|  
  |  
  |  
  |  
  |  
 
Ana Sayfa
  |  
Kara Kutu
  |  
Dosyalar
  |  
Ekonomi
  |  
Kültür Sanat
  |  
Teknoloji
  |  
Diraksiyon
  |  
Hayat Bilgisi
  |  
 
EKONOMI

İstatistik mi yalan mı?

19 Temmuz 2010 / KADİR DİKBAŞ
Açıklanan büyüme rakamı yüzde 11,7 miydi yoksa yüzde 0,1 mi? Eğer büyüme durduysa sanayi üretimindeki artış neyin nesi?

 

İstatistik ve istatistiğin ürettiği veriler sadece ekonomi değil, hayatın her alanında var. Spordan sağlığa, jeolojiden astronomiye kadar. Ve öylesine “sihirli” bir şey ki bu, istediğiniz yöne çekiştirebiliyorsunuz. Eğer bir de rakamlar buna müsaitse. “Üç çeşit yalan vardır: yalan, kuyruklu yalan, istatistik” sözü İngiltere eski başbakanlarından Benjamin Disraeli’ye ait. Elbette bölye keskin bir genellemenin doğruluğu tartışılır. Ama bazen istatistiğin bizzat kendisi, bazen de o yalan söylemese dâhi onu kullanan eller ve diller, yalan söyleyebiliyor. Farklı bakış açılarından doğru ya da yanlış farklı sonuçlar çıkarılabiliyor. Bir süre önce açıklanan GSYH rakamları da, bazılarına göre “rekor büyüme” bazılarına göreyse “yerinde sayma”, hatta yeni bir “durgunluk işareti” olarak görüldü.

2010 yılının ilk çeyreğinde GSYH geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 11,7 oranında büyüme kaydetmişti. Yıllardır açıklandığı şekliyle bu veri, son altı yıldaki en yüksek büyümeyi ifade ediyordu gerçekte. Ancak Türkiye İstatistik Kurumu, 2009 son çeyreğinden bu yana, Avrupa’da olduğu gibi mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış verileri de açıklamaya başladı. Ve işte bu yeni verilerle birlikte farklı değerlendirmeler de ortaya çıktı.

Peki, mevsim ve takvim etkisinden arındırmak demek ne demekti?

Bir verinin takvim etkisinden arındırılması, mukayese edilen bir önceki dönemle mevcut dönem arasındaki hafta sonu tatili, resmi ve hareketli (bayram) tatil günleri gibi sebeplerle oluşan çalışma günü farklılıklarının ortadan kaldırılması anlamına geliyor.

Değerlendirme yapılırken, incelenen göstergelerin hava şartları gibi tabii faktörler, sosyal, kültürel ve dini gelenekler gibi etkilerden de arındırılması yapılıyor. Belirli bir istatistiki modele dayanarak yapılan bu tür arındırma işlemine de mevsimsel etkiden arındırma deniliyor.

Eskiden belli çevrelerce istenmeyen veri ortaya çıktığında TÜİK hedefe oturtulur, verilerin yanlışlığından bahsedilirdi. Fakat son GSYH açıklamasında bu geri planda kaldı, mevsimsel etkiden arındırılmış rakamlarla tartışma başladı.

Kriz sonrasındaki büyümenin ve toparlanmanın zayıf olduğunu göstermek isteyen bazı kesimler, yıllık değişimi ifade eden yüzde 11,7’lik büyüme oranı yerine, mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış olan ve bir önceki çeyreğe göre değişimi ifade eden yüzde 0,1’lik büyümeyi öne çıkarmayı ve onun üzerinden yorum yapmayı tercih etti. Bazı siyasi parti temsilcileri de, veriler arasındaki farklılığı hiç hesaba katmadan “Esas büyüme yüzde 11,7 değil, binde 1’dir” türünden açıklamalar bile yaptılar. Oysa birinci veri bir yıl önceki çeyrekle yapılan mukayeseyi (yıllık), diğeri ise takvim ve mevsim etkisinden arındırılmış olmakla birlikte bir önceki çeyrekle yapılan (üç aylık) mukayeseyi gösteriyordu.

ARINDIRILMIŞ VERİDE REKOR 2001’İN

Bazı köşe sahibi iktisatçılar dahi, bir yıl önce yaptığı yorumlarda 2009’un ilk çeyreğindeki değişime “rekor küçülme” derken takvim ve mevsim etkisinden arındırılmamış rakamları kullandığını unuttu, son büyümeyi “Binde 1’lik büyüme” diye  takdim etti. Oysa bir yıl önce açıklanmış rakama da, aynı bakış açısıyla bakılsaydı, karşımıza çıkacak büyüme oranı yüzde      -14,5 değil, yüzde -5,7 olacaktı. Ve buna rekor da denilmeyecekti. Çünkü rekor, 2001 yılı ilk çeyreğine aitti: Yüzde -6,6.

Bu arada, 2010 yılı ilk çeyreğindeki takvim etkisinden arındırılmış büyüme rakamı (yıllık) da, arındırılmamış rakamla aynı: Yüzde 11,7. Yeri gelmişken Türkiye’de 1998’den bu yana takvim etkisinden arındırılmış GSYH büyümesinin (yıllık) yüzde 12,0 ile 2004 yılının ikinci çeyreğinde, mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış en yüksek GSYH büyümesinin de (üç aylık) yüzde 5,4 ile 2009 yılının ikinci çeyreğinde kaydedildiğini hatırlatalım. 

Belki, “TÜİK detaylı verileri 2009 son çeyreğinden bu yana açıkladığı için böyle bir değerlendirme farkı ve tartışma ortaya çıktı” denilebilir. Bir parça doğruluk payı var ama TÜİK bunu yapmazdan evvel de mevsim ve takvim etkisini kendi hesaplamalarıyla ortaya koyduğunu söyleyen bazı iktisatçılar da ne yazık ki, bu rüzgarın içinde yer aldı.

Gerçeği görmek ve gösterebilmek için yapılması gereken, istatistiki veriyi bütün boyutlarıyla ele almak aslında. Fotoğrafın bütününü görmek gerekiyor yani. Arındırılmamış rakamlar yanında hem takvim etkisinden arındırılmış hem de takvim ve mevsim etkisinden arındırılmış verilere bakmak. TÜİK, değişimlerin daha sağlıklı yorumlanabilmesi için, aylık ve çeyreklik verilerde mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış göstergelerin kullanılmasını, bir önceki yılın aynı dönemi ve ayına yönelik karşılaştırmalarda ise takvim etkisinden arındırılmış rakamların kullanılmasının daha anlamlı olacağını belirtiyor.

Bir istatistikten genel ve sağlam neticeler çıkarabilmek için çoğu zaman bu da yeterli olmuyor. Destekleyici ve açıklayıcı ya da öncü gösterge niteliğindeki diğer bazı verilere de müracaat etmek gerekiyor.

Mesela, GSYH’nın gidişatına ilişkin hüküm verirken, son aylara ait sanayi üretimine, kapasite kullanımına, elektrik tüketimine ve diğer bazı verilere de göz atmakta fayda var. Yılın ortasında açıklanan ilk çeyrek verileri bugünü değil en az üç ay öncesini yansıtıyor. Dolayısıyla daha öncü verilere bakmak da önemli.

Bunlara bakıldığında büyüme ivmesinin kaybolmadığı anlaşılıyor. O yüzden olsa gerek, Merkez Bankası’nın piyasa profesyonelleri ve uzmanlar üzerinde yaptığı Beklenti Anketi’ndeki büyüme beklentisi, GSYH rakamlarının açıklanmasından bir kaç gün sonra yüzde 5,2’den yüzde 5,4’e yükseldi. Bunun yanında bazı bankaların tahminleri yüzde 7’nin üzerinde seyretmeye devam ediyor.

SANAYİ ÜRETİMİ BÜYÜMEYİ TEYİT ETTİ

Büyümenin en önemli öncü göstergelerinden olan sanayi üretimine ilişkin son veriler GSYH’dan bir hafta sonra açıklandı. Ve büyümenin durduğu yönündeki bazı yorumların aksine, sanayi üretimindeki artış eğiliminin nisan ayında olduğu gibi mayısta da sürdüğü anlaşıldı. Veriler farklı yorumlamaların önüne geçecek ölçüde iyi olduğu için de GSYH’da yaşanan tartışma yaşanmadı.

Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmamış verilere göre, mayıs ayında sanayi üretimi yüzde 15,6 oranında arttı. Bu, bir önceki yılın aynı ayına göre değişim. Takvim etkisinden arındırıldığında ise rakam daha yükseği, 15,9’luk bir artışı ifade ediyor. Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış rakam da son derece iyi: Nisan ayından mayıs ayına yüzde 1,9’luk üretim artışı söz konusu.

Evet bazen istatistikler tartışma götürmez bir netlikte ortaya çıkabiliyor. Ama yine de detaylara inerek farklı değerlendirmeler yapma imkânı her zaman mevcut. Burada tekrar etmekte fayda var,  sağlam yorum için sağlam yöntemlerle oluşturulmuş verilerin bütün yönleriyle incelenip ele alınması şart. Aksi takdirde, doğru kabul ettiğimiz verinin bilimsel ambalaja bürünmüş süslü bir yalana dönüşmesi kaçınılmaz.

 

 

GSYH'DAKİ DEĞİŞİM (%)          

            Yıllık* Yıllık**           Üç aylık***

1-2001 1,3       0,5       -6,6

2-2001 -6,3      -5,7      -2,7

3-2001 -6,5      -6,0      1,2

4-2001 -9,8      -10,4    -2,5

1-2002 0,3       0,3       4,4

2-2002 6,4       5,7       2,4

3-2002 6,2       5,6       2,2

4-2002 11,1     11,8     2,4

1-2003 8,1       8,7       0,6

2-2003 4,0       4,8       -0,8

3-2003 4,3       4,3       2,9

4-2003 5,2       5,2       2,5

1-2004 10,0     8,3       2,9

2-2004 11,9     12,0     2,4

3-2004 8,1       8,1       1,1

4-2004 8,0       7,3       0,8

1-2005 8,5       9,1       4,2

2-2005 7,7       7,8       1,0

3-2005 7,6       7,7       2,5

4-2005 9,8       10,4     2,3

1-2006 5,9       5,9       -0,1

2-2006 9,7       9,2       3,8

3-2006 6,3       6,3       0,9

4-2006 5,7       5,7       0,9

1-2007 8,1       6,8       0,7

2-2007 3,8       4,4       1,7

3-2007 3,2       3,7       0,8

4-2007 4,2       5,1       1,8

1-2008 7,0       5,9       1,1

2-2008 2,6       2,6       -1,2

3-2008 0,9       0,9       -0,7

4-2008 -7,0      -6,4      -5,8

1-2009 -14,5    -14,1    -5,7

2-2009 -7,7      -7,3      5,4

 3-2009           -2,9      -2,9      3,3

 4-2009           6,0       4,4       1,7

 1-2010           11,7     11,7     0,1

* Arındırılmamış endeks

** Takvim etkisinden arındırılmış endeks

*** Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış endeks

 

SANAYİ ÜRETİM ENDEKSİNDE DEĞİŞİM (%)

 

            Yıllık değişim*           Yıllık değişim**         Aylık değişim***

2009                -9,6                 -9,9                 -          

Ocak               -21,4               -21,9               -2,3

Şubat              -23,8               -21,7               0,5

Mart                -20,9               -20,8               -1,0

Nisan              -18,7               -19,0               1,5

Mayıs              -17,6               -12,8               3,3

Haziran           -10,1               -12,5               0,5      

Temmuz          -9,0                 -9,2                 1,5

Ağustos          -6,3                 -9,1                 -0,1

Eylül               -8,9                 -6,2                 0,4

Ekim               6,5                   0,8                   3,8

Kasım             -2,2                 6,3                   2,5

Aralık              25,3                 10,8                 0,0

2010                -                      -                      -

Ocak               12,3                 19,2                 0,7

Şubat              18,0                 20,6                 1,5

Mart                21,2                 20,3                 1,0

Nisan              17,3                 19,3                 0,9

Mayıs              15,6                 15,9                 1,9

* Arındırılmamış endeks

** Takvim etkisinden arındırılmış endeks

*** Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış endeks