|  
  |  
  |  
  |  
  |  
 
Ana Sayfa
  |  
Kara Kutu
  |  
Dosyalar
  |  
Ekonomi
  |  
Kültür Sanat
  |  
Teknoloji
  |  
Diraksiyon
  |  
Hayat Bilgisi
  |  
 
DOSYALAR

O, dahilerin antrenörü

12 Ağustos 1995 / RECAI KÖMÜR
Türkiye eğitim-öğretiminde bugünlerde başarılı bir okuldan bahsediliyor: ızmir Ozel Yamanlar Lisesi. Uluslararası Bilim olimpiyatları'nda ismini ardarda duyduğumuz ve ülke olarak gururlandığımız öğrencilerin yetişmesinde şimdiye kadar hep 0kulundan ve TÜBİTAK'ın yaptığı katkılardan bahsedildi.
Ancak bir ayrıntıdan; dahileri yetiştiren ve olimpiyatlarda dünya birinciliğine imza atmasında desteği olan hocalarından bahsedilmedi. Biz onları unutmadık. Fizik dalında dünya birinciliği kazanan Salih Adem kadar takdire layık olan fizik öğretmeni Melih Yalçıneli ile görüştük.
Melih Hoca zeki ve azimli bir insan. Daha üniversite imtihanına girerken bile kafasında öğretmenlik varmış Yalçıneli'nin. Boğaziçi Üniversitesi'nde 70 kişiyle başlayan fizik bölümü yarışını birincilikle bitirmiş. Mesleğe atıldığı ilk yıllarda yoğun tempo içinde ciğerlerinden rahatsızlanan Yalçıneli vererne yakalanmış. Ancak hastalığı bu azmini yenememiş. Kendisine teslim edilecek öğrenciler arasından yüzlerce Salih Adem yetiştirilebileceği ne inanıyor. Bu konuda kendine güveniyor: 'Oğrenci yetiştirmek bizim işimiz' derken mütevaziliğini de yitirmiyor.
Salih Adem'le eğitim tarihinde bir ilke imza attınız. Bu başanya nasıl ulaştınız?
Dünya çapında denebilecek bu büyük başarıyı aslında birtakım faktörlere bağlamak mümkün. Öncelikle, çocukların gerçekten çok kabiliyetli olduklarınıinkar etmemek lazım. Türkiye'de kabiliyetli çocukların sayısı bir hayli fazla. Fakat bunlar bizim Yamanlar Lisesi gibi güzelokullar bulamıyorlar. İyi bir eğitici ortam bulamıyorlar. Talebenin kendine has kabiliyetlerinin olması herşeyi çözmüyor. Verilen eğitim çok önemli.
Yamanlar Lisesi son 5 yıl içerisinde yurtdışına giden 25 öğrenciden 16'sını çıkarttı. Dünyanın hiçbir yerinde olmuş bir şey değil bu. Okulun veya okuldaki eğitimin kendine göre rolünün olduğu bir hayli açık.
Olimpiyat yarışmalarında branşlaşmış eğitim gerekiyor: Buradaki başarıyı okulun klasik eğitimiyle sağlamanız mümkün değiL. Çok şükür bizim okulda 7 sene içinde birazcık bu sağlanmış oldu. 1989'dan beri bütün başarılarımız LO sayfayı dolduracak duruma geldi. Biz bu süre içinde her sene birinci olmuşuz. Hele hele takım derecelerinde mutlaka birinci olmuşuz. Hiç ikinciliğimiz yok. Ve bizim talebe seviyemizin çok üstünde okullar varken, bunların yanında bize nasip olan başarı oldukça büyük.
TUBITAK'ın da öğrencilerin yetişmesinde katkısı oluyor mu?
Olimpiyat başarısını yanlız okula vermek hatalı. TÜBİTAK da burada üzerine düşen görevi yapıyor. Özellikle son yıllarda TÜBİTAK, uluslararası olimpiyatlara hazırlanma noktasında ulusal yarışmalar başlattı. Üç sene evveline kadar yoktu. Son olimpiyatlarda öğrenci yurtdışına gitmese bile, öğrenciye bir madalya veriliyor ve teşvik ediliyor. TÜBİTAK'ın bu çalışmalarını takdirle karşılamak lazım.
Bazı ülkelerde bu çocuklara üniversite imtihanlarından muaf tutulmaları, üniversitelerde istedikleri bölümlere girme hakkı gibi.. Bu da devletin en üst ya pılanmasında Meclis'ten kanun çıkmasıyla olur. Özel kanun çıkarılması gerekiyor. Bizde Meclis bu görevini yapmamakla aslında bir tıkanıklılık yapıyor. Bu, başarıyı ciddi bir şekilde azaltıyor.
Olimpiyatlarda yalnızca fızikte birinciliğimiz var. Diğer ülkelerin durumu nasıl?
Dünya olimpiyatlarına 5 dalda katılma cesaretini gösteriyoruz. Mesela japonya beşine birden katılmıyor. Cesaret edemiyor adamlar. Fransa, mesela fizikte katılmıyor. Bu da bizim, Türkiye'nin aslında büyük cesareti.
Olimpiyatlarda birincilik aldık ama, takım halinde 50 ülke arasında 0nuncuyuz. Çok da iyi değiliz. Bir altın aldık diye seviniyoruz ama bugün Çin'in 5 altını var. Amerika'nın 4 altını var. Beğenmediğimiz İran'ın iki altını var. Adamlar dünyada üçüncü sırada. 10, 5, 3 diye sıçradılar. Çin devamlı şekilde birinci. Ancak Çin'in başarısının arkasında nüfus avantajı var. Öğrencilerini 1 milyar 200 milyon insan içerisinden seçiyor. Biz 50 milyon içinden seçiyoruz. Diğer dallara da öğrenci veriyoruz ama bize gelen öğrenci sayısında büyük bir artış sağlanmadı. Bize gelenler arasında seviyeli öğrenci 10--15 tane. Bu 10--15 tane öğrencinin iki tanesini ben alıyorum, iki tanesini matematikçi, iki tanesini kimyacı alıyor. Sonuçta ben o iki öğrenciyle bir şeyler yapabiliyorum.
Bu yıl Salih Adem mezun oluyor. Ça lışmalannızı nasıl devam ettirmeyi düşünü
yorsunuz?
Şu anda 1996 için kendisini en iyi yetiştirmiş, kendini göstermeye başlayan 6 tane öğrenci var Türkiye'de. Altıöğrencinin üçü bizden. Ama işin kötütarafını söyleyeyim. Salih'in yerine bir öğrencimiz yok. Salih gibi bir öğrenci için altın madalya garanti gibi iken, benim 6 öğrencimin olimpiyat tecrübesi bile yok. Ve bu üç öğrencimizden hiçbiri de ilk yüzde değiL. Salih'in derecesi belli. Anadolu liselerinde S8'nci olmuş.. Şu anda Salih Adem gibi, Anadolu liselerinde ilk yüze girmiş beş tane öğrenci olsa Allah'ın inayetiyle beş tane altın madalya çıkar zannediyorum. Çocukların seviyelerinden bu gerçek ortaya çıkıyor. Peki niçin [ızik? Diğer dallarda dünya biricinciliğimiz yok?
Benim anladığım kadarıyla diğer dallarda çalışan arkadaşlar çalışma evresi açısından daha yeniler. Yine de iyi bir başlangıç yaptılar. Orta üçlü öğrenci Fatih Memiş onlardan çıktı. Kimya rekoru kırdı, hakikaten yaşının çok küçük olmasına rağmen derece alması itibariyle bir dünya rekoru kırdı. Onun için ben kimyanın bizi geçtiğini kabul ediyorum. Salih Adem gibi birtakım başarılar elde etmemiş olsa bile bizi yakaladı. Orta ikiden üçe geçen Salih Özçubukçu gibi, Salih Adem gibi bir talebemiz Şükrü Titrek geliyor. O başarılı olursa, treni onlar da yakalamış olacaklar. Bir talebe yakalandığı takdirde sizi 4 sene götürüyor.
Sizin öğretmen olarak bu başanlardaki etkiniz ne?
Biz aslında kale arkasındaki antrenör gibiyiz. Ben kendimi öyle görüyorum. Burada, talebelerin başarılı olmaları için ne gerekliyse onu araştırıyorum. Deney malzemesi gerekli ise deney malzemesi araştırıyorum, kaynak kitap gerekliyse kaynak kitap. Yabancı kaynakların tercümesi gerekliyse tercüme ediyorum. Olimpiyatlara girecek bir hocanın kesinlikle Ingilizce bilmesi gerekiyor. İkincisi; sadece teorikte kalmak da yeterli değiL. Mutlaka eliniz deneye yatkın olmalı. Üçüncüsü; bilgisayar bilmeniz, bilgisayardaki bazı gelişmeleri takip etmeniz gerekiyor. Daha ziyade çocukları motive etme, onları belli bir seviyeye getirme konusunda yardımcı oluyoruz. TÜBİTAK da bizim belli bir seviyeye getirdiğimiz çocukları alıyor, cilalıyor. Her kampta on hoca tutuyorlar. Onların verdiği ders yaklaşık ortala ma 400--500 saat. Benim ise haftada 10 saat ilgilendiğimi düşünürseniz, senenin her ayı çalışmalara devam ediyoruz. Ama onların bir öğrenciyi cilalaması için en az iki sene çalışması gerekir.
Boğaziçi gibi itiban yük;ek bir okuldan mezun oldunuz, neden öğretmenlik gibi itiban az bir mesleği tercih ettiniz?
Benim üniversiteye girerken hedefim öğretmenlikti. İnsanlara böyle faydalı olacağıma inanıyordum. İnsanın gönlüistiyor ki, bu çalışmaları yaparken, devletin yetkili kademelerinden de birtakım teşvikler görsün. Ama sadece ben olmayayım bu yarışta, herkes olsun. Öğretmenliğin onurlu olmasını sağlayacak yarış ortamının sağlanması gerekiyor.
Gönül isterdi ki, Milli Eğitim Bakanlığı'nın da fahri doktora gibi özel çalışma yapan insanları onurlandırma teşebbüsü olsun. Ama, Milli Eğitim'de böyle bir reform anlayışı yok. Üniversite içinde kalıp doçent, profesör gibi yükselebiliyorsunuz. Fakat Milli Eğitim içerisinde isminiz sadece öğretmen. Mesleğe öğretmen başlayıp öğretmen bitiriyorsunuz. Oğretmenlik içinde profesör öğretmen, doçent öğretmen gibi bir yükselme söz konusu olmuyor.
Ben şahsen Türkiye'nin olimpiyatlarda takım halinde birinci olabilmesi için hala 5-10 sene daha çalışması gerektiğine inanıyorum. Bunu kendime bir görev olarak addediyorum. Başkaları da bu noktaya gelse memnun olurum. Mesela Erzurum'da Aziziye Lisesi öğrencileri ortaokul seviyesinde bizden daha iyi. Yalnız Salih Adem değil, Salih gibi çok gençler yetişmeye devam ediyor. İnşaaHah Türkiye diğer dallarda da altın madalyalar almaya devam edecek diye düşünüyorum.