Hitit Üniversitesi ev sahipliğinde "1. Ulusal Geçmişten Günümüze Çorum’da İz Bırakanlar" sempozyumu düzenlendi
Sempozyumun kapsamı ve katılımcılar
Hitit Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Kampüsü Ethem Erkoç Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen sempozyumda, Çorum’un tarihine iz bırakmış şahsiyetler ve kentin tarihi yapıları tarihî kaynaklar ışığında ele alındı. Sunumları Hitit Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Zekeriya Işık, Hitit Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölüm Başkanı Prof. Dr. Özer Şenödeyici ve Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tarih Bölümü’nden Prof. Dr. Abdullah Gündoğdu yaptı. Sempozyuma protokol üyeleri, akademisyenler ve çok sayıda öğrenci katıldı.
"Ecdat yadigarlarını korumak tarihi bir vebaldir"
Sempozyumun açılış konuşmasını yapan Prof. Dr. Zekeriya Işık, 19. asrın sonlarına gelindiğinde Çorum’un arşiv kayıtlarına göre 51 mahallesi, Ulu Camisi, 23 minareli camisi, 21 mescidi, 10 medresesi, 2 kütüphanesi, tekke ve zaviyeleri, 11 hanı, bin 100 dükkanı bulunduğunu vurguladı. Işık, kentteki çoğu tarihî yapının modernleşme süreçleriyle zarar gördüğünü belirterek, kalan eserlerin korunmasının başta sorumluluk sahibi kişi ve kurumlar olmak üzere tüm şehir için bir görev olduğunu söyledi. Işık ayrıca, "Her bir tarihi mekan, her bir tarihi eser toplumun ortak aklı, hafızası, baba, ata ocağıdır" ifadeleriyle mirasın nesillere aktarılmasının önemine dikkat çekti.
Veli Paşa Hanı'nın tarihçesi
Prof. Dr. Zekeriya Işık Veli Paşa Hanı hakkında bilgi vererek, Veliyyüddin Paşa’nın 1866’da vakfettiği kahvehane ve bitişindeki altı dükkanı yıktırıp yerine Velipaşa Han’ı inşa ettirdiğini aktardı. Hanın üst katta 43, alt katta 16 olmak üzere toplam 59 oda içerdiğini, bir kahvehane, iki ahır, 10 dükkan, avlu ve ikişer kanatlı sokak kapılarının bulunduğunu söyledi. Işık, Velipaşa Hanı'nın 1866 ila 1885 arasındaki bir tarihte inşa edildiğini ve Velipaşa Konağı gibi yapıların günümüze kaldığını belirtti. Ayrıca, hanın Osmanlı şehir içi hanlarının özelliklerini taşıdığını ve önemli farklarından birinin üç katlı olması olduğunu; üçüncü katının bir otel olarak kullanıldığını, günümüzde belediyenin burayı bir kültür merkezi olarak değerlendirdiğini ifade etti.
Baltacı Mehmet Paşa ve Osmancık'ın rolü
Prof. Dr. Abdullah Gündoğdu Osmancıklı Sadrazam Baltacı Mehmet Paşanın hayatını anlatırken, "Osmancık’ın Osmanlı Devleti’nde üç sadrazam çıkarmış olması bölgenin bu dönemde oynadığı rolle alakalıdır" değerlendirmesinde bulundu. Gündoğdu, 17. yüzyılda Baltacı Mehmet Paşa ile bu sayının üçe çıktığını ve Osmancıklıların "sadrazamlar şehri" sıfatını Baltacı Mehmet Paşa ile tamamladıklarını ifade etti. Baltacı Mehmet Paşa’nın gençliğini Osmancık’ta geçirdiği, sağlıklı ve zinde bir vücuda sahip olduğunun kayıtlı olduğu, bir süre gemicilik işiyle Akdeniz sahillerinde dolaştığı ve Kuzey Afrika’da tanıdığı bir şeyhin kendisine ileride vezir-i azam olacağını haber vermesi üzerine saray hizmetine yöneldiğinin anlaşıldığını aktardı. Gündoğdu, Baltacı’nın akrabasından Hacı Sefer aracılığıyla Baltacı Ocağı’na, Teberdaran-ı Hasta zümresine girdiğini ve bu nedenle "Baltacı" olarak anıldığını belirtti. Ayrıca, güzel sese ve nefese sahip olması nedeniyle musikiye ilgisi olduğunu ve "Güzelce Müezzin" diye de anıldığını söyledi.
Sempozyumun önemi
Sempozyum, Çorum’un tarihî kişilikleri ile yapılarını akademik sunumlarla bir araya getirerek kentin kültürel mirasının belgelenmesine ve korunmasına vurgu yaptı. Etkinlik, yerel tarih bilincinin güçlendirilmesi ve şehir mirasının sürdürülebilir korunması açısından katılımcılara önemli veriler sundu.
HİTİT ÜNİVERSİTESİ'NDE DÜZENLENEN SEMPOZYUMDA, TARİHTE İZ BIRAKAN ÇORUM'UN ÖNEMLİ ŞAHSİYETLERİNİN HAYATI ANLATILDI.