Coğrafya olmadan Pasin’i doğru okumak mümkün değil

Hakan Hadi Kadıoğlu, Erzurum 8. Kitap Fuarı'nda Pasin-1048'de tarihin doğru okunması için coğrafya ve kaynakların birlikte ele alınması gerektiğini söyledi.

Yayın Tarihi: 01.11.2026 10:28
Güncelleme Tarihi: 01.11.2026 10:28

Coğrafya olmadan Pasin’i doğru okumak mümkün değil

Erzurum 8. Kitap Fuarı'nda Pasin-1048 tartışması:

Erzurum Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen 8. Kitap Fuarı'nda okuyucularıyla bir araya gelen tarihçi Hakan Hadi Kadıoğlu, yeni çalışması "Pasin-1048 Sınırın Çöküşü"nü tanıttı. Katılımcılar, Kadıoğlu'nun konuşmasında Pasin Muharebesi ve bölgenin tarihî dokusuna dair yaptığı değerlendirmeleri dikkatle dinledi. Konuşmasında kadim metinlerin tek başına yeterli olmayacağını; tarihî olayların doğru okunabilmesi için arazi ve coğrafyanın titizlikle incelenmesinin şart olduğunu vurguladı.

coğrafya ve hareketliliğin önemi:

Kadıoğlu, bir yerin tanınmasının sadece yolları, köyleri veya dağları bilmekle sınırlı olmadığını; geçitlerin, akarsuların ve yerleşim yerlerinin geçmişte insanların ve orduların hareketlerini nasıl etkilediğinin araştırılması gerektiğini söyledi. Tarihî Pasin’in bugünkü ilçe sınırlarından daha geniş bir havza olarak değerlendirilmesinin önemini öne çıkaran Kadıoğlu, Erzurum, Deveboynu, Kargapazarı geçitleri ve Aras havzası arasındaki bağlantıların muharebe sahasının belirlenmesinde kritik rol oynadığını belirtti. Büyük orduların hareketlerini yalnızca mesafe ile açıklamanın yetersiz olduğuna, su, yiyecek, geçiş olanakları ve birliklerin buluşma noktalarının hesaba katılması gerektiğine işaret etti.

yerleşimlerin ve kaynakların yeniden okunması:

Kitabında eski yerleşimlerin konumları ve orduların izlediği güzergâhları yeniden değerlendirdiğini aktaran Kadıoğlu, yaygın kabullere şüpheyle yaklaşmanın gerekliliğini vurguladı. Sefer sırasında tahrip edildiği kaydedilen Artze yerleşiminin konumuna ilişkin tartışmaları ele aldı; Karaz ile günümüzdeki Kahramanlar arasındaki ilişkilendirmenin yanında, Horasan’ın Ardının da bir ihtimal olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Bu önerilerin kesin yer tespiti anlamına gelmediğini, farklı ihtimallerin aynı bilimsel ölçütlerle sınanmasının önem taşıdığını belirtti.

Pasin sahasıyla ilgili değerlendirmelerinde Kadıoğlu, Hasankale’nin doğusu ile Alvar ve Ügümü çevresindeki geniş Pasin düzlüğünü araştırılması gereken güçlü bir aday alan olarak öne çıkardı. Ancak bu değerlendirmenin savaş alanının kesin sınırlarını çizmek veya arkeolojik olarak doğrulanmış bir saha ilan etmek anlamına gelmediğinin altını çizdi.

kaynaklar arasındaki farklar ve ihtiyat:

Pasin Muharebesi’nin Bizans, Ermeni, Gürcü ve İslâm tarih yazımlarında farklı yönleriyle anlatıldığını belirten Kadıoğlu, bu kayıtların karşılaştırılarak okunması gerektiğini ifade etti. Kaynaklarda geçen asker, kayıp ve esir sayıları konusunda ihtiyatlı olunmasını isteyen Kadıoğlu, bir seferin bütün bilançosunun tek bir muharebenin sonucuymuş gibi aktarılmasının yanıltıcı olabileceğini söyledi.

Savaşın seyrini anlatırken Selçuklu kumandanı İbrahim Yınal ile karşı taraftaki Aaron, Katakalon Kekaumenos ve Gürcü prensi Liparit gibi aktörlerin rollerine değindi. Bazı birliklerin kendi cephelerinde elde ettikleri başarıların savaşın genel sonucunu tek başına belirlemeye yetmeyebileceğini, Liparit’in esir düşmesinin ise hem askerî hem siyasî açıdan önemli bir sonuç ürettiğini vurguladı.

zafer ve kalıcı hâkimiyet ayrımı:

Kadıoğlu, çalışmasının sonuçlarına göre Pasin Muharebesi’nin bir Selçuklu zaferi olduğunu kabul etmekle birlikte, meydan savaşındaki başarı ile bölgenin kalıcı olarak el değiştirmesinin ayrı kavramlar olduğunu öne sürdü. 1048’de savaşın ardından Pasin’de hemen kalıcı bir Selçuklu idarî hâkimiyeti kurulduğunu söyleyecek yeterli dayanağın bulunmadığını belirtti; buna karşın zaferin tarihî öneminin azalmadığını kaydetti.

Selçuklu kuvvetlerinin saha hareket kabiliyeti ile karşılaştıkları müşterek ordunun zorluklarının, Bizans’ın doğu sınırındaki denetimin sınırlarını gösterdiğini ifade eden Kadıoğlu, Pasin’in sadece "Malazgirt’in provası" olarak değerlendirilmesinin yetersiz olduğunu; iki olay arasında bir devamlılık olsa da 1048’in kendi şartları ve aktörleri içinde anlaşılması gerektiğini söyledi.

Konuşmasını memleket tarihine duyulan sevginin araştırma sorumluluğunu artırdığına dikkat çekerek sürdüren Kadıoğlu, kaynakların söyledikleriyle araştırmacının yorumunun birbirinden ayrılması gerektiğine vurgu yaptı. Çalışmasının tüm tartışmaları kapatmayı amaçlamadığını, amacının "1048’i yeniden anlatmak değil, yeniden anlamak" olduğunu belirterek söyleşiyi noktaladı.

ERZURUM BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ TARAFINDAN DÜZENLENEN 8. KİTAP FUARI’NDA OKUYUCULARIYLA BULUŞAN...

ERZURUM BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ TARAFINDAN DÜZENLENEN 8. KİTAP FUARI’NDA OKUYUCULARIYLA BULUŞAN HAKAN HADİ KADIOĞLU, "PASİN-1048 SINIRIN ÇÖKÜŞÜ" KİTABINI ANLATTI. KADIOĞLU, PASİN MUHAREBESİ’NİN DOĞRU ANLAŞILABİLMESİ İÇİN TARİHÎ KAYNAKLARLA BİRLİKTE BÖLGENİN COĞRAFYASININ DA DİKKATLE İNCELENMESİ GEREKTİĞİNİ VURGULADI.

Yazar
EDİTÖR

Elif Çelik

Selam! Ben Elif Çelik, 22 yaşındayım ve Bursa'dan bağlanıyorum. aksiyon.com.tr Gündem ekibinin en genciyim, yeni mezun oldum. Enerjim süper! Sosyal medya trendleri, sokak röportajları ve gençliğin nabzını tutan konular bende. Bu işe bayılıyorum!