|  
  |  
  |  
  |  
  |  
 
Ana Sayfa
  |  
Dosyalar
  |  
Kara Kutu
  |  
Ekonomi
  |  
Spor
  |  
Kültür Sanat
  |  
Teknoloji
  |  
Diraksiyon
  |  
 
KAPAK

Domuz etı yedırıyorlar

1 Mayıs 1999 / ADEM YAVUZ ARSLAN
Domuz ve ürünleri konusunda tartışmalar sürerken Dünya Gıda Teşkilatı (FAO)'nın açıkladığı istatistikler konunun çok farklı bir boyutunu gözler önüne serdi.
İstatistiklere göre geçtiğimiz yıl 3 bin ton domuz yağı tüketmiş Türkiye. Bu rakamın bir özelliği de Türkiye'nin domuz ürünleri tüketen ülkeler sıralamasında 10'uncu sırada yer alıyor olması. Müslüman bir ülkede bu kadar domuz ve domuz ürünlerinin tüketilmesi dikkat çekici bir olay. Oysa domuz Müslümanlar için haram ve domuzdan üretilenler de "necis". Peki bu kadar domuzu kim tüketiyor? Ya da kimler farkında olmadan da olsa bu kadar domuz ürününü kullanmak zorunda kalıyor? Türkiye tükettiği 3 bin ton domuz yağını nereden buluyor?

Türkiye'deki çok sayıda domuz çiftliğinin varlığı uzun süredir bilinen bir gerçek. Gözden uzak yerlerde kurulan bu çiftliklerden ne kadar ürünün piyasaya sürüldüğü de detaylarıyla belli değil. Çünkü bir çok çiftlik sahibi domuz ürettiğini kabul etmiyor bile. Domuzun kaynağı konusunda bir diğer nokta ithalat yoluyla getirilmesi. 23 Aralık 1998 tarihli Bakanlar Kurulu kararı ile "domuz ve domuz ürünlerinin Avrupa ülkeleri ve eski SSCB ülkelerinden ithaline" izin verildi. Bir ürünün ithali yoluna gidilmesi yurt içi kaynaklarının yeterli olmadığının ve dahası talebin fazla olduğunun bir göstergesi. Oysa kamuoyuna yapılan tüm açıklamalarda bütün firmalar domuz ve domuz mamullerini kullanmadıklarını ilan ediyorlar.

İthalat teşvik kapsamında

Bakanlar Kurulu kararı ile serbest bırakılan, aynı zamanda teşvik kapsamında da olan domuz ürünleri ithalatında bir çok soru işareti takılıyor akıllara. Öncelikle domuz yağları ve domuz ürünleri, direkt olarak domuz ürünleri olarak ithal edilmiyor. 'Hayvansal gıda ithalatı'olarak gösterildiği için tam olarak ne kadar domuz yağının kim tarafından ithal edildiği de kesin değil. İstanbul Gümrük Müdürlüğü Gıda Müdürü Raib Aksoy'a göre İstanbul Gümrüğü'nden domuz yağı girişi yapılmamış. Diğer gümrüklerle yaptığımız görüşmelerde sonuç alamadık, çünkü gümrük yetkilileri bu konunun 'şirket sırrı' kapsamına girdiğini söyleyerek bilgi vermekten kaçındılar. Dış Ticaret Müsteşarlığı Ekonomik Araştırmalar ve Değerlendirmeler Genel Müdürlüğü verilerine göre domuz yağı ithalatı için başvuran firmalar genellikle sanayi kolunda çalışan büyük firmalar. Müsteşarlık kayıtlarına göre son iki yılda 'sıvı domuz yağı've 'diğer domuz yağları'kategorisinde 11 bin 332 kilogram domuz yağı ithal edilmiş, bu ithalat için de 19 bin 892 dolar para ödenmiş. Kayıtlar domuz yağı ithal eden firmaları ise Mobil Madeni Yağlar A.Ş, Derimod Konfeksiyon Ayakkabı Deri Sanayi ve Kurtsan İlaçları A.Ş. olarak gösteriyor. Bu firmalar değişik zamanlarda değişik miktarlarda ithalat yapmışlar.

Derimod Konfeksiyon firmasının üretim müdürü Alaaddin Gedik firmalarının domuz yağı ithalatı yapmadığını savunuyor. Rakamlarla ve tarihleri ile gümrük kayıtları sonrasında domuz yağının firmalarınca ithal edildiğini söylediğimiz Gedik sorularımızı "Bizim firma olarak ne kullandığımız şirket sırrıdır. Şirket sırrını da açıklayamayız. Domuz yağı birebir kullanılmaz, ancak deri sektöründe kullanıldığı doğrudur. Ama ben Derimod firmasının kullanıp kullanmadığını açıklayamam çünkü bu firma sırrıdır" şeklinde cevapladı. Domuz derisinden ayakkabı imalatında yararlanıldığı ve yağından elde edilen malzemelerin deri kıyafetlerde kullanıldığı biliniyor.

Mobil Madeni Yağlar A.Ş'nin Dış İlişkiler Müdürü Deniz Güzelöz de firmalarının uluslararası standartları olduğunu ve yardımcı ürün olarak ithalat yapılmış olabileceğini söyledi. Mobil Madeni Yağları düzenli aralıklarla domuz yağı ithalatı yapmış. Mobil Dış İlişkiler Müdürü Deniz Güzelöz niçin böyle bir konuyu haber olarak işlemek istediğimizi anlayamadığını söyledikten sonra domuz yağlarının motor yağlarında katkı maddesi olarak kullanıldığını ve firmaların bu amaçla domuz yağı ithal ettiğini açıkladı. Domuz yağının sanayide tercih edilmesine sebep yüksek ısıya dayanması. Yüksek basınç ve sıcaklıkta kullanılacak olan makina, silindir ve dişli yağlarında katkı maddesi olarak kullanılıyor.

Kuruluş sicilinde ilaç üretiminden kozmetiğe, deterjandan gıdaya kadar çok çeşitli alanlarda faaliyet izni almış olan Kurtsan İlaçları A.Ş ise, domuz yağı ithal etmediklerinde ısrarlı. Domuz yağı ithal ettiklerini kabul etmeyen firmanın ithalat müdürü Leyla Ayaz, "İthalat müdürü olarak öyle bir ithalatımızın olmadığını biliyorum. Sanıyorum rakamlarda hata var. Biz Kurtsan olarak öyle bir ithalatta bulunmadık"şeklinde açıklamada bulunuyor.

Firmanın Genel Müdürü aynı zamanda da sahibi olan Niyazi Kurtsan da, domuz yağı ithal ettiklerini bilmediklerini söylüyor. "Tüm ithalat dosyalarımızı gözden geçirdim. Biz zaten bitki özlü malzemeler kullanıyoruz. Ama domuz yağı katkı maddesi olarak değişik ürünlerin hammaddesi olabilir. Ben böyle bir ithalatımızın olduğunu siz söyleyinceye kadar bilmiyordum. Domuz yağını katkı maddesi olarak hangi üründe kullanıyorsak onu tespit edeceğim ve o ürünü üretimden kaldıracağım" diyen Niyazi Kurtsan, "Müslüman mahallesinde salyangoz satılmaz" şeklinde konuşuyor.

Türkiye'nin kullandığı söylenen üç bin ton domuz yağının kim tarafından kullanıldığı belli değil, ancak bir başka soru işareti de bu araştırmanın nasıl yapıldığı. Çünkü Dünya Gıda Teşkilatı (FAO) Türkiye Temsilciliği, kendileri tarafından böyle bir açıklama yapılmadığını, Dünya Gıda Teşkilatı'nın havyansal gıdalarla ilgili bir çalışması olmadığını da söylüyorlar.

Çiftliklerde üretim yaygın

Türkiye'de üç bin ton domuz ürünü tüketildiğine ve ithal edilen miktarın sadece yaklaşık 12 ton olduğuna göre geriye kalan miktar nereden bulundu.? Türkiye'de domuz çiftliklerinin varlığı yılardır bilinen bir gerçek. Domuz çiftliklerinde önemli ayrıntılardan birisi domuzun neden talep gördüğü sorusu. Çünkü domuz yetiştiriciliği kârlı bir iş kolu. Domuz üretken bir hayvan. Cinslerine ve yaşına göre yılda bir, iki, bazen de üç kez ve her batında 15—20'ye kadar varan yavru dünyaya getirebiliyor. Bir domuz yılda iki kez doğum yapsa, her batından 10 yavru yaşasa, 20 sene yaşayan bir domuzun 400 yavrusu olacaktır. Ve dahası yeni doğmuş bir domuz 4—5 ayda 100 kiloya kadar çıkabiliyor. Normal şartlarda evcil bir domuzun yüzde 30'u yağ olarak ayrılabilmekte iken bu rakam bazen yüzde 50'yi bulabiliyor. Yani 150 kg.lık bir domuzdan 75 kiloluk yağ elde edilebiliyor. Bu da dana ya da koyuna göre tercih edilmesinde önemli bir etken. Beslenmesi kolay, cam dışında her şeyi yiyebiliyor. Durum böyle olunca birileri mutlaka bu sektöre girecekti ve girdi de.

Bizim tespitlerimize göre şu anda İstanbul, Bursa, İzmir, Denizli, Aydın, Mersin ve Adana başta olmak üzere Türkiye genelinde 20 civarında domuz çiftliği halen faaliyette. İstanbul'da Ayazağa köyünde büyük bir çiftlik, halen İstanbul piyasasına domuz mamullerinden üretilmiş salam ve sosisleri sürüyor. Haralambi Çerkezo'ya ait bu çiftlik, Ayazağa'nın arkasında bir vadiye yerleşmiş. Çiftlikte çalışanlar çiftlik hakkında bilgi vermek istemiyorlar. Çiftliğin sahibi ve Çerkezo Salam Sosis firmasının sahibi Haralambi Çerkezo ürettiği domuzları kendi imalathanesinde kesip, kendi deyimi ile 'büyük markezlere' veriyor. Ayazağa'daki imalathanenin herhangi bir tabelası yok, dışarıdan bakıldığında da ne iş yaptığı belli olmayan bir yer. Firma yetkilileri sadece domuz üretimi değil büyükbaş hayvancılık da yaptıklarını söylüyorlar. Ancak dikkati çeken, bütün kesimlerin aynı yerde aynı malzemelerle yapıldığı. Firma sahiplerine göre şu anda çiftlikte bir kaç yüz domuz var. Firma yetkilileriyle görüşmemiz sırasında satışa hazır hale getirilmiş salam ve sosislerin üzerlerinde hiç bir etiketin olmaması dikkat çekiyor. Çerkezo ve Şütte firmalarına ait kesimhaneler yanyana ve herhangi bir işaret koymamışlar. Her iki firmanın Teşvikiye'deki fast—food'larında satılan ürünlerin üzerinde de herhangi bir işaret yok. Sorduğumuzda da dana janbon olduğu söyleniyor.

Ayazağa'da bir başka domuz çiftliği ise Kemerburgaz yolu üzerinde. Ancak bu çiftlik yaklaşık 2 yıl önce kapatılmış ve domuzları Çerkezo firması satın almış. Arnavutköy'de de bir domuz çiftliğinin varlığı biliniyor. Gaziosmanpaşa Acımaşlı Köyü'nde de bir domuz çiftliği mevcut. Her çiftlikte ortalama 500 domuz olduğu varsayılsa 20 çiftikte 10 bin domuz eder. 5 bin domuzun 2.5 bininin yavru yaptığı ve her batında 10 yavru doğurduğu kabul edilirse bu rakam 50 bini bulacaktır. Bu da yılda Türkiye genelinde yüzbinlerce domuz üretildiği anlamına geliyor. Bir de Ormancılık Özel İhtisas Komisyonu'nun rakamlarına göre Türkiye ormanlarında yaklaşık 80 bin yaban domuzu barınıyor. Avcılar tarafından avlanan domuzlarında çeşitli firmalara satıldığı biliniyor. Ancak bu işlem kayıt dışı olduğu için net bir rakam ve isim dile getirilemiyor.

Bu ve benzeri çiftliklerden resmi olarak iki firma domuz satın alıyor: Çerkezo ve Şütte. Haralambi Çerkezo, aldıkları domuzları Çerkezo Salam Sosisleri olarak piyasaya sürerken Ayazağa'daki Şütte firması da salam, sosis ve jambonlarını Piggy olarak piyasaya sürüyor. Ancak bilinen bu firmalar ürünleri çeşitli zamanlarda farklı isimlerde piyasaya sürüyorlar. Daha önce Şütte olarak piyasaya sürülen domuz mamulleri son dönemde Piggy olarak piyasaya sürülüyor. Bu firmalar özellikle büyük alışveriş merkezlerinde ayrı bir stand açıyorlar. Ancak küçük şarküterilerde karışık olarak duruyor ve bir çok tüketici farkına varmadan domuz ürünlerini satın alabiliyor. Domuz hammaddeli salam ve sosislerin kesiminin yapılıp piyasa sürüldüğü bir başka yer de Dolapdere'deki İdeal Salam Sosis imalathanesi. Katmerli sokak 8 numaradaki imalathanede domuz kesimi yapılıyor ve reyonlarda satışa sunuluyor. Ancak gerek çiftliklerde gerekse kesimhanelerde olduğu gibi burada da herhangi bir işaret, ya da tabela yok. Dışarıdan ne olduğu belli olmuyor imalathanenin. Firma yetkilileri sadece domuz işi yapmadıklarını, sığır ve dana sosisleri ürettiklerini söylüyorlar. Gazetecilere konuşmak istemeyen çalışanlar kendilerinin sadece kesim işini yaptıklarını söylüyorlar. Ancak, kesimhanede açılan stantta salam ve sosis satılıyor. Üzerlerinde ne bir işaret, ne de hangi ürünlerden imal edildiğini gösteren bir yazı yok. Şirket yetkilileriyle görüşmemiz sırasında bir çok kişi ne eti aldığını sormadan salam ve sosislerden aldılar. Bizim ne eti içerdiğini sorduğumuzda ise hepsinin domuz içerdiğini ısrarımız sonucu söylediler. Uzun araştırmalarla bulabildiğimiz İdeal Salam Sosis imalathanesini bilen bir çok müşterinin çok miktarda salam ve sosisle çıkması domuz çiftliğinde çalışan bir işçinin 'markasızların büyük kısmı büfelere veriliyor'şeklindeki sözünü doğruluyor.

Ne yediğinizi nasıl bileceksiniz?

Domuz yağı ve domuz ürünleri aslında son derece karmaşık bir konu. Tespit ettiğimiz firmalar domuz yağını sanayide yardımcı madde olarak ithal ediyor ancak ya iç piyasaya sürülenler? Şüphelendiğiniz bir ürünün domuz etinden mi yoksa dana etinden mi olduğunu tespit etmek de o kadar kolay değil. Çünkü işlenmiş bir et ürününün yapısını tespit edebilmek çok pahalı bir teknolojiyi gerektiriyor ki, halen bu teknoloji sadece İstanbul Üniversitesi Veteriner Fakültesi'nde mevcut. "Elektrofore" yöntemi ile yapılan bu testlerde et mamulünün hangi malzemeden yapıldığı tespit edilebiliyor. Biz de domuz ürünleri içerdiğinden şüphelendiğimiz birtakım örnekleri test ettirmek için laboratuvara götürdük, ancak Türkiye'nin tek laboratuvarı teknik problemler nedeniyle test edemedi. Ancak gerek Büyükşehir Belediyesi Sağlık Daire Başkanlığı Laboratuvarları gerekse Sağlık Bakanlığı'nın Hıfzıssıhha Lobartuvarları etten üretilmiş bir mamulün hangi etten yapıldığını tespit edemiyor. İstanbul genelinde de hiçbir özel laboratuvar bu teknik imkanlara sahip değil. Hal böyle olunca şüphelenip test etmek istediğiniz mamulü ancak İstanbul Üniversitesi Veteriner Fakültesinde kontrol ettirebilirsiniz. Şu anda o da mümkün değil. 11 milyon insanın yaşadığı bir kentte tüketilen et mamullerinin özellikle de salam sosis gibi büfelerin çok tercih ettiği ürünlerin yeterince ve sıkı bir şekilde kontrol edilmesi pek mümkün de değil, başka bir deyişle. Zaten piyasaya gizli olarak sürülen domuz salam ve sosisleri açık, yani markasız olarak kalabalık yerlerdeki büfelere veriliyor.

Peki herhangi bir yerden aldığınız salam ya da sosisin görünüşünden domuz eti olup olmadığını nasıl anlarsınız? Domuz etinden üretilen mamuller dana etinden yapılana göre biraz daha yağlı. Yendiği zaman damağa yapışıyor. Domuz etinden yapılan salam ve sosisler dana etine göre biraz daha yumuşak ve açık renkli.

Rujlara dikkat!

Üretimi kolay olan domuz aslında iğneden ipliğe kadar her alanda kullanılabiliyor. Üretiminin kolay olması da tercih edilmesinde önemli bir etken. Domuzun en çok kullanıldığı sektör salam, sosis ve sucuk. Bunların da kaynakları domuz çiftlikleri. Bunun yanında deri sanayiinde hem derisi hem de yağı katkı maddesi olarak kullanılıyor.

Domuzun tıp alanında kullanılması da aslında yeni değil. Latince Adeps Suillus, Fransızca Axonge olarak adlandırılan domuz, ilaç kapsüllerinin yapımında kullanılıyor. Bunların yanında kozmetik ve temizlik maddeleri sektöründe de domuz ürünleri bir kaynak. Özellikle kozmetik sanayiinde domuz yağı sıklıkla kullanılan bir katkı maddesi. İmalat Ansiklopedisi'ne göre bir dudak rujunun nelerden yapıldığı şu şekilde açıklanıyor: Balmumu, serezin, lard (domuz yağının kozmetikte kullanılan biçimi), lanolin, parafin tetrabromofluorescein ve boya maddesi. Lard maddesi için domuzların karın boşluğu ve bağırsaklarının arasından elde edilen yağlar kullanılıyor. Rujlarda olduğu gibi sabunlarda da katkı maddesi olarak kullanılıyor. Ancak sabunlarda sodyum hidroksit çözeltisiyle birleşince sabun haline geliyor. Böylece kimyasal değişime uğruyor domuz yağı.

Domuz tartışmalarını uzun süre gündemde tutan konu ise margarinlerde kullanımı meselesi. Margarin yapımında "iç esterleşme" yöntemi kullanılıyorsa bu domuz yağı kullanılarak yapılıyor.

Tıp alanındaki son gelişme de geçtiğimiz günlerde meydana geldi. Domuzdan insana organ nakli gündeme geldi ve konu henüz deneme aşamasında. Konunun çok tartışılan dini boyutuna ise son noktayı Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Nuri Yılmaz koydu ve zaruret halinde domuzdan organ naklinin caiz olabileceğini söyledi.

Piyasadaki domuz ürünleri tartışmasının artmasının ardından Tarım ve Köy İşleri Bakanı Mahmut Erdir bir basın açıklaması yaptı. Türkiye'de kullanılan gıda ürünlerinin hiç birinde domuz yağı olmadığını söyleyen Mahmut Erdir, "Türk Gıda Kodeksi Yönetmeliği'ne göre gerek yurt içinde üretilen, gerekse yurt dışından ithal edilen gıda maddelerinin etiketlenme aşamasında eğer ürünün bileşiminde hayvansal gıdalar var ise, üzerinde etiketle bildirilmesi gerekli. Bakanlığımıza müracaat eden üretici firmaların dosyalarında bulunması gereken belgelerden bir tanesi de ürünün yüzde bileşiminde yer alan hammadde, yardımcı madde, katkı ve aroma maddelerinin spefikasyonları ile aroma maddelerinin klasifikasyonları. Şu ana kadar ürettikleri ürünlere, üretim izni alan ve almak için müracaatta bulunan firmaların üretimlerinde kullandıklarını beyan ettikleri spekifikasyonlarından domuz yağı kullandıklarına dair belgeye rastlanmamış ve bakanlığım tarafından da domuz ürünü ihtiva eden bir ürüne üretim izni verilmemiştir" şeklinde açıklamada bulunuyor.

Bakanlığın açıklaması sorulara cevap olması beklenirken beraberinde bir çok soruyu da getirdi. Öncelikle Tarım Bakanlığı bildirilen bilgilerin doğruluğunu ne oranda test ediyor? Tarım Bakanlığı şu ana kadar domuz ürünleri içeren bir üretimin yapılmadığını söylüyor. Oysa piyasada çok sayıda domuz ürünleri içeren gıda maddesi var. Bunlar yasadışı mı üretiliyor? Ayrıca gümrüklerden giren sıvılaştırılmış domuz yağının hangi üründe kullanıldığı nasıl tespit edilebilir? Bu tartışmalı ortamda daha düzeyli ilmi delillerle ispatlanmış test raporları beklenirken Tarım Bakanlığı'nın açıklaması kafalardaki soruların açıklanmasına yetmedi.

Domuz eti ve domuz ürünleri tartışması kolay kolay çözülecek bir noktada değil. Çünkü domuz yetiştirmek ve satmak kârlı bir iş. Bu sektörde mutlaka birileri çalışmak isteyecek ve çalışıyor da. Ancak temel sorun "şeffaflık" prensibinin gıda gibi herkesi ilgilendiren bir konuda tam anlamı ile uygulanmamasında.