|  
  |  
  |  
  |  
  |  
 
Ana Sayfa
  |  
Kara Kutu
  |  
Dosyalar
  |  
Ekonomi
  |  
Kültür Sanat
  |  
Teknoloji
  |  
Diraksiyon
  |  
Hayat Bilgisi
  |  
 
Sınır Dışı 23 Ağustos 2010, Pazartesi 0 0 0 0
Selim Savaş Genç
s.genc@aksiyon.com.tr

Referandum ve demokrasiyi boykot edenleri halk boykot ediyor

Beyler, halk karşısında direnen çaresiz hamleleriniz, yazdığınız kötü piyesler kadar zavallı. Senaryolarınıza cahillerin bile inanması mümkün değil. Kurtuluş için terör örgütünün eteklerine sarılmanız, çaresizliğinizi tüm çıplaklığı ile resmediyor.

Geçmişinde tamamı siviller tarafından yapılmış tek bir anayasası bile olmayan cumhuriyetimiz, 12 Eylül 2010’da yeni bir anayasa yapabilmenin ön şartı kabul edilebilecek düzenlemeleri gerçekleştirmek için sandık başına gidecek. Geri sayım devam ettikçe tansiyonun biraz daha yükseldiğini ve ‘Evet’ ile ‘Hayır’ cephelerinin daha radikal bir şekilde kamplaştığını gözlemliyoruz. Hukuki metinleri okuyup analiz etme yetisi olmayan halkımız bu dönemde kimin hangi safta olduğuna ve güvendiği simaların hangi yönde oy kullanacağına bakarak karar verecek. Belki de bu yüzden kanaat önderleri bir bir oylarının rengini açık bir şekilde beyan etmeye başladı.

Karşı cepheye dolaylı olarak bile destek vermek istemeyenler ise kendi tabirlerince ‘hiç kimse düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz’ gerekçesi ile oylarının rengini belli etmek istemiyorlar. Başbakan Erdoğan’ın hayır bile olsa renginizi belli edin teklifinin ardında şu hesap da yatıyor olabilir. TÜSİAD’ın ‘Hayır’ dediğine hiç düşünmeden ‘Evet’ diyecek kitlelerin var olduğu gerçeği, bu kuruluşu derin bir sessizliğe itmiş olabilir.

26 maddeden oluşan bir anayasa reform paketini Anadolu kırsalında okuyup kahve köşelerinde analiz edip stratejik oy verecek seçmen sayısı oldukça azdır. Seçmen profillerini bizden daha iyi tanıyan liderler de meydanlarda anayasa paketi üzerine konuşmaktan ziyade hırçın polemiklerle genel seçimlerdeymişçesine meydan meydan gezip kavga ediyorlar. Halk ağustos sıcağında, oruçlu ağzı ile uzaktan uzağa bu meydan dalaşını seyrediyor. Kelimeleri algılamakta güçlük çektikleri anlarda daha çok şuna dikkat ediyorlar: Kim kimin tarafında? Kendilerine göre kötü mimledikleri kişi ve grupların ‘Evet’ dediğine ‘Hayır’, ‘Hayır’ dediğine de ‘Evet’ demek üzere pürdikkat meydan kavgasını seyrediyorlar.

Bu kavgada ortaya çıkan ilk tablo, alışılmışın ötesinde kafa karışıklıklarına sebebiyet verici nitelikteydi. Her geçen gün ulusalcı bir çizgiye kayan ve AB tarafından bile solcu olarak kabul edilmeyen CHP, yılların milliyetçisi MHP ile kol kola hayır kulvarında koşuya çıktı. Çok geçmeden İmralı’nın siyasi temsilcisi olarak algılanan BDP de aşağı yukarı aynı ritimle bu ikilinin yanında yol almaya başlayınca Anadolu insanının karar vermesi için 26 maddeyi derinden derine okuma gereği de kalmamıştı. Gereğinden fazla hesapçı ve karışık görünen hayır cephesi, yapılan farklı anketlerde hep arkadan gelen soluk benizli maratoncu olarak görüntülendi. CHP ve MHP ile İmralı eşkıyasının tercihlerinin bir noktada buluşması, özellikle MHP için kolay izah edilebilir bir tablo değildi.

Henüz liderlerin meydanlara inmediği günlerde  referandum gözlemleri yapmak üzere Diyarbakır’a gitmiştim. Bölge insanı, güven bulduğu simalarla tüm korkularını yenerek siyasi iradesini izah edebiliyor. Çay ocaklarında halkla, esnafla ve kanaat önderleri ile yaptığım görüşmeler neticesinde boykot kararının sadece kırsalda etkili olabileceğini ve büyük şehirlerde halkın ciddi bir çoğunlukla sandık başına gideceğini gözlemlemiştim. Halkın ifadeleri, BDP adına dramatik bir tabloyu ortaya koyuyordu. Referanduma katılımın beklenenin çok üzerinde çıkması sonuç ne olursa olsun örgüte ve BDP’ye siyasal bir isyan anlamına gelecekti. ‘Kenan Evren rejimine hayır, referanduma ise iştahla evet diyecagık’ tepkilerini veren bölge halkı, hem PKK hem de derin devleti dize getirmişe benziyor.

Anlaşılan Güneydoğu’dan istedikleri sonucu alamayacaklarına inananlar, PKK’yı, sandıktan hayır çıkartabilmek için farklı bir alanda kullanma kararına vardılar. Kanlı terör örgütünün sözde ateşkes ilanı ve elebaşlarından bir tanesinin Kandil’den yaptığı ‘devletle anlaştık…’ açıklaması, bir can simidi arayan hayırcı cephenin imdadına yetişti. Bu hamleyi muhtemelen boykot kararının kaldırılması takip edecektir. Örgütün hayır cephesinden çıkması ve devletle anlaşan işbirlikçi konumuna taşınması, MHP’yi iki nedenden dolayı bir kuş kadar hafifletecek. Devlet Bahçeli, bir yandan meydanlarda ‘Niçin İmralı ile aynı saftasınız?’ sorularından kurtulurken, diğer yandan AK Parti’yi rahat rahat PKK’nın işbirlikçisi gibi gösterip anayasa reformuna hayır çağrısında bulunabilecek. Paketin içeriğini konuşmaktansa polemiklerle kafa karıştırmaya çalışanları bu simit kısmen rahatlatabilir.

Sözde ateşkes hamlesi sonrasında teröristbaşının çıkıp ‘Dışarıda olsam ben de ‘evet’ derdim’ açıklamasında bulunmasına inanın hiç mi hiç şaşırmayacağım. Ne de olsa derin güçlerin komutları ile yat denince yatıp kalk denince kalkan İmralı sakini çok amaçlı ve çok yönlü bir kullanım talimatına sahip. Eski avukatı Hüseyin Yıldırım’ın tabiri ile derin devlet teröristbaşına, teröristbaşı ise örgüte hâkim görünüyor.

Heronlardan evlatlarımızın katliamını seyredenlere, “Heronları düşürün, çok PKK’lı ölüyor” ifadelerini kullananlara ses çıkartmayan ‘Hayır’ önderleri, şimdi hiç sıkılmadan vatanperverlik dersleri vermeye kalkışacaklar.

Referandum basit bir metin değişikliği iddiası yanı sıra demokrasi havuzunda çok ciddi bir turnusol kâğıdı testine dönüştü. Sağanak yağmurlu bir havada ucuz ürünlerle makyaj yapıp demokrat kisvesi ile dolananlar, şu sıralar akan rimellerini silmekten önlerini göremiyorlar.

Beyler, şu zavallı halka açtığınız zavallı savaşınızı kaybediyorsunuz. Ellerinizi yırtarcasına zorlayan büyük bir uçurtma gibi halk avuçlarınızdan kurtulmaya çalışıyor. Arkasına aldıkları rüzgâra bakacak olursak bu sefer işiniz oldukça zor görünüyor. Daha önce defalarca ‘güçlü kollarınızdan’ firar etmeye çalışan çilekeş insanlar yüksek semalara açılmaya yemin etmişçesine bu sefer işi çok sıkı tutuyor.

Halk karşısında direnen çaresiz hamleleriniz, yazdığınız kötü piyesler kadar zavallı. Senaryo diye ortaya koyduklarınıza mektep görmemiş garip köylülerin bile inanması mümkün değil. Kurtuluş için terör örgütünün eteklerine sarılmanız bile içinde bulunduğunuz çaresizliği tüm çıplaklığı ile resmediyor.

Kavgada yere düştükçe hırçınlaşıyorsunuz. Her ayağa kalkışınızda kendi insanınıza daha farklı bir kinle bakıyorsunuz. Anadolu arifliği ile halk sizi yüksek bir tepeden gözetliyor. Bakışlarında ‘artık fazla olmaya başladınız’ edası var. Bunca sene sizi sırtında taşıyan insanlar, 12 Eylül’de size bir şeyler söyleyecek. Bu sefer dediklerine kulak verin, ne olur!

YAZARLAR Yazarın Diğer Yazıları
23 Ağustos 2010 Referandum ve demokrasiyi boykot edenleri halk boykot ediyor
16 Ağustos 2010 Türk siyasal yapısı ve toplum üzerindeki çift başlı kartal gölgesi
9 Ağustos 2010 Aynaya bak, ordumuzu düzelt!
2 Ağustos 2010 Statükonun dilinden düşmeyen şarkı: Ya benimsin ya toprağın
26 Temmuz 2010 Referandum sürecinde “Kürt’ün Kürt’e propagandası”
19 Temmuz 2010 Türkiye, değişim adına AB normlarında uzlaşabilir
12 Temmuz 2010 Açaydım kollarımı böyle ahtapot Paul gibi… Reddetme diyeydim!
5 Temmuz 2010 Tenhalarda buluşan Türkiye-İsrail
28 Haziran 2010 AB rüzgârı Türkiye’nin beklediği yönden esmeye başlar mı?
21 Haziran 2010 Kayan eksen değil, alıcılarınızın ayarı
Yazarın arşivine ulaşmak için tıklayın