| EKONOMI |
17Mayıs’ta Türkiye, İran ve Brezilya devlet başkanları arasında yapılan 11 saatlik görüşme sonrasında, Uluslararası Atom Enerji Ajansı, ABD, Fransa ve Rusya’dan oluşan Viyana Grubu ile İran arasında uranyum takasını öngören anlaşma imzalandı. Anlaşma, İran’ın elinde bulunan 1200 kg az zenginleştirilmiş uranyumla 120 kg yüksek zenginleştirilmiş uranyumun Türkiye’de takasını öngörüyor. ABD, Rusya, Almanya, Fransa ve Çin’in başını çektiği ülkeler, İran’ın uranyum değiş-tokuşu sonrasında da zenginleştirme çalışmalarını devam ettireceğini beyan etmesinden dolayı, imzalanan anlaşmayı yeterli bulmuyor ve ülkeye daha ağır yaptırımlar başlatacaklarının sinyallerini veriyor.
Öte yandan, dünya çapında benzinin litre fiyatını 25 sent civarında artıracağı hesaplandığından, uygulanacak yaptırımların İran’ın petrol ihracatını baltalamaması gerektiği de savunuluyor. Bu hususa dikkat edilmediği takdirde Japonya, Çin, Hindistan ve Rusya başta olmak üzere İran’la petrol ticareti yapan ülkelerin ekonomilerine ciddi bir darbe vurulması yeni bir global krize sebep olabilir.
İran’daki nükleer çalışmalar, 1950’li yıllarda çok yakın ilişkilerde olduğu ve hatta en yakın ticari partneri olan Amerika’nın yoğun destek vermesiyle başladı. Ancak 1979 devrimi sonrasında iki ülkenin ilişkisi ciddi şekilde zedelendi ve Amerikan Meclisi’nin 1996’da imzaladığı ‘İran ve Libya’ya yaptırım yasası’ ile neredeyse kopma noktasına geldi. Bu yasaya göre Amerikan şirketlerinin İran’la bir yıl içinde 20 milyon dolar üzerinde ticaret yapması yasaklanmış oldu. Amerika’yla ilişkileri zedelenen ülke, zaman içinde öncelikle Almanya, Fransa, Japonya, Çin, Hindistan, Kore ve İtalya olmak üzere birçok Avrupa ve Asya ülkesiyle ilişkilerini sağlamlaştırmaya devam etti. Nükleer silah üretimi tartışmalarının alevlendiği günümüze kadar olan süre zarfında Almanya, Fransa ve İtalya başta olmak üzere bazı AB üyeleri Amerika’nın İran’a yaptığı yaptırımların en büyük amacının İsrail’i boykot eden Orta Doğu ülkelerine karşı atak yapmak olduğunu savunarak İran’a destek oldular. Yapılan araştırmalara göre Amerika’nın bu ülkeye uyguladığı boykotun bütün dünyaya faturası da küçümsenemeyecek kadar büyük. Örneğin, 2008’de Amerika Uluslararası Ticaret Ofisi’nin yaptığı çalışma İran’a uygulanan ambargonun kaldırılması hâlinde petrol fiyatlarının yüzde 10’un üzerinde düşeceğini gösteriyor. Amerika’nın dünya çapında yaygınlaştırmaya çalıştığı ambargoya rağmen İran’ın 2003’te başlattığı komşularıyla ilişkilerin daha iyi seviyelere getirilmesini hedefleyen ekonomik reform ülkenin ekonomik gelişiminin geçtiğimiz 7 yıl içinde büyük ivme kazanmasına yardımcı oldu. 2007 rakamlarına göre İran-Hindistan arasındaki ticaret iki yıl öncesine göre yüzde 80 oranında arttı ve 13 milyar dolara ulaştı.
Son 5 yıl içinde İran’ın Birleşik Arap Krallığı ile ticareti; artan yatırımlar, ithalat ve ihracatın etkisiyle 3 katına çıkarak 12 milyar dolar düzeyine ulaştı. Bahsi geçen Ekonomik Reform hareketi neticesinde, Amerika’da el konulan 12 milyar dolar civarındaki mal varlığı dışında İran vatandaşlarının yurt dışındaki yatırımlarının toplamının 1,3 trilyon dolar civarında olduğu tahmin ediliyor. 2000-2007 yılları arasında İran dış ticareti 150 milyar dolar seviyelerine yükseldi ve önümüzdeki 5 yıl içinde İran’a yapılacak yatırımların yüzde 100 oranında artacağı hesaplanıyor. İran’a yatırım yapan ülkeler listesinin başını Birleşik Arap Krallığı, Singapur ve Endonezya çekerken İngiltere, Almanya, Fransa, Avustralya ve Hollanda’nın 300’e yakın projeyle ülkeye 17 milyar dolar civarında yatırım yaptığı görülüyor. Ambargo uygulandığı sürekli dile getirilse de çeşitli Amerikan firmaları Kanada menşeli firmalarla ortak olarak çeşitli projelerle ülkeye 1 milyar dolar civarında yatırım yapıyor. 2009’da yaklaşık yüzde 3 büyümeyle dünyanın 16. en büyük ekonomisi olan İran, 2008 krizinden hiç yara almadan kurtulan ülkelerin başında geliyor.
Dünya çapında kullanılan enerjinin ortalama yüzde 7’sinin ve Amerika’da kullanılan elektriğin neredeyse dörtte birinin nükleer enerji reaktörleri tarafından üretildiği göz önünde bulundurulduğunda, büyük bir ticari atılım atağı başlatan İran’ın enerji temini için arayışlara girmesi kaçınılmazdı. Nükleer enerji geliştirmenin olmazsa olmazlarından biri uranyumun zenginleştirilip etkili şekilde kullanılmasının sağlanması, fakat uranyumun zenginleştirilme oranına bağlı olarak nükleer silah yapılmasının da mümkün olduğunu unutmamak gerekiyor.
* Key Bank Uluslararası Bankacılık Grubu Başkan Yardımcısı
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||