 senedir bu işi yapıyor. Mesleğe girişi ise hemşirelik yıllarına dayanıyor. Zonguldak Sigorta Hastanesi'nde görev yaparken sünnet yapmayı da öğrenir. Sonra, şehirdeki toplu sünnet törenlerinin değişmez hemşiresi olur. 1980 yılında hastaneden ayrılarak bir sünnet kliniği açar.

İlk başlarda bir kadının sünnet yapması hoş karşılanmaz. Hatta, çocuklarını kliniğe getiren bazı aileler, karşılarına 'kadın sünnetçi' çıkınca geldikleri gibi geri döner. Nigar Sarı, etrafındakilerin bu tuhaf bakışlarını aldırış etmez. "Kadın olarak bunu kabul ettirmenin zorluklarını çok yaşadım. Randevu alırlardı. Gelmelerini beklerdim. Ancak kadın olduğumu öğrenince 'Babası istemedi, erkeğe sünnet ettirecekler' derlerdi." diye anlatıyor yaşadıklarını... Nigar hemşirenin 'başarılı sünnet operasyonları' bir süre sonra Zonguldak'ta konuşulmaya başlayınca şehir de kadın sünnetçiye alışır.

Nigar Sarı, insanların zamanla kendine güvenmeye başlamasını hatasız iş yapmasına bağlıyor. "İşimi dikkatli ve özenli yapıyorum. Çocuğunun düzgün sünnet olmasını herkes ister. Memnun kalanlar başkalarına öneriyor. Bugüne kadar şikâyet gelmedi." diyor. Okulların da kapanmasıyla günde 7—8 çocuğu sünnet ettiğini belirten Nigar Sarı, ailelerin sünnet esnasında kliniğinde dinî vecibeleri yerine getirebildiğini söylüyor. Bir kadın olarak sünnetçilik yapmanın birtakım zorlukları olduğunu; ancak bunu artık tecrübesiyle yendiğini belirtiyor. Ona göre, kadın olmanın bazı avantajları bile var: "Öncelikle çocuklar benden korkmuyor. Onlarla konuşurken ikna edici yöntemler kullanıyorum. Bir de kadın olarak estetiğe dikkat ediyorsun, çok itina gösteriyorsun."

Kadınlar estetiğe daha fazla dikkat ediyor

Sünnetin hijyenik bir ortamda yapılması gerektiğini hatırlatan Nigar Sarı, aksi takdirde çocukların ileride bazı sağlık sorunlarıyla karşılaşabileceğini söylüyor. Şimdiye kadar 6 bin çocuğun erkekliğe ilk adımını atmasına vesile olan Nigar Hemşire, çocukları tercihe göre lazerle ya da makasla sünnet ediyor. Hedefi ise Kemal Özkan gibi bir Sünnet Sarayı sahibi olmak.

Kemal Özkan, sünnetçilerin duayeni olarak biliniyor. 42 senedir bu mesleği icra eden Özkan, bugüne kadar 113 bin çocuğu sünnet etti. Özkan'ın 'üniversite' dediği mekanda, sünnet olacak çocuklar için eğlenceden dinî vecibelere kadar her şey var. Sünnet Sarayı aynı zamanda sağlık lisesi mezunları için de bir eğitim merkezi. Onlarca öğrenci, sünneti burada öğrenmiş. Kemal Özkan ne tıp fakültelerinde ne de sağlık liselerinde sünnetle ilgili bir ders olduğunu söylüyor. Kimilerinin bu işi başarılı kimilerinin de öğrenmediklerinden hatalı yaptığını belirterek, bir an önce her iki kurumun da sünneti dersler arasına koymasını tavsiye ediyor.

Kemal Özkan'a göre kadın sünnetçi ile erkek sünnetçi arasında bir fark yok. Sünnetin cerrahi bir müdahale olduğunu belirterek, kadınların kimi konularda erkeklerden daha avantajlı olduğunu dile getiriyor: "Son yıllarda kadınlar arasından da sünnetçiler çıkmaya başladı. Geleneksel anlamda sünnetçilik yapan hemşirelerin sayısı bir elin parmaklarını geçmez. Ancak kadın sünnetçi ehil olduktan sonra olur, hem de daha iyi olur. Damar enjeksiyonunu en iyi hemşire yapar; ama kanuna göre onların bunu doktor nezaretinde yapması gerekiyor. En iyi bildikleri şey yasaklanıyor, öğretilmeyen sünnete ise izin veriliyor."

Sünnetler hemşirelerin yanı sıra tıp fakültesi mezunu genel cerrahlar tarafından da yapılıyor. Ancak tıp fakültesinde okuyan kadınlar genellikle zor olduğu gerekçesiyle cerrahlığı tercih etmeyip farklı bölümlere yöneliyor. Aslında, sünnet yapan genel cerrahların sayısı da hayli sınırlı. Bu azınlık içinde yer alanlardan biri de Amerikan Hastanesi Genel Cerrahi Bölümü doktorlarından Canan Uzel. Asistanlığı döneminde uzun süre sünnet kampanyalarında görev alan Canan Uzel, yüzlerce çocuğu sünnet etmiş. Hayret dolu bakışların hiç eksik olmadığını, ama bu konuda kadınların erkeklere nazaran daha avantajlı olduğunu belirterek, "Kadınlar, ince el işine daha yatkın. Özellikle, cerrahinin elle yapılan pratik kısmına. Aynı zamanda daha sabırlı ve daha titizler." diyor. Canan Uzel, sünnetin basit bir ameliyat olmasına rağmen müdahale edilenlerin çocuk olmasından dolayı kendisinin duygusal davrandığını dile getiriyor: "Sünnette çocuğun psikolojisi önemli. Gerekli iletişimi kurarak tedavileri gerçekleştiriyorum. Ancak oğlumun sünnetini ben yapamadım, başka bir arkadaşa yaptırdım."

Sünnetler geleneksel yöntem denen makas veya bıçakla gerçekleştiriliyor. Son yıllarda ise halk arasında lazer olarak bilinen, üç voltluk elektrik veren termokoter de kullanılıyor. Müdahale öncesi ise anestezi yapılıyor. Kimi sünnetçiler makası tercih ediyor, kimileri ise kanamayı durdurmak için termokoteri kullanıyor.


PROF. DR. ORHAN ÇEKER: 7 YAŞINA KADAR OLABiLiR

Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi İslam Hukuku Öğretim Üyesi Prof. Dr. Orhan Çeker, çocuğun küçük olması durumunda kadınların sünnet yapmasında bir sakınca görmediğini söylüyor. Ancak çocuğun aklı eriyorsa mahremiyet olduğunu ve bu sünnetin uygun olmayacağını ifade ediyor; "7 yaşına kadar sakınca yok; ancak sonrasında çocukların sünnet olması uygun olmaz. Burada sınır çocukların aklının ermesi."

ÖNERİLEN YAZILAR