İş dünyası belirsizliğin azalması ve öngörülebilirlik istiyor

ATSO Başkanı Yusuf Hacısüleyman, işletmelerin en büyük önceliğinin belirsizliğin azaltılması ve öngörülebilirliğin güçlendirilmesi olduğunu vurguladı.

Yayın Tarihi: 26.08.2026 13:33
Güncelleme Tarihi: 26.08.2026 13:34

İş dünyası belirsizliğin azalması ve öngörülebilirlik istiyor

ATSO meclisinde öngörülebilirlik önceliği:

Antalya Ticaret ve Sanayi Odası Ağustos Ayı Olağan Meclis Toplantısı ATSO Meclis Salonu'nda Meclis Başkanı Ahmet Öztürk’ün başkanlığında gerçekleşti. Toplantıda konuşan ATSO Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Hacısüleyman, ekonomide işletmelerin en önemli ihtiyacının belirsizliğin azaltılması ve öngörülebilirliğin güçlendirilmesi olduğunu söyledi.

Hacısüleyman, iş dünyasının yatırımlarını ve üretim kararlarını sağlıklı alabilmesi için makroekonomik ortamın öngörülebilir olması gerektiğini belirtti ve bu noktada kamu-özel sektör iletişiminin önemine dikkat çekti.

enflasyon ve kur gelişmeleri:

Hacısüleyman, ekonomideki temel gündem maddelerinden birinin enflasyon olduğunu ifade ederek yıllık enflasyonun %31,75 ve üretici fiyat endeksinin yaklaşık %27 seviyesinde olduğunu aktardı. Yılbaşında daha olumlu hedeflerle başlanmış olsa da küresel gelişmeler ve bölgedeki savaşların etkisiyle hedeflerin revize edilmek zorunda kaldığını söyledi.

Yedi aylık dönemde Euro'nun %11,29 ve doların %11,93 yükseldiğini, aynı dönemde enflasyonun %19,96 gerçekleştiğini belirten Hacısüleyman, bu dengenin ihracatçı açısından bir kur makası yarattığını kaydetti. Döviz geliri elde eden firmaların içerideki TL maliyet artışlarını karşılamakta zorlandığına dikkat çekti.

sanayide erken sanayisizleşme riski:

Sanayinin GSYH içindeki payındaki gerilemenin önemli bir risk olduğunu vurgulayan Hacısüleyman, Türkiye'nin erken sanayisizleşme riskiyle karşılaşmaması gerektiğini belirtti. Güney Kore, Çin, Vietnam ve Tayland örneklerine atıf yaparak bu ülkelerde sanayinin ekonomideki payının %20'lerin üzerinde olduğunu hatırlattı.

Sanayileşmenin telafisinin hizmet sektöründeki kadar kolay olmadığını, fabrika, makine-teçhizat ve uzmanlaşmış iş gücü gerektiğini söyleyen Hacısüleyman, bu nedenle uzun vadeli ve güçlü sanayi politikalarının şart olduğunu. Küresel enerji fiyatlarındaki dalgalanmalar ve değişen ekonomik politikaların işletmelerin planlama sürecini zorlaştırdığına, pek çok işletmenin artık yıllık değil üç aylık dönemlerle planlama yapmak zorunda kaldığına dikkat çekti.

turizm, COP31 ve denizlerin korunması:

turizmde gelir odaklı değerlendirme gereği:

Antalya turizminin geçen yılın yaklaşık %6,5 gerisinde kaldığını aktaran Hacısüleyman, turizmin yalnızca ziyaretçi sayılarıyla değil, elde edilen gelir ve kişi başı harcama ile değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Sayısal hedeflerin yakalansa bile gelir açısından erozyon yaşanabileceğini belirtti.

Konaklama işletmelerine çalışan başına sağlanan 3 bin 500 TL SGK prim desteğinin olumlu bir adım olduğunu, ancak basit konaklama turizm işletme belgesine sahip tesislerin bu desteğin dışında bırakılmasının doğru olmadığını ifade etti. Aynı şartlarda faaliyet gösteren işletmelerin aynı teşviklerden yararlanması gerektiğini belirterek hızlı düzenleme talep etti.

COP31 fırsatı ve sürdürülebilirlik:

Antalya'da yapılacak COP31'in yalnızca 9-20 Kasım arasındaki bir organizasyon olarak görülmemesi gerektiğini söyleyen Hacısüleyman, sıfır atık, temiz enerji, iklime dirençli şehirler, yeşil sanayileşme, gıda güvenliği, gençlik ve eğitim gibi başlıkların COP31 sonrası da gündemde tutulması gerektiğini vurguladı. COP31'in Antalya için kalıcı bir farkındalık ve dönüşüm başlatacak bir kıvılcım olması hedefi olduğunu belirtti.

Hacısüleyman, sürdürülebilir turizm adına yürütülen Antalya Kriterleri çalışmasının kentten dünyaya örnek olacak bir model oluşturmayı amaçladığını söyledi. Antalya'nın iç ve dış turizmle birlikte yılda yaklaşık 25-26 milyon kişiyi ağırlayan bir şehir olduğu hatırlatıldı; su, enerji, atık yönetimi ve doğal kaynakların kullanımı gibi konuların yaygın etkisine dikkat çekildi.

denizlerin korunması bütüncül yaklaşım gerektirir:

Antalya'nın en önemli değerlerinden biri olan denizlerin sürdürülebilir kullanımının öncelikle temiz tutulmasına bağlı olduğunu belirten Hacısüleyman, denize ulaşan atıkların büyük kısmının dereler ve akarsular üzerinden taşındığını vurguladı. Deniz korumanın yalnızca kıyı temizliği olmadığını, kaynağından başlayan bütüncül bir çevre yaklaşımıyla ele alınması gerektiğini söyledi.

Hacısüleyman, Mavi Akdeniz İnisiyatifi'nin bu anlayışla tüm tarafların ortak sorumluluğu olduğunu belirterek, denizlerin korunmasına yönelik kapsamlı adımların atılması çağrısında bulundu.

ATSO YÖNETİM KURULU BAŞKANI YUSUF HACISÜLEYMAN, ATSO AĞUSTOS AYI OLAĞAN MECLİS TOPLANTISINDA...

ATSO YÖNETİM KURULU BAŞKANI YUSUF HACISÜLEYMAN, ATSO AĞUSTOS AYI OLAĞAN MECLİS TOPLANTISINDA KONUŞTU

Yazar
EDİTÖR

Hasan Polat

Selam, ben Hasan Polat. 24 yaşındayım, Ankara'dan yazıyorum. aksiyon.com.tr Finans ekibindeyim. Ben yeni nesil finans uzmanıyım; kripto paralar, borsa ve girişimcilik üzerine yoğunlaştım. Risk almayı severim, hızlı düşünürüm ve genç yatırımcılara hitap ederim.