yaylalarda 240 kovanla doğal bal üretimi: mobil tırın hikayesi

Antalya'dan Konya yaylalarına giden 240 kovanı taşıyan Hüseyin Tepe'nin tırında arılar şeker verilmeden doğal bal üretiyor; hasat yaklaşık 5-5,5 ton.

Yayın Tarihi: 16.09.2026 11:04
Güncelleme Tarihi: 16.09.2026 11:04

yaylalarda 240 kovanla doğal bal üretimi: mobil tırın hikayesi

Mobil tırla 240 kovan: tasarım ve çalışma biçimi

Antalya'da kış aylarını Manavgat'ta geçiren arıcılar, ilkbaharla birlikte arı kovanlarını kilometrelerce uzağa taşıyıp Konya'nın yüksek rakımlı yaylalarında bal üretiyor. Projenin merkezinde iş insanı Hüseyin Tepe tarafından tasarlanan mobil arıcılık tırı bulunuyor. Tırın içinde sağda 120, solda 120 olmak üzere toplam 240 kovan yer alıyor; her kovanda yirmi adet çıta bulunuyor.

Tır, kovanların sabitlenmesi için bir raylı sistem ile donatıldı. Üst kısmı açılıp kapanabilen tasarım sayesinde arıcılar kovanlara kolayca ulaşıyor, bakım ve kontrolleri tırın içinden pratik biçimde yapabiliyor. Tırın içinde arıcıların yaşam alanı, kamera sistemi, güneş enerjisi sistemi ve su tankı gibi destekleyici donanımlar da yer alıyor.

Yayla rotası ve çiçek çeşitleri:

Arıcılar mayıs başında yaklaşık 1.500 rakımlı Konya'nın Bozkır ilçesine, temmuz başında ise 2.200 rakımlı daha yüksek yaylalara çıkıyor. Bu rotada arılar, bölgenin zengin bitki örtüsünden nektar ve polen topluyor. Yaylada başta geven olmak üzere yer kekiği, taş kekiği, şalba ve sayısı sayılmayacak kadar çok çiçek türü bulunuyor.

Arıların bakımından sorumlu 39 yaşındaki Mahmut Baş, arılara üç aydan beri hiçbir besin verilmediğini, balların tamamen doğadan geldiğini belirtiyor: "Arılara 3 aydan bu yana hiçbir şey vermiyoruz. Doğadan gelen tamamen doğal bal." Ayrıca tır dışında yaklaşık 200 civarında kovanın daha bulunduğu kaydediliyor.

Hasat, analiz ve kalite güvencesi:

Üretim sürecinde ürünlerin analize gönderilmesi uygulaması titizlikle sürdürülüyor; bal satışları analiz sonuçları çıkmadan piyasaya verilmiyor. Baş, geçen yıl yapılan analizde çıkan değerleri paylaştı: 760 protein değeri ve %5 şeker değeri. İş insanı Hüseyin Tepe'nin üretimdeki hassasiyeti de vurgulanıyor: "Bir kilo da bal çıksa bizim balı verdiğimiz insanı memnun edecek" yaklaşımıyla kimyasal veya katkı kullanmıyorlar.

Rekolte beklentisi ve verim hesabı:

Bu sezon için arıcıların beklentisi yaklaşık 5-5,5 ton bal hasadı. Geçen yıla göre daha yüksek rekolte beklense de son yağışların özellikle gevenlerin verimini etkilediği belirtiliyor. Buna rağmen taş kekiği, yer kekiği ve çakır dikeni arılara önemli miktarda bal sağladı.

Doğal üretim tercihinin verim üzerinde etkisi olduğuna da dikkat çekiliyor: Baş, arılara şeker verilseydi daha yüksek üretim olacağını belirterek, "Biz arılara şeker vermiş olsak 450 kovandan yaklaşık 20 ton bal alırdık" diyor. Ancak amaç miktar değil, doğallık ve kalite olduğundan bu tür takviyelere başvurmuyorlar. Bir kovandan ortalama 15 kilogram bal alınırken, çiçek bolluğuna göre bu miktar 20 kiloya kadar çıkabiliyor veya 1 kiloya düşebiliyor.

Arı bakımı, kışlık stok ve ana arı üretimi:

Bal alımında arıların kışlık besinlerinin korunması öncelikli uygulamalardan biri. 70 yaşındaki Halil İbrahim Baş, kovanların taban katındaki balların arılara kışlık yiyecek olarak bırakıldığını ve bunun arıların yaşamını sürdürebilmesi için hayati olduğunu vurguluyor. Kovanlarda şu anda üç çıtada yavru, beş çıtada bal bulunduğu, beş çıtadaki balın arıları altı ay boyunca besleyeceği belirtiliyor.

Ayrıca dışarıdan ana arı satın alınmıyor; ekip kendi damızlık kovanlarından ana arı üretiyor. Baş, dört adet damızlık kovanları olduğunu ve ana arıları kendi kovanlarından sağladıklarını ifade ediyor: "Biz arıya ve kraliçe anaya para vermiyoruz. Kendi anamızı kendimiz üretiyoruz."

Güvenlik önlemleri ve gelecek planları:

Geçen yıl yerde bulunan kovanlardan 16'sının ayılar tarafından parçalandığı hatırlatılarak bu sezon önlemler alındı. Kovan çevresi telle çevrildi, ışıklar, hareket sensörleri ve alarm sistemi kuruldu. Kurulan sistemde sensör bir harekete tepki verdiğinde ışıklar yanıyor ve alarm çalıyor; bu önlemler sayesinde bu yıl ayı girişi yaşanmadı.

Hüseyin Tepe, mobil tır projesini arıcının işini kolaylaştırmak ve arıları kontrollü biçimde taşımak amacıyla geliştirdiğini belirtiyor. Üretim Türkiye genelinde satışa sunuluyor; ürünler analizlerden geçirildikten sonra mağazalarında tüketiciyle buluşturuluyor. Tepe, önümüzdeki yıllarda hedefin yurt dışı pazarlara açılarak ihracat gerçekleştirmek olduğunu söylüyor.

Sezon takvimi ve sürdürülebilir uygulamalar:

Arıcılar yüksek rakımlı Bozkır yaylalarında yaklaşık 10 Ekim'e kadar kalacak, daha sonra tır Manavgat'a götürülüp arıların kışlık bakımları yapılacak. Kasım ayından sonra arılara herhangi bir işlem uygulanmıyor; şubat ayında kovanlar dezenfekte edilip çoğaltma ve bakım çalışmalarına başlanıyor. Baş, "Biz yılda bir defa bal alıyoruz. Bal hasadından sonra arıları kışa hazırlıyoruz" diyerek doğal üretime verdikleri önemi özetliyor.

Sonuç olarak, mobil tır ve yayla göçüyle yürütülen bu çalışma, doğallığı ve kaliteyi ön planda tutan bir arıcılık modelini gösteriyor. Kovanların taşınmasından güvenliğine, analize dayalı satış-işleyişinden ana arı üretimine kadar süreçler, üretimin sürdürülebilirliği ve arı sağlığını koruma üzerine kurgulanmış durumda.

Arıcıların 240 kovanlık ‘bal tırı' yaylalarda: Çiçekten çiçeğe doğal bal

Arıcıların 240 kovanlık ‘bal tırı' yaylalarda: Çiçekten çiçeğe doğal bal

Yazar
EDİTÖR

Esra Şimşek

Ben Esra Şimşek, 27 yaşındayım, İstanbul. aksiyon.com.tr Finans kategorisinde makro ekonomi ve bankacılık sektörünü analiz ediyorum. Hasan'ın aksine ben daha ciddi, kurumsal ve tamamen verilere dayalı bir yazı stiline sahibim. Piyasa analizleri benim işim.