|  
  |  
  |  
  |  
  |  
 
Ana Sayfa
  |  
Kara Kutu
  |  
Dosyalar
  |  
Ekonomi
  |  
Kültür Sanat
  |  
Teknoloji
  |  
Diraksiyon
  |  
Hayat Bilgisi
  |  
 
GÜNCEL

Yanardağ, öğrencileri mülteci yaptı?

17 Mayıs 2010 / ZAFER ÖZCAN
Avrupa hava sahasını kapatan kül bulutu, Başakşehir Burç Koleji öğrenci, öğretmen ve velilerini de kaçak göçmen durumuna düşürdü. 6 günlük vizeleri biten öğrenciler, Almanların vizeyi uzatmaması üzerine Macaristan’da gözaltına alındı.

Başakşehir Burç Koleji’nde okuyan 15 öğrenci, o gün son derece heyecanlıydı. Hayatlarında ilk kez yurt dışına çıkacaklardı. Güzel Sanatlar ve İletişim bölümlerinde okuyan öğrencilerin katıldığı, İtalya, Fransa ve Almanya’yı kapsayan gezide hem eğlenmek, hem de öğrenmekti hedef. Okul Müdürü Levent Eyüpoğlu, iki öğretmen ve öğrenci velisi iş kadını Efsane Turan’ın da hazır bulunduğu gezi ekibi, 12 Nisan’da İstanbul’dan Roma’ya uçtu. İtalya’dan trenle Fransa’ya geçen kafilenin son durağı Almanya’nın Münih şehriydi. 18 Nisan’da dönmeleri gerekiyordu; çünkü İstanbul’daki Alman konsolosluğu öğrencilere sadece 6 günlük vize vermişti!

Vizenin son gününe dönüş biletini alan öğretmen ve öğrencileri Münih havaalanında bir sürpriz bekliyordu! İzlanda’da volkan patlamış ve sonrasında oluşan kül bulutu bütün Avrupa’da hava trafiğini felç etmişti. Levent Bey’e, bilet aldıkları Lufthansa Hava Yolları’ndan sadece uçuşların süresiz iptal edildiğine dair bir belge verilmiş ve başlarının çaresine bakmaları istenmişti. Türkiye’ye tren veya otobüsle de dönmek mümkündü elbette ancak grubun küçük bir sorunu vardı; o günün akşamı vizelerin süresi doluyordu. Önce havaalanında gümrük müdürüne müracaat eden kafile, vize konusunda yardım ister ancak netice alamaz. Bunun üzerine tren yoluyla önce Macaristan’a, oradan da Bükreş’e gelip, otobüsle Türkiye’ye dönmeye karar verirler. Aslında o kararı verdikleri andan itibaren, yaşları 14 - 15 arasında değişen 15 öğrenci, ilk yurt dışı seyahatlerinde hayatın acı gerçekleri ile karşılaşacaklarını elbette ki tahmin edemezlerdi!

KAÇAK GÖÇMENLERLE AYNI KOĞUŞTA!

Tren yolculuğu Münih’ten başlar. Macaristan topraklarına girdikten sonra sınırda yapılan pasaport kontrolünde, Türk kafilesinin vizelerinin dolduğunu gören Macar polisi, kafileyi gecenin ikisinde trenden indirir. Grubu doğruca mültecilerin toplandığı kampa götürürler. Macar polisi, gruba, vizeleri dolduğu için kaçak göçmen statüsünde olduklarını, alıkonulacaklarını söyler. Artık, öğrenciler ve öğretmenler için hayatlarının en uzun saatleri başlamıştır. Kapatıldıkları yerde farklı ülkelerden gelen göçmenleri ve onların perişanlıklarını gören çocuklar ağlamaya başlamıştır. Çok keyifli başlayan Avrupa turu âdeta zehir olmuştur onlar için.

Neredeyse saatlerce polislere dil döker, dertlerini anlatmaya çalışırlar. Öğretmenler bir yandan sorunu çözmeye çalışırken, diğer yandan öğrencileri teselli etmeye uğraşmaktadır. Kafiledeki tek veli olan iş kadını Efsane Turan, bu süreçte gerek Münih gerekse Macaristan’da Türk konsoloslukları ve büyükelçileri aramalarına rağmen kimseye ulaşamadıkları ve hiçbir yardım alamadıklarından yakınıyor. Yıllardır yurt dışına seyahat eden biri olarak, en çok ihtiyaç duydukları anlarda o ülkelerdeki Türk yetkililere ulaşamadıklarını söylüyor.

İşte bu şartlar altında Macaristan’da karakola tıkılan Türk kafilesi, polislere dil dökmektedir. Saatler sonra aralarından biri insafa gelir ve bir yere telefon eder. Elindeki telefonu da okul müdürü Levent Bey’e uzatır. Karşıdaki kişi Türkçe konuşmaktadır. Levent Bey ona kim olduğunu sorar. Telefondaki kişi emekli bir Macar polisidir ancak gümrükte çalışırken az da olsa Türkçe öğrenmiştir. Emekli polis Türkleri çok sevdiğini ve onlara yardım edeceğini söyler. Emekli polisin yardımıyla ekipteki herkese tek tek Macaristan’da oturma izni çıkarılır. Gece iki buçukta başlayan işlemler, sabaha karşı tamamlanır.

Sabah Bükreş’e geçmek için trene binmeye hazırlanan grup, Budapeşte havaalanının uçuşlara açıldığını öğrenir. Bunun üzerine hemen biletler ayarlanır ve bu çileli yolculuk Budapeşte - İstanbul uçuşuyla son bulur. Efsane Turan, yıllardır Avrupa ile iş yapan biri olarak 15 öğrenciye, 6 günlük gezi için Alman konsolosluğunun neden sadece 6 günlük vize verdiğini ve beklenmedik bir doğa olayı karşısında kendilerine neden hiç yardım edilmediğini soruyor.

Avrupa’ya yolu düşen hemen herkesin yaşadığı vize işkencesi, şimdi çok fark edilmese de, ilerisi için bir ‘Avrupa karşıtlığının’ da temellerini atıyor. En azından Burç Koleji’nin 15 öğrencisi, bir daha Avrupa’ya gitmek istemediklerini söylüyor. Hepsinin kafasında, ‘vizemiz 6 değil 10 günlük olsa bu sorun olmazdı’ düşüncesi var. Bu yaşta kaçak göçmen muamelesi görmeyi içlerine sindiremiyorlar. Avrupa artık onların kafasında, sadece olumsuzluklarla birlikte hatırlanıyor!