| KİTAP |
Çöplüğün Generali, ‘uçan taksi'ler çağından kayıp bir coğrafyanın peşine takılan bir kişiyi, yer altından çıkan bombaları ve onların yok ettiği bir şehri anlatıyor. Bazıları Ergenekon'u anlatıyor diyebilir. Oya Baydar, romanını kimlerin okuyacağıyla değil, ‘kimlerin doğru okuyup okuyamayacağı'yla ilgileniyor. “İdeolojik merkezlerin militanları belki meraktan okuyacaklar; ama metnin yüzeysel siyasal katmanında kalmaları büyük olasılık.” diyor.
-Çöplüğün Generali'ni ne zaman yazmaya karar verdiniz? Hangi duygu ve bilgilerle?
Çöplüğün Generali dört ayda yazılıp bitti. Başka bir romana başlamıştım. Sonra mart başıydı galiba… Tıpkı romandaki yazar gibi ben de “Hayır, benden bekleneni değil, içime oturanı, beni zorlayanı yazacağım. Varsın yadırgansın, varsın yerin dibine batırılsın!” dedim ve nisan başında falan Çöplüğün Generali'ne başladım. Haziran sonunda roman bitmişti. Hangi bilgilerle mi? Sizin, benim, bu toplumda yaşayan herkesin gözleri önünde cereyan eden olayların bilgisiyle. Bu toplum patlayacak, bu toplum zehirleniyor, yazar olarak sorumluluk üstlenip hiç değilse farkındalık yaratmaya çalışmalıyım duygusuyla...
-Çöplüğün Generali için Ergenekon'un romanı diyebilir miyiz? Ya da bir tür unutulmaya yüz tutmuş küçük bir kıyamet romanı…
Kolayına kaçılıp ‘Ergenekon romanı' denileceğini biliyorum. Ama bu çok yüzeysel, çok edebiyat dışı bir niteleme olur. Bu bir riskti, göze aldım. Kitabın şu anda gördüğü ilginin, önemli ölçüde bir Ergenekon romanı olduğu ön yargısından kaynaklandığını düşünüyorum. Bu aslında kötü tabii. Çöplüğün Generali, kolektif hafıza kaybını ve toplumun unutmasından kendi iktidarları adına yarar uman derin odakları anlatan bir kitap. Evet, aynı zamanda da bir kıyamet romanı. O kıyamete adım adım nasıl yaklaşıldığını anlatan bir roman.
-Romanda çöplükler, çöp toplayan çocuklar, çöp insanları dikkat çekecek kadar ön planda. Ve o yırtık pırtık, eski asker kaputlu, apoletinde dört tuhaf yıldız olan Çöplüğün Generali kim? Anlatmak istediğiniz ne?
Çöplüğün generali bir metafor. Aslında o, çöp toplayan bir çocuk. Çöplükte eski bir asker kaputu bulup sırtına geçirmiş. Bir de yine çöplüklerde eşelenirken bulduğu parlak metalleri paltonun apoletine iliştirmiş. Bir yandan çok gerçek; bu ülkede öyle çocuklar var, bu ülkede çöp toplayarak yaşamaya çalışan insanlar var. Öte yandan mağduriyeti simgeliyor. Romanda okunacağı gibi, en fazla ezilen, en fazla mağdur edilenler, derin iktidar odaklarının ölümcül hamlelerine karşı bağışıklık mı kazanırlar? Buna benzer sorular tartışılıyor işte.
-Roman, siber gelecekte gündelik hayatın içinden birinin ‘sapa' bir yola girmesiyle başına gelenleri, biraz da geçmişle yüzleşmesini anlatıyor. “Görüp de görmedik, duyup da duymadık diyenlerin, susanların ve unutanların…” arasında, hatırlamak ve üzerine gitmek korkutucu mudur her zaman?
Tehlikelidir. Gizleneni, unutturulanı, bilinmesi istenmeyeni öğrenmek, gerçeğin peşine düşmek her zaman ürkütücü sonuçlar doğurabilir. Romandaki bir bölümün başlığı: Kediyi Merak ve Unutmak Öldürür... Ama böyledir diye insanlar vazgeçmez, her zaman göze alanlar vardır.
-Yazar, olayların muhayyilesinin önünde gitmesinden şikâyet ediyor zaman zaman. “Siyasi roman” ekolünün önde gelen temsilcisi olarak Türkiye'de yaşananlar için ‘yok daha neler' dediğiniz oluyor mu? Yoksa bu romancının muhayyilesini kışkırtan bir şey mi?
Bir şeye itiraz etmeme müsaade eder misiniz? Bu ‘siyasal roman' nitelemesini pek sevmiyorum ben. İnsan, tarih, toplum konusunda sözü olan romanlara siyasal roman yaftası yapıştırmak biraz bizim icadımız. Örneğin Portekizli yazar Saramago'nun siyasal roman yazdığını kimse söylemez. Ya da ‘Savaş ve Barış' bir siyasal roman mıdır? Siyasal roman yazmıyorum, toplumsal-siyasal ortamlarda insanı, insanlık durumunu anlatıyorum. Asıl sorunuza gelince… Evet, Türkiye'de yaşananlar insana her an “Yok artık, bu kadar da olmaz!” dedirtiyor. Toplumumuz cinnete varan bir travma içinde. Gerçekler kurmacayı aşıyor. Çöplüğün Generali'ni yazarken yaşadım bunu. Gerçek olayları birebir yazsaydım, roman inanılmaz ve abartılı bulunurdu.
-Siz 12 Eylül’le birlikte uzun bir süreliğine yurt dışına çıktınız. 70'li yıllarda sol hareketlerin içindeydiniz. 80 darbesinin 30. yılına yaklaşırken ve üzerine çok şey yazmış olsanız bile yine de sormak istiyorum. O yıllara dair ‘unutmak ve hatırlamak' istediğiniz şey nedir?
Çekilen acıları; darağaçlarının, işkencelerin, yaşamdan koparılmanın, gencecik insanların harcanmasının yarattığı acıyı unutmak isterim. Çünkü acıyı hatırlamak insanı güçsüz kılar ve intikam duygularını biler. Ama olayları, olayların nedenlerini, o acıları topluma reva görenleri unutmak hiç istemem. Çünkü unutursak yüzleşemeyiz, yüzleşemezsek toplum olarak da birey olarak da arınamayız.
-12 Eylül'ün bıraktığı tortuyu hâlâ atlatamamamızın bir sebebi de 3M (Üç Maymun) virüsü olabilir mi?
İşin özü; toplumun değişmesini, kabuklarını kırmasını, dünyalı ve 21. yüzyıllı olmasını kendi statükoları ve iktidarları için tehlike görenlerin direncinde. Unutturma, bilinmesini, yüzleşilmesini engelleme, yani 3M virüsü onların kullandıkları yöntemlerden biri.
-Ergenekon davası ile ilgili duyarlılığınızı biliyoruz. Dava, bir darbeye zemin hazırlamak şeklinde özetlenebilir. 12 Eylül'de ‘merkez'in (artık o her neresi ise) sağı ve solu birbirine çatıştırarak darbeye zemin hazırlandığı tezi çok güçlü bugün. Siz buna katılır mısınız?
12 Eylül darbesine giden süreçte darbeye zemin hazırlamak için pek çok provokasyon yapıldı. Maalesef sağ da sol da bu provokasyonlara geldi. Darbeler hele de günümüzde zemin hazırlanmasını gerektiriyor. Bu da özellikle son beş-altı yıldır 12 Eylül sürecinden çok daha etkin, kanlı ve acımasız şekilde yapılıyor. Pervasız bir psikolojik harekâtın kurbanlarıyız; yaşadığımız şu korkunç cepheleşme, toplumsal yarılma bu harekâtın sonucu.
-Bir edebiyat dergisi soruşturmasında edebiyat dünyasının usta kalemlerinin darbeleri kalben veya şeklen destekledikleri anlaşıldı. Bu bizim için üzücü, biraz da şaşırtıcıydı. Peki, ya sizin için?
İçimi acıtıyor bu durum. Bir ara, epeyce ses getiren Darbe Görmüş Arkadaşlarıma Açık Mektup yazısı bu duygunun ürünüydü. Bu uzun bir konu; kısaca söylersem, Türkiye'nin laik, cumhuriyetçi aydını, özellikle benim kuşağım ve hemen sonra gelen kuşak, ülkenin ve halkın müreffeh, özgür, gelişkin olmasını yürekten istiyordu ve kendisini bu misyonla donanmış görüyordu. Bu uğurda çok da çile çekti. Ancak hem dönemin düşünce iklimi hem de tepeden inmeci, otoriter ve vesayetçi ideolojik-siyasal geleneğimiz darbeciliğe yatkındı. Halk yeterince olgunlaşmamıştır, bilinçlenmemiştir; vatanı kurtarmak için “zinde güçler”in yardımıyla, ordu eliyle “halk için halka rağmen” darbe yapmak gerekir, bu anlamda darbe mübahtır görüşü hâkimdi. Amaç aracı haklı kılar mantığıdır bu; ki yanlış olduğunu hayat ve tarih göstermiştir. 12 Eylül'de asker çizmesi altında çiğnenenler bugün yeni bir darbeyi savunuyorlarsa, bu aynı zamanda gerçek ve derin bir demokrasi kültüründen yoksun olmamızdandır. Bana karşı yapılan darbe kötüdür, onlara karşı benim ideolojim doğrultusunda yapılan darbe mübahtır mantığındaki çifte standart, kimi eski yol arkadaşlarımın içine düştükleri tutarsızlığın ve siyasal etik zaafın temelini oluşturuyor.
-Ergenekon davası ile ilgili tavrınız ve yazdıklarınız sizde bir çevre değişikliğine yol açtı mı? (Yani siz de “yolunu şaşıran yolcu” musunuz?)
Çevre değişikliğine yol açmadı. Ben dostlarımdan ve çevremden kolay kolay vazgeçmem. Sözün ve yüreğin gücüne inanırım. Konuşmayı, anlamayı, anlatmayı yeğlerim. Beni yolunu şaşıran yolcu olarak görenler varsa tek söyleyeceğim şu: Ben hep aynı yoldayım. Hep özgürlükten yana, baskılara, vesayete karşı oldum, hep ezilen insandan, mağdurdan yana taraf tuttum. Bir adım sapmadım bu yoldan. Ama yürüyorum sanıp da aynı noktada tepinenlerden değilim.
-Romanın bir yerinde roman kahramanı ‘yalnız değilsiniz General' diyor. Peki, siz yalnız mısınız?
Tabii ki yalnız değilim. Sadece bir siyasal-ideolojik kesimi, geçmişe takılıp kalmış, düşüncelerini de yaşamı da dondurmuş, bunu da devrimcilik sananları değil, bütün Türkiye'yi, çeşitliliği içinde Türkiye insanını düşünürsek, aslında hiç yalnız değiliz.
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| KİTAP | ![]() |
Diğer Haberler | |||
|
|||||