DOSYALAR

Hacı'nın malı ekstazi çıktı

Hacı'nın malı ekstazi çıktı
Geçtiğimiz günlerde cezaevinde şeker komasına girip ölen "Hacı" lakaplı işadamı Mehmet Ali Yaprak, 1989"dan itibaren Arap âlemine 100 milyon adedin üzerinde captagon hapı gönderdi. Arap aleminde büyük rağbet gören hapların yakalanan 5 milyon tanesinin ekstazi olduğu anlaşıldı.Her türlü kimlik ve belgenin sahtesini yapabildiği için "profesör" lakabı takılan Ahmet Tarık Çakıcı geçtiğimiz yılın kasım ayında İstanbul"da yakalandığında, "Suç dünyası büyük bir değerini kaybetti" demişti. Gerçekten de Tarık Çakıcı, suç dünyası için büyük bir değerdi, çünkü sahte mahkeme ve savcılık kararları bile üretmişti.

Hayali ihracat olaylarında ismi hep ön plana çıkmış bir isim olan Abdurrahman Yakupreisoğlu, geçtiğimiz günlerde bir daha yakalanınca "Ben hayali ihracatın ordinaryus profesörüyüm" dedi. Suç dünyasındaki bu "veciz çıkışların" son örneği 6 Ocak 2004 günü İstanbul"da yaşandı. Kartal Cezaevi"ndeki koğuşunda şeker komasına girerek hayatını kaybeden Gaziantepli işadamı Mehmet Ali Yaprak"ın cenaze töreninde lapa lapa kar yağmaktaydı. Cenazedeki katılımcılardan birinin ağzından şu cümle döküldü: "Rahmetli hayatında da beyazı çok severdi."

Bu cümlenin, Mehmet Ali Yaprak"ın 58 yılllık hayatındaki anlam ve önemi büyüktü. Çünkü Yaprak, 1989-2000 yılları arasında Arap âlemine tam 500 milyon dolarlık captagon hapı sevketmekle suçlanmaktaydı. Öyle ki, Araplar arasında cinsel gücü arttırdığı düşünülen bu hap, onun lakabıyla "Hacı"nın malı" diye anılır olmuştu. Öte yandan Yaprak, "Susurluk raporu"nu yazan Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkanı Kutlu Savaş tarafından uluslararası uyuşturucu kaçakçılığının büyük isimlerinden biri olarak gösterilmişti. Savaş, 119 sayfalık raporunun tam sekiz sayfasını "Yaprak olayı"na ayırmıştı. Savaş"ın raporuna göre Yaprak, captagon gönderdiği yerlerden eroin ve eroin imalinde kullanılan asit getirtiyordu. Yaprak, captagonları Gaziantep bölgesi ile İstanbul"daki laboratuvarlarda üretiyordu. İstanbul"daki laboratuvarları seyyardı.

Yaprak, 2000 yılında aftan yararlanıp cezaevinden tahliye edildikten sonra, "Artık yeni ve temiz bir yaşam istiyorum" diyerek Mahkemeye başvurmuş ve soyadını "Yalçın" olarak değiştirmişti. Ancak ölüm onu, uyuşturucu kaçakçılığı suçundan Urfi Çetinkaya ile paylaştığı cezaevi koğuşunda girdiği şeker komasıyla yakaladı.

Yaprak"ın ölümünden önce polis kayıtlarına geçen son icraatı, 29 Temmuz 2002 tarihinde Gebze"deki bir ilaç fabrikasında tam 5 milyon adet hap yakalanmasıydı. Yaprak, işte bu yüzden Kartal Cezaevinde tutukluydu. Onun bu son dosyası, çarpıcı bir gerçeği de ortaya çıkardı. Arap ülkelerine pazarlanmak üzere iken yakalanan bu haplar kimyasal tahlile tabi tutulduğunda aslında captagon değil, ekstazi oldukları anlaşıldı. Fenitilin maddesinden yapılan captagon uyuşturucu etkiye sahipken, amfetamin maddesinden yapılan ekstazinin hem uyuşturucu hem de uyarıcı etkisi bulunuyor.

100 milyon adet hap üreten kimyager

İşte başrolünde Gaziantepli işadamı Mehmet Ali Yaprak, Türkiye"nin ünlü kimyagerlerinden Mehmet Özdoğan Cuntay ve turizmci Sadettin Özdemir"in bulunduğu bu ilginç captagon ve ekstazi trafiğinin hikayesi: Yaprak, 24 Mayıs 1996 günü Gaziantep"te evinin önünde kaçırılana kadar, Türkiye"den Ortadoğu ülkeleri ve Arap âlemine yönelik bir milyar dolar seviyesindeki captagon ticaretinin iç yüzü hakkında kamuoyu hiçbir bilgiye sahip değildi. Yaprak"ın kaçırılması olayı, 3 Kasım 1996 tarihinde meydana gelen Susurluk kazası sonrasındaki gelişmelerle aydınlandı. Onu kaçırıp rehin alanlar, captagonun formülünü istemişler ve "Devlete vergi vermiyorsun. Bize 15 milyon mark vereceksin" demişlerdi.

İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi"ndeki dava dosyasına göre, Mehmet Ali Yaprak ile birlikte captagon (ekstazi) trafiğinin göbeğindeki ikinci isim ünlü kimyager ve ilaç fabrikatörü Mehmet Özdoğan Cuntay. Tutanaklar, 1990"lardan itibaren işadamı Mehmet Ali Yaprak, turizmci ve madenci işadamı Sadettin Özdemir kanalıyla yurtdışına sevkiyatı yapılan hapların onun tesislerinde ve ilaç fabrikalarında üretildiğini gösteriyor. Üstelik 1989"da captagonun formülünü 20 bin dolara Mehmet Ali Yaprak"a veren kişi oydu.

1945 İzmir doğumlu bir kimya mühendisi olan Mehmet Özdoğan Cuntay, kimyevi madde ithalatı yapan İstanbul"daki Alman Şamak firmasında bir süre çalıştıktan sonra, Almanlarla ortak üç şirket kurdu ve 1981 yılına kadar yurtdışından büyük miktarda kimyevi madde ithalatı yaptı. 1982-83 arasında Almanlarla ortaklığını bitiren Cuntay, Penta kimya şirketini kurarak yoluna devam etti. Sonra, Proses kimya şirketini kurdu ve ilaç hammaddesi üretmeye başladı. Hem yurtiçine, hem de yurtdışına bu ürünlerini sattı. 1989 yılında Amerikan firmalarının, Türk ürünlerine gümrük koymaları üzerine işleri bozulan Cuntay, şirketini tasfiye etti. İlginç olan, Cuntay"ın tam da bu dönemde Mehmet Ali Yaprak"la tanışmasıydı. Cuntay bu tanışma olayını şöyle anlatıyor: "1989-90 yılları arasında o dönemde Lachan maddesi imalatı ile uğraşırken Mecidiyeköy"de kendisini Ali Yaprak olarak tanıtan bir şahıs geldi, bana ücretini ödemek şartıyla captagon hapının formülünü verip veremeyeceğimi sordu. Ben de bedelini ödemesi şartıyla kabul ettim. Tam hatırlamamakla beraber 20 bin ABD Doları karşılığında 10 gün sonrası için randevu verdim. 10 günlük süre içerisinde literatür çalışması yaparak formülü hazırladım. Ali Yaprak isimli şahıs 10 gün sonra geldi ve formülü benden bizzat aldı. Karşılığında da 20 bin ABD Doları aldım. Bu şahsın Gaziantepli olduğunu biliyordum. Bunun dışında kendisiyle ilgili hiçbir bilgim yoktu."

1989"da, captagon hapı formülünün alış verişiyle başlayan Cuntay-Yaprak birlikteliğinin nasıl geliştiğini ve hangi düzeyde captagon üretimi yapıldığını dosyadaki sanıklardan işadamı Tuncer Kıraloğlu anlatıyor. Kıraloğlu, ifadesinde şunları belirtiyor: "Özdoğan Cuntay"ı 1995 yılından beri tanırım. Kendisiyle birçok kez birlikte olduk. Tarihini şu ana kadar net hatırlamamakla birlikte bir sohbetimiz sırasında Gaziantepli Yaprak ailesinin yanında kalfa olarak çalıştığını ve o aile ile çalıştığı süre içerisinde yaklaşık 5 milyon kutu (100 milyon adet) captagon hap imal ettiğini söylemişti. Fakat bu olayın 10-12 sene önce olduğunu ve daha sonra Amerika"da 2-3 sene yaşadığını söyledi."

10 yılda ortaya çıkan 500 milyon dolar

Burada bir parantez açıp, 100 milyon adet captagonun parasal değerine bakmak gerekiyor. İçinde 20 hap bulunan captagonun bir kutusunun 8-9 dolara imal edildiği düşünüldüğünde, Cuntay"ın 5 milyon kutu hap üreterek Yaprak"a 40-50 milyon dolarlık iş yaptığı anlaşılıyor. Dosyadaki veriler, Cuntay"ın 1990"larda başlayan captagon üretimi ile paralel yatırımlara girdiğini gösteriyor. Örneğin Gebze"deki ilaç fabrikasının temelini 1993"te atıyor. Arap ülkelerinde, cinsel gücü artırdığı düşünülen bu hapların tanesine 4-5 dolar verildiğinden captagon ticaretini yönlendiren Yaprak ve onun bu ülkelerdeki ortaklarının kazancı ise 5 milyon kutuda 400-500 milyon dolar gibi astronomik boyutlara ulaşıyor.

Dosyadaki bilgiler, bu captagon trafiğinin 500 milyon dolarlık seviyede kalmadığını, 1997"den itibaren Cuntay ve Yaprak"a yeni isimlerin de katılımıyla bir milyar dolar rakamına yaklaştığını gösteriyor. Hap üretiminin hızlanmasında, ilaç fabrikatörü Cuntay"ın bu dönemde yeni bir ekonomik krize girmesi de etkili oluyor. Bunu Cuntay şöyle anlatıyor: "1997 yıllarında kredi bulmakta zorlandığım için tefecilere yüksek miktarda borçlandım. O dönemde Mahir Kasuta isimli tefeciye yüksek miktarda borçlandım. Daha sonra bu şahsa olan borçlarım faiziyle beraber 2000 yılı ortalarında 5 milyon 750 bin dolar gibi yüksek bir rakama ulaştı. Ödeme konusunda bana bir yıllık vade tanıdı. Captagon imalatından elde ettiğim paranın 4 milyon 600 bin dolarını tefeciye olan borcuma karşılık ödedim. Geriye kalan 1 milyon 150 bin dolarlık borcumu yakalanmasaydım elde edeceğim parayla ödeyecektim."

Koca Reis"in oğlu da hap trafiğine giriyor

Dosyaya göre Cuntay 1997"den itibaren hem Mehmet Ali Yaprak"tan gelen siparişleri karşılıyor, örneğin 2002 Temmuz"unda Yaprak"tan 100 bin kutuluk (iki milyon adet) spariş alıyor, hem de bu sıralarda tanıdığı madenci Sadettin Özdemir için hap üretmeye başlıyor. Mehmet Özdoğan Cuntay ile Sadettin Özdemir arasındaki irtibatı sağlayan üçlü ise işadamları Tuncer Kıraloğlu, Fahrettin Bilgiç ve Mustafa Yolum.

Koca Reis lakaplı Adalet Partili eski politikacı Sadettin Bilgiç"in oğlu işadamı Fahrettin Bilgiç ve iki arkadaşının aracılığıyla Cuntay, "Sado" lakaplı turizmci Sadettin Özdemir için yüksek miktardaki hap üretimine başlıyor. Suriye ve Ürdün piyasasına mal gönderdiği anlaşılan Sadettin Özdemir, 2000 yılında 208 bin kutu, 2001 yılında da 200 bin kutu ve 2002 yılında 500 bin kutu hap siparişi veriyor. İşte kutusu 8,4 dolardan bu üretimler sürerken de İstanbul narkotik polisi temmuz ayının sonunda fabrikaya baskın düzenliyor.

İfadesinde, "Sadettin Özdemir"le yaklaşık 20 yıl önce Bağdat Caddesi"ndeki madencilik firmasında tanıştım" diyen Mustafa Yolum, şöyle devam ediyor: "Ben bu organizasyon içerisinde Sadettin Özdemir"i en iyi tanıyan ve ona en yakın kişiydim. Özellikle para alışverişlerini ben organize ediyordum. Bu şahsın yurtdışı bağlantılı çalıştığını biliyorum. Almış olduğu bu captagon haplarını Arap ülkelerine gönderdiğini biliyorum. Muhtemelen Suriye veya Ürdün"e gönderiyordu. Ancak orada bu konuyla ilgili kimlerle bağlantılı olduğunu bilmiyorum. Sadece bundan yaklaşık bir sene önce Sadettin Özdemir"in Bağdat Caddesi üzerinde bulunan bürosuna gittiğimde orada ismini Hacı olarak (Hacı Emin) öğrendiğim, fiziki görünümünden Arap olduğu anlaşılan ve Arapça-Türkçe karışık konuşan bir şahıs gördüm. Sadettin Özdemir bize yurtdışı bağlantıları konusunda fazla bir şey anlatmazdı."

Bu arada, dosyadaki ifadesinde yüksek öğrenimini İngiltere"de yaptığını, 1982-92 arasında 10 yıl Almanya"da ithalat-ihracat işleriyle uğraştığını belirten 50 yaşındaki işadamı Fahrettin Bilgiç"in captagon dosyasına girmesinde iki olayın etkili olduğu görülüyor. Ünlü politikacı Sadettin Bilgiç"in oğlu olan Fahrettin Bilgiç ifadelerinde "Avni Bilgin isimli şahıs tarafından 1998 yılında dolandırılarak bütün malvarlığımı kaybettim" diyor. Bu olaydan sonra yeni arayışlara girdiği gözlenen Bilgiç, arkadaşı Tuncer Kıraloğlu vasıtasıyla Mehmet Özdoğan Cuntay"la tanışıyor. Bilgiç ve Kıraloğlu, "Cuntay ilaç fabrikasını satmak istiyordu. Ona İsrail ve Almanya"da müşteri arıyorduk" deseler de, 180 sayfayı bulan dosyadaki karşılıklı telefon görüşme tutanakları captagon ticaretini gözler önüne seriyor.

Son yılların bu en ilginç uyuşturucu hap davası, halen İstanbul 5 no"lu Devlet Güvenlik Mahkemesi"nde sürüyor. Beş milyon hapın sahibi olarak hakkında 30 yıl hapis cezası istenen Mehmet Ali Yaprak"ın ölümüyle sadece sanıklardan biri eksilmiş oldu. İlginç olan, Yaprak ve kardeşleri hakkında yalnızca 1981-89 arasında polis kayıtlarına giren 20"ye yakın uyuşturucu olayı olmasına rağmen, 5 Ocak 2004 günü 58 yaşında ölen Yaprak"ın uyuşturucu suçundan hiç hapis cezası almamayı başarmış olmasıydı. Yaprak"ın aldığı 9 yıllık hapis cezasının sebebi, 21 Mayıs 1997 günü Gaziantep"te eski avukatı Burhan Veli Torun"un ölüm kararını vermesiydi. Son hap operasyonundan sonra bir süre aranan ve 22 Haziran 2003 günü tutuklanan Yaprak, Devlet Güvenlik Mahkemesi"ndeki her duruşmada ağır hasta olduğunu belirterek tahliyesini istedi. Ancak bu talepleri reddedildi ve hayatı cezaevinde noktalandı.

ÖNERİLEN YAZILAR