| GÜNCEL |
Türkiye son bir aydır anayasa değişikliklerini konuşuyor. Hükûmetin hazırladığı 26 maddelik paket, toplumun her kesiminde tartışılıyor. Pakette doğrudan ekonomiyi ilgilendiren konu başlıkları olmamasına rağmen, süreç iş dünyasının da gündeminde. İşveren kuruluşları değişikliğe destek vermekle birlikte, önceliklerinin yeni bir anayasa olduğunu söylüyor. Türkiye’nin en büyük iş dünyası sivil toplum kuruluşu konumundaki TUSKON ise yeni anayasa düşüncesinin bu aşamada mümkün olmadığı tezinden hareketle, mevcut pakete tam destek veriyor. Türkiye Sanayici ve İş Adamları Konfederasyonu Yönetim Kurulu Başkanı Rızanur Meral, “Mevcut anayasa artık bu ülkeyi taşıyamıyor. Yeni bir anayasa yapılamıyorsa, en azından bu değişiklikler gerçekleşmeli ve ülkenin önü açılmalıdır.” diyor. Bünyesinde 7 federasyon, 150 iş adamı derneği ve 15 bin girişimciyi barındıran TUSKON’un Anadolu’daki en yaygın iş dünyası kuruluşu olduğunu hatırlatan Meral, bütün derneklerin bu değişime büyük önem verdiğini vurguluyor. Meral’in tespitlerine göre Anadolu’daki iş dünyasında sivil, özgürlükçü ve toplumun her kesiminin ihtiyaçlarına cevap verebilecek bir anayasa talebi artık belirgin hâle geldi.
TUSKON, anayasa değişikliği tartışmalarına, sadece sürece destek vererek katılmıyor. Güçlü bir ekibin uzun ve yorucu bir çalışma sonucu hazırladığı teklif paketini de hükûmete sunan TUSKON, mevcut paketteki bazı maddelerin tekrar ele alınmasını öneriyor. Üzerinde durulan maddelerin başında, parti kapatma geliyor. Rızanur Meral, Meclis’in en az dörtte üçlük çoğunluğunun onayını almadan ve şiddet ile teröre bulaşma gerekçesi olmadan parti kapatmanın mümkün olmaktan çıkarılması gerektiğini vurguluyor. Diğer bir madde ise Anayasa Mahkemesi ve HSYK’nın üyeleriyle ilgili düzenleme. 20 yıl kamuda görev yapma şartının çok uzun ve 45 yaş sınırının çok yüksek olduğunu belirten Meral, bunların 15 yıl ve 40 yaş olarak değiştirilmesini önerdiklerini, böylelikle bu iki önemli kuruma ciddi bir dinamizm geleceğini öngörüyor. TUSKON’un önem verdiği hususlardan biri de, Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru hakkı. Türkiye’nin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde en fazla mahkûmiyet alan ülkelerden olduğunu hatırlatan Rızanur Meral, bireysel başvuru hakkının sorunların dışarıya taşınmasını azaltacağını ve bunun da ülke itibarına önemli katkı yapacağını belirtiyor.
TUSKON’un öneri paketinde altı çizilen diğer bir husus ise Anayasa Mahkemesi’nin yetkileri meselesi. Hükûmetin taslağında, Anayasa Mahkemesi’nin anayasa değişiklerini sadece şekil bakımından denetleyebileceği açık şekilde belirtiliyor. Meral, bu maddeyi eksik bulduklarını söyleyerek, önerilerini aktarıyor: “Bu maddeye, ‘referandumda kabul edilen anayasa değişiklikleri, Anayasa Mahkemesi tarafından şekil bakımından bile denetlenemez’ diye bir madde ilave edilmeli. Bu çok önemli. Yoksa halkın iradesi mahkemede ipotek altına alınabilir. Oysa demokrasilerde son sözü halk söyler.” Meral’in dikkat çektiği diğer konu başlıkları ise Yüksek Askerî Şûra’nın ilişik kesme kararlarının yargı denetimine açılması ve askerlerin, savaş suçları ve direkt askerlikle ilgili konuların dışındaki suçlarından dolayı sivil mahkemede yargılanması meselesi. TUSKON yönetimi, görev ve üniforma ne olursa olsun sivil alanı ilgilendiren suçların sivil mahkemede yargılanmasının demokrasi açısından büyük önemi olduğu görüşünde.
EKONOMİNİN GÜNDEMİ DE ANAYASA
Peki, bu kadar büyük bir kitleyi temsil eden bir iş dünyası kuruluşu, ekonomik sorunların ağırlaştığı, işsizliğin tavan yaptığı ve dünyanın krizden geçtiği bir ortamda neden ekonomik sorunlar yerine anayasa tartışmalarına bu kadar mesai ayırıyor? Rızanur Meral, aslında anayasa tartışmalarının doğrudan ekonomik gündemle ilintili olduğunun altını çiziyor.
Özgürleşme ve demokratikleşme çabası ile ekonomik kalkınmanın her zaman el ele gittiği tespitini yapan Meral, şöyle devam ediyor: “İş dünyası olarak şunu söylüyoruz. Hukukun evrensel anlam ve muhtevasıyla egemen olduğu Türkiye, insanların ileriye yönelik planlar yapacağı ve yatırım kararı alacağı bir ortam olacaktır. Özgürlüklerle ekonomilerin ilintili olduğunu düşünüyoruz. Özellikle anayasanın demokrasi ve özgürlüklere atıf yapan maddelerine iş dünyası olarak destek veriyoruz. Öte yandan demokrasi ve özgürlükler, bir ülkedeki bilinmezliklerin ortadan kaldırılması noktasında önem taşımaktadır. Bilinmezliklerin olduğu bir ülkede iç yatırımlar aksayacağı gibi, dış yatırımlar da kesilir. Nitekim parti kapatma davası sürecinde bunu somut olarak yaşadık.”
Türkiye anayasa değişiklikleri ve en temel demokratikleşme adımlarıyla uğraşırken, devletler arasında pozisyon kapma yarışı da hızla devam ediyor. Dünyada yeni bir düzen kuruluyor. Devletler muvazenesinde yeni dönemin en önemli aktörü olacağı genel kabul gören Türkiye’nin kaybedecek hiç vakti olmadığına işaret eden Rızanur Meral, “Türkiye’nin içeride demokratikleşmesinin yanı sıra, dışarıda da daha güçlü hâle gelmesi adına anayasa değişiklikleri çok önemli. Bu sürecin bir an önce tamamlanması gerekiyor.” tespitini yapıyor.
Bu Meclis’in anayasa yapamayacağı yönündeki görüşlere de karşı çıkan Meral, bu dönemde bütün milletvekillerine tarihî bir görev ve sorumluluk düştüğünün altını çiziyor. TUSKON olarak anayasa değişikliğinin referanduma ihtiyaç kalmadan Meclis’te çözüleceğine inandıklarını da belirterek, “Bunun olmaması hâlinde ise referandumun birçok demokratik ülkenin etkin kullandığı bir yöntem olduğu unutulmamalı. Türk halkı dünyanın en sağduyulu toplumu. Gündemi de çok yakından takip ediyor. Referandumdan çekinilmemesi gerekiyor.” diyor.
YÜKSEK YARGI İŞSİZLİĞİ ARTTIRIYOR
Türkiye’de son yıllarda birçok yatırım projesi yüksek yargıdan döndü. Bazı özelleştirmeler iptal edildi. Hayata geçmesi hedeflenen yatırımlar, yargı engeline takıldı. Rızanur Meral bu konunun Türkiye’deki ekonomik sıkıntılar ve işsizlik noktasında çok önemli bir ayrıntı olduğuna işaret ederek, “Bizim tespitlerimize göre Türkiye’de yüzde 14 olan işsizlik oranında yüzde en az 2’lik payın sebebi, yüksek yargının yatırımlarla ilgili verdiği durdurma kararlarıdır. Türkiye ayağındaki bu bağları çözemediği müddetçe işsizliği de çözemez, diğer ekonomik sorunlarını da...” uyarısını yapıyor.
Artık ekonomi ile demokrasiyi birbirinden ayırt etmenin mümkün olmadığı tespitini de yapan Meral, günümüzde en gelişmiş ülkelerin aynı zamanda en demokratik ülkeler olduğunu hatırlatıyor. Bu Meclis’in anayasa yapamayacağı yönündeki görüşlerin millet iradesine karşı büyük bir saygısızlık olduğunu da vurgulayan Meral, anayasa değişikliğinin bir parti meselesi değil, memleket meselesi olduğunu vurguluyor. Meclis’teki oylamada milletvekillerinin olaya böyle bakıp vicdanlarıyla hareket etmelerini isteyen Meral, bu sürecin Türkiye için bir demokrasi sınavı olduğunun unutulmamasını istiyor.
Cumhurbaşkanı’nın sistemi model oldu
TUSKON, son yıllardaki etkinlikleriyle, Türkiye’nin dış ticaretinin artmasına ve girişimcilerin yeni pazarlara ulaşmasına önemli katkılar sağladı. Afrika başta olmak üzere, keşfedilen yeni pazarlar küresel kriz sürecinde ihracatçılara âdeta nefes aldırdı. Cumhurbaşkanı Gül, Başbakan Erdoğan ve ekonomiden sorumlu bakanların yurt dışı programlarına da büyük destek veren TUSKON üyeleri, artık hemen her resmî ziyarette bulunuyor. Son olarak Gül’ün Demokratik Kongo ve Kamerun ziyaretlerine katılan Rızanur Meral, Cumhurbaşkanı’nın iş adamı heyetleriyle gerçekleştirdiği gezilerin dünyada bir model hâline geldiğini düşünüyor. Türkiye’nin ticari anlamda önünün açılmasında bu çalışmaların önemli rolü olduğu tespitini yapan Meral, Cumhurbaşkanı Gül’ün ortaya koyduğu çalışmanın farklı ülkelerde de örnek alındığı tespitini yapıyor. Bu ziyaretlerde iş adamlarıyla yakından ilgilenen Cumhurbaşkanı, uzun uçak yolculuklarında vaktinin önemli kısmını da girişimcilerle tanışmaya, onları teşvik etmeye ayırıyor.
TUSKON’un tek işlevi elbette Anadolu’daki girişimciyi dünyaya açmak değil. Türkiye’de düzenlediği dış ticaret zirveleriyle Anadolu’yu da dünyaya açan TUSKON, bugüne kadar 8 dış ticaret köprüsü düzenleyerek yüzlerce farklı ülkeden binlerce devlet adamı, bürokrat, sanayici ve gazeteciyi Türkiye’ye getirdi. Sadece İstanbul’un değil, Anadolu’nun güzellikleri tanıtıldı ve gönüllü turizm elçileri olmaları sağlandı. Geçen yıl, bütün zirveleri tek çatı altında toplayarak Türkiye-Dünya Ticaret Köprüsü kuran TUSKON, bu yıl bu etkinliğin ikincisini 14-20 Haziran tarihleri arasında düzenleyecek. Zirveye 135 ülkeden 2 bin iş adamı katılacak. Zirvenin küresel krizden çıkış sürecinde Türk ticaretine büyük bir ivme kazandırması hedefleniyor.
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||