|  
  |  
  |  
  |  
  |  
 
Ana Sayfa
  |  
Kara Kutu
  |  
Dosyalar
  |  
Ekonomi
  |  
Kültür Sanat
  |  
Teknoloji
  |  
Diraksiyon
  |  
Hayat Bilgisi
  |  
 
GÜNCEL

Irak’ta umut ve hayat arasında seçim

15 Mart 2010 / KÜRŞAT BAYHAN - MURAT UÇAR
Irak, geçen hafta Saddam Hüseyin sonrası ikinci genel seçimini yaşadı. Tam 176 parti yarıştı; ancak Iraklılar için sandıktan çıkacak sonuç belli; hayat yahut umut!

Irak halkı, 7 Mart Pazar günü Saddam Hüseyin sonrası yapılan ikinci genel seçim için sandık başına gitti. 19 milyon 600 bin seçmenin yüzde 60’ı ülke genelindeki 51 bin seçim merkezinde oy kullandı. Seçimde parti ve aday enflasyonu vardı. Dile kolay, 325 sandalyeli parlamentoya girmek için tam 176 parti (bir kısmı ittifak hâlinde) ve 6 bin 400 kişi yarıştı.

Seçim sonucunda ön plana çıkması beklenen 6 siyasi ittifak bulunuyor. Bunları şöyle sıralamak mümkün: Başbakan Nuri El Maliki liderliğindeki Kanun Devleti Koalisyonu; Sadır ve el Hekim grubunun yer aldığı Irak Ulusal İttifakı; Sünni Araplar ile Irak Türkmen Cephesi’nin de desteklediği Iyad Allavi öncülüğündeki Iraklılar Listesi; Irak İslam Partisi’nin öncülük ettiği Irak Ulusal Uzlaşısı; İçişleri Bakanı Cevat Bolana, Irak Uyanış Konseyi Başkanı Ahmet Ebu Rişa, Sünni Din Adamları Vakfı Başkanı Abdülgafur Samarrai’nin başında bulunduğu Irak’ın Birliği İttifakı ve KDP ile KYB’nin içerisinde yer aldığı Kürdistan Listesi.

Aday, parti ve ittifak bolluğuna rağmen seçimin Nuri El Maliki ile Iyad Allavi ittifakları arasında geçmesi bekleniyor. Kurulacak yeni hükûmetin bu iki isimin başkanlığında olması en güçlü senaryo. Iraklı siyasetçilere göre, yeni hükûmetin kurulması 3– 4 ay sürebilir. Hayli meşakkatli geçecek bu dönemden nasıl bir sonuç çıkacağını şimdiden kestirmek kolay değil. Çünkü siyasi safların çok sık ve çabuk değiştiği ülkede seçim sonrası yeni ittifaklar söz konusu olabilir.

Peki, Irak ikinci seçim tecrübesini nasıl yaşadı? Seçim sabahı Bağdat’ın Mansur semtindeki bir okula kurulan seçim merkezine gidiyoruz. İş makinelerinin yolda açtığı çukurlar seçim yatırımı havasını veriyor. Zira çukuru açmak dışında hiçbir faaliyetin emaresi görülmüyor. İş makineleri de seçimin ertesi günü çukurları bile kapatmadan ortadan kayboluyor. 

Şehir bombalı saldırılar ve zaman zaman çatışmaya dönüşen Sünni–Şii gerginliği yüzünden konulan beton duvarlar sebebiyle labirente benziyor. Bazı semtler hâkim mezhebe göre Sünni ya da Şiilerden tamamen arındırılmış. Hatta söz konusu semtlerin etrafı iki metre yüksekliğinde beton bloklarla kapatılmış.

Rehberimiz Aydın Beyatlı’yla, oy kullanma işleminin yapıldığı bir okula doğru ilerliyoruz. Seçim noktasına yaklaştıkça ülkedeki Amerikan işgalinin bir anlamda simgesi hâline gelen hammer cipler ve Amerikan üniformalı askerler göze çarpıyor. Fakat yaklaştıkça üniforma ve ciplerin içinde Iraklı askerleri görüyoruz. Disiplin ve eğitim konusunda ciddi zafiyet içinde olduklarını anlamak uzun sürmüyor. Ciplerin ön camlarına plastik çiçeklerle yapılan süslemeler ile üstlerindeki silah sistemine eklenen güneşlikler dikkat çekiyor.

Az önce bir Iraklıyı döven askerler üstümüzü ve çantalarımızı arıyor. Askerlerin yabancılara karşı pek sıcak olmadığı tavırlarından anlaşılıyor. Aramaların ardından yapılan ayaküstü sorgulamada Türkiye’den geldiğimizi öğrendiklerinde yüzlerdeki ifade biraz yumuşuyor. Selamlaşma ve hatır sorma faslından sonra askerler konuyu hemen burada ‘Murat Alemdar’ olarak bilinen Kurtlar Vadisi dizisinin kahramanları Polat ve arkadaşı Memati’ye getiriyor. Suriye’de yapılan Arapça dublajla bu ülkede de yayınlanan dizi büyük hayran kitlesine sahip. Kadınların favori Türk dizisi ise Asi. Dizinin erkek başrol oyuncusu Demir’in adı dublajda ‘Emir’ olarak çevrilmiş. Iraklı kadınlar sıkça uygulanan sokağa çıkma yasağının Türk dizileri sayesinde katlanılabilir hâle geldiğini söylüyor.

Birden Polat Alemdar ve Memati tarzı ağır abi havalarına bürünen Iraklı askerler dizinin ileriki bölümlerinde neler olacağına dair tüyo almaya çalışıyor. Bir de kontrol noktasından ayrılırken Polat ve Memati’ye selam söylememizi, kendilerini Irak’a beklediklerini ifade ediyorlar.

Yol boyunca ilerlerken şehrin içinde bulunduğu şartların ağırlığını farklı pencerelerden görme imkânı yakalıyoruz. Savaşın soğuk yüzü hâlâ Bağdat sokaklarında geziniyor. Rehberimiz Aydın Beyatlı, bombardıman gününü anlatıyor bir yandan. 2003 yılındaki işgalin ilk günlerini, Saddam dönemini, kanlı Irak geçmişini… Arada da ‘hayat umutla beraber’ diyor.

Kendisi de Türkmen olan Aydın Beyatlı konuyu Türkmenlerin mücadelesine getiriyor. Saddam döneminde Bağdat Üniversitesi Ziraat Fakültesi’nde öğretim üyesi olan Beyatlı, işgalle birlikte üniversite kapanınca geçimini sağlamak için Türkiye’den gelen basın mensuplarına rehberlik etmeye başlamış. Bir dönem ailesiyle Türkiye’ye giden Beyatlı, ekonomik sebeplerden dolayı geri dönmek zorunda kalmış: “Ankara Üniversitesi’nde okudum. Fransa’da doktoraya başladım ama bitiremeden geri dönmek zorunda kaldım. Burası benim vatanım, her şeye rağmen umutluyum. Yaşam umutla beraber. Ne yapalım?” diyor.

Sabahın ilk saatleri olmasına rağmen seçmenler yola koyulmuş. Oy kullanılan sınıfların birinde, takım elbiseli bir çocuğa rastlıyoruz.  7 yaşındaki Ahmed henüz birinci sınıfta okuyor. Öğretmenleri bombalı bir saldırıda öldüğü için 2 aydır okula gidemiyormuş. Babası Ebu Ahmed de 2003’teki işgal sonrasında eğitim seviyesinin çok düştüğünden yakınıyor. Okullarda çalışacak öğretmen bulamadıklarını anlatan baba, “Her sabah evden ayrılırken acaba akşam sağ salim geri dönebilecek miyiz diye düşünüyoruz. Eskiden sahip olduğumuz tek şey güvenlikti, şimdi onu da kaybettik.” diyor.

Yıkıntı ve bakımsız evlerin çevrelediği dar sokaklardan ilerleyerek dikenli tellerle kuşatılmış barikatları geçiyoruz. Ülkeye demokrasi getireceklerini vadedenlerin geride bıraktığı izler hepsi. Göğe doğru uzanan beton bloklar, gökyüzünde sinek vızıltısıyla ilerleyen insansız uçaklar… Her sokak başında dikilen Amerikan üniformalı Irak askeri, polisler… Bir zamanlar Orta Doğu’nun en modern şehrinin sokaklarında şimdi sefalet hâkim. Artık aileler akşam yürüyüşlerine de çıkmıyor Bağdat’ta. Ama yine de umutlular. Zira ellerindeki tek şey bu.