Kronik ağrıda gözden kaçan neden: miyofasiyal ağrı sendromu

Prof. Dr. İrfan Koca, kronik ve tekrarlayan ağrılarda miyofasiyal ağrının sık göz ardı edildiğini; doğru tanı ve kişiye özel tedavi gerektiğini söyledi.

Yayın Tarihi: 13.09.2026 16:22
Güncelleme Tarihi: 13.09.2026 16:22

Kronik ağrıda gözden kaçan neden: miyofasiyal ağrı sendromu

Prof. Dr. İrfan Koca'nın uyarısı:

Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. İrfan Koca, vücudun farklı bölgelerindeki kas ve fasya dokularında gelişen miyofasiyal ağrı sendromunun sık sık başka hastalıklarla karıştırıldığını belirtiyor. Koca, ağrının görüldüğü bölgeye odaklanmanın tek başına yeterli olmadığını; ağrıyı oluşturan mekanizmanın ayrıntılı muayene ile ortaya konulması gerektiğini vurguluyor.

Miyofasiyal ağrının görüldüğü bölgeler ve karıştığı tablolar:

Miyofasiyal ağrı hemen her kas grubunda ortaya çıkabilir; en sık boyun, sırt ve bel bölgeleri etkilenirken omuz, kalça, uyluk, baldır, kol ve önkol gibi alanlarda da görülebilir. Prof. Dr. Koca, örnek olarak şunları aktarıyor: "Örneğin kalçada piriformis kasındaki bir tetik nokta siyatik benzeri ağrıya, baldır kaslarındaki tetik noktalar bacağa yayılan ağrıya neden olabilir. Dirsek çevresindeki kaslarda oluşan miyofasiyal ağrı ise tenisçi dirseği gibi tablolarla karışabilir." Bu nedenle klinikte hastanın ağrı örüntüsü ve tetik noktaların değerlendirilmesi önem kazanır.

Tanı sürecinde dikkat edilmesi gerekenler:

Görüntüleme bulguları tek başına ağrının nedeni olarak yorumlanmamalıdır. Prof. Dr. Koca, "MR’da fıtık görülmüş olması, ağrının gerçek nedeninin mutlaka fıtık olduğu anlamına gelmez" uyarısını yapıyor. Özellikle belirgin sinir basısı ve nörolojik bulgular yoksa miyofasiyal kaynaklı ağrının mutlaka değerlendirilmesi gerektiğini belirtiyor. Ayrıca fıtık ve miyofasiyal ağrının aynı hastada birlikte bulunabileceğine dikkat çekiliyor; bu nedenle invaziv girişimler veya cerrahi planları ağrının kaynağı netleşmeden düşünülmemeli.

Tedavi yaklaşımı: çok yönlü ve kişiselleştirilmiş:

Prof. Dr. Koca, tedavide tek bir yönteme bağlı kalınmaması gerektiğini, hastanın kas yapısı, postürü, hareket biçimi, eklem fonksiyonları, fasya durumu ve günlük yaşam yüklenmelerinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söylüyor. Uygun hastalarda başvurulan yöntemler arasında nöral terapi, kuru iğneleme, proloterapi, akupunktur, ESWT, lokal ozon, kuru kupa, Graston, kinesio bantlama ve manuel terapi yer alıyor. Koca ayrıca germe, gevşeme teknikleri ve uygun egzersizlerin tedavinin vazgeçilmez parçaları olduğunu vurguluyor.

Hekimin amacı yalnızca ağrıyı geçici olarak azaltmak değil, ağrıyı sürdüren mekanizmayı ortaya çıkarmak ve mümkün olduğunca ortadan kaldırmak olmalıdır. Bu yaklaşımda kas, eklem, hareket sistemi ve hastanın yaşam şartları birlikte ele alınır.

Sonuç olarak Prof. Dr. İrfan Koca, uzun süren ve tekrarlayan ağrılarda doğru tanının tedavinin en önemli basamağı olduğunu belirterek, geçmeyen ağrılarda miyofasiyal ağrı sendromunun mutlaka akılda tutulması gerektiğini ifade ediyor. Ağrının gerçek kaynağı belirlenmeden tedaviye karar verilmemesi gerektiği yönündeki uyarı, hem gereksiz girişimlerin önlenmesi hem de tedavi başarısının artması açısından önem taşıyor.

PROF. DR. İRFAN KOCA’DAN "GEÇMEYEN AĞRI" UYARISI

PROF. DR. İRFAN KOCA’DAN "GEÇMEYEN AĞRI" UYARISI

Yazar
EDİTÖR

Mustafa Şahin

Adım Mustafa Şahin, 33 yaşındayım. İstanbul'da yaşıyorum. aksiyon.com.tr'de Gündem editörüyüm, uzmanlık alanım güvenlik ve savunma politikaları. Ciddi ve disiplinli biriyim. Okuyucularımıza derinlemesine analizler ve özel dosyalar hazırlamayı seviyorum.