| EKONOMI |
Bir süredir Türkiye, “Mali Kural”ın ertelenmesini tartışıyor. Belli bir kesim ertelemenin güveni sarsacağını, mali disiplinden uzaklaşılacağını savundu. Bazı kredi kuruluşlarından “uyarılar” geldi. Kısa süreli de olsa piyasalarda karamsar bir hava estirildi ama sonunda herkes iddiaların temelsiz olduğunu gördü ve ortalık yatıştı.
Oysa Türkiye, gündeminde “Mali Kural” olmadığı son 5-6 yıl içinde mali disiplini sağlayabilmiş, küresel krizi bile en hafif atlatan ülkeler arasında yer almıştı. Dolayısıyla “Mali Kural”ın Meclis’te görüşülmesinin yeni yasama yılına ertelenmesi bir felaket değildi.
Aslında Avrupa’nın “Mali Kural” sorunu ve ihlalleri bizden daha ileri seviyede. Ama nedense, ne ekonomi çevrelerince ne de kredi derecelendirme kuruluşlarınca hak ettiği ölçüde tartışıldı. Âdeta görmezden gelindi. Eğer Türkiye ya da bir başka gelişmekte olan ülke, AB’deki yüksek kamu açıkları ve borç stoku ile karşı karşıya kalsaydı muhtemeldir ki kredi notu yerlerde sürünür, krizin eşiğine sürüklenirdi.
Hatırlanacağı gibi, ABD’de patlak veren kriz, AB’yi de sardı. Açıklanan kurtarma paketleri kamu açıklarını büyüttü, borçları had safhaya çıkardı. Mali kural veya kriter ne varsa altüst oldu.
“AB’nin Mali Kuralı” olarak da adlandırılan Maastricht Kriterleri, AB üyesi ülkelerin Avrupa Para Birliği’ne katılabilmeleri için üzerinde anlaşılan açık ve net şartlardı. Bu şartların iki ayağı vardı. Mali disiplin için gerekli olanlar ile parasal disiplinle ilgili şartlar.
Mali disiplin için öngörülen iki şarta göre, bir ülkenin bütçe açığının GSYH’ya oranı yüzde 3’ü aşmayacak, kamu borçlarının GSYH’ya oranı da yüzde 60’tan fazla olmayacaktı. Parasal disiplini sağlama şartları da üç konu üzerindeydi: Enflasyon, faiz oranı ve döviz kurları.
Peki AB’de ve Avro Bölgesi’nde bu şartlara ne ölçüde uyuldu ve uyulmakta?
Bırakın kriz sonrasını, krizden önce de bu kriterler bazı üyeler tarafından sürekli ihlal ediliyordu. Mesela kamu borçlarının GSYH’ya oranı 2007 yılında Avro Bölgesi genelinde ortalama yüzde 66,2 seviyesindeydi. Bu oran 2009’da yüzde 78,7’ye çıktı. Avrupa Komisyonu’nun tahminine göre, bu yıl oran yüzde 84,7’ye yükselecek. Avro Bölgesi’ndeki bütçe açıklarının GSYH’ya oranı da 2007 yılında yüzde 0,6 seviyesindeyken geçen yıl yüzde 6,3’e fırladı. Bu yıl biraz daha yükselip yüzde 6,5’e çıkması bekleniyor.
Burada Türkiye’nin sahip olduğu oranları da hatırlatmak lazım. 2008’de bütçe açığının GSYH’ya oranı yüzde 1,8, yani Maastrich Kriteri’nin oldukça altında gerçekleşmişti. Rakam, kriz sonrasında vergi gelirlerinde yaşanan düşüş sebebiyle 2009’da 5,5’e yükseldi. Ancak bunun bu yıl AB kriterine yeniden yaklaşması, yüzde 3,5’e gerilemesi bekleniyor. Kamu borç stokunun GSYH’ya oranında ise, 2008’de yüzde 42,9’luk oran söz konusuydu, 2009’da yüzde 48,8’e çıktı. Bu yıl da yüzde 45,1’e, yani yüzde 60 olan Maastricht Kriteri’nin daha da altına gerilemesi öngörülüyor.
Avro Bölgesi’nin önemli ülkelerinden İtalya, yıllardır yüzde 100’ün üzerinde borç yüküyle yola devam ediyor. 1990’lı yıllardan bu yana bu durumunu koruyor. Belçika da aynı şekilde 1990’lı yıllardan beri yüzde 100’ü aşan borç oranına sahip. Ama o biraz yükü azaltmış, 2006-2008 arasında yüzde 90’ın altına çekmişti. Fakat krizle birlikte oran 2009’da yeniden yüzde 100’e yaklaştı ve yüzde 96,7 oldu. Yunanistan da, yüzde 100 civarında gezinen borç oranıyla AB’nin yıllardır kriterleri altüst eden üyelerinden.
DURGUNLUK BİTMEDİ
Oysa, avroya geçen bütün ülkelerin Maastricht Anlaşması kriterlerine uyması, açıklarını ve borçlanmasını sınırlı tutması gerekiyordu. Ama pek çok üye uymadı. Şimdi, kural ihlalinde bulunan ülkelerin yol açtığı faturayı kurallara uyan üyelerin ödemesi gerekiyor. İstemeseler de, birliğin ve avronun selameti, daha doğrusu hep birlikte batmamak için buna katlanmak zorundalar. Ama henüz her şeyin yoluna girdiğini söylemek zor.
Bu noktada ekonomik durgunluğun Avrupa’yı terk etmediğini belirtmek gerekiyor. AB genelinde son iki çeyrektir büyüme kaydedilmiş olsa da, bazı ülkeler hâlâ durgunluktan çıkabilmiş değil. Üstelik büyüme verilerindeki yüksek “baz” etkisine rağmen. Küçülmeye devam eden ülkeler, aynı zamanda Avro Bölgesi’nde olan İspanya, Yunanistan, G. Kıbrıs ile Bulgaristan, Romanya ve Letonya. Bunlar arasına krizden bu yana 6 çeyrektir küçülen, ikinci çeyrek rakamı henüz açıklanmamış olan İrlanda’yı da dâhil edebiliriz.
Büyüme kaydeden ülkelerdeki gelişme de sınırlı. Sebep yüksek kamu açıklarını azaltmak için harcamaların kısılmış olması. Bu da hem durgunluktan yeni çıkan hem de durgunluğu henüz üzerinden atamamış ülkeler için endişe kaynağı. O yüzden bazı ülkeler, bu yıl için ve gelecek yıl için öngördüğü büyüme tahminlerini aşağı çekti.
Büyümenin istenilen hızda olmaması işsizlik sorununu da derinleştiriyor. Bazı ülkelerdeki işsizlik oranı büyümeye devam ediyor. Bahsettiğimiz İspanya, Yunanistan, İrlanda başta olmak üzere bazı ülkeler yüksek işsizlik oranıyla yüz yüze.
Bu arada, ağır bir kriz sürecinden geçen Avro Bölgesi üyesi Yunanistan ile AB üyesi Polonya, Romanya, Macaristan ve Letonya gibi ülkelerin IMF ile anlaşmak ve yardım istemek durumunda kaldığını da hatırlatalım.
Evet, gelişmiş ülkelerde ciddi kural ihlalleri yaşanıyor. Ama bütün bu ülkelerin kredi notu, daha iyi göstergelere sahip Türkiye’nin ve diğer bazı gelişmekte olan ülkelerin kredi notundan çok daha yüksek.
Tablodan da anlaşılacağı üzere, gelişmiş ekonomilerdeki “Mali Kural” ihlali bu yıl da devam edecek. 2011 yılında da beklenti ve tahminler, bütçe açığı ve borçlanmada daha yüksek oranların görüleceği yönünde. Nitekim Avrupa Komisyonu 2011 kamu borç oranının Avro Bölgesi için yüzde 84,7’den yüzde 88,5’e çıkacağını tahmin ediyor. Bununla birlikte, bütçe açığı oranının yüzde 6,6’dan yüzde 6,1’e düşmesi bekleniyor. Bu şartlarda görünen o ki Avrupa’da pek çok ülke, büyümeden taviz vererek de olsa, kemer sıkmayı sürdürecek.
AB’de bütçe açıkları ve borçlar
Bütçe dengesi/GSYH (%) Kamu borçları/GSYH (%)
2007 2008 2009 2010* 2007 2008 2009 2010*
Maastricht Kriteri -3,0 60,0
Belçika -0,2 -1,2 -6,0 -5,0 84,2 89,8 96,7 99,0
Bulgaristan 0,1 1,8 -3,9 -2,8 18,2 14,1 14,8 17,4
Çek Cumhuriyeti -0,7 -2,7 -5,9 -5,7 29,0 30,9 35,4 39,8
Danimarka 4,8 3,4 -2,7 -5,5 27,4 34,2 41,6 46,0
Almanya 0,2 0,0 -3,3 -5,0 65,0 66,0 73,2 78,8
Estonya 2,6 -2,7 -1,7 -2,4 3,8 4,6 7,2 9,6
İrlanda 0,1 -7,3 -14,3 -11,7 25,0 43,9 64,0 77,3
Yunanistan -5,1 -7,7 -13,6 -9,3 95,7 99,2 115,1 124,9
İspanya 1,9 -4,1 -11,2 -9,8 36,2 39,7 53,2 64,9
Fransa -2,7 -3,3 -7,5 -8,0 63,8 67,5 77,6 83,6
İtalya -1,5 -2,7 -5,3 -5,3 103,5 106,1 115,8 118,2
G. Kıbrıs 3,4 0,9 -6,1 -7,1 58,3 48,4 56,2 62,3
Letonya -0,3 -4,1 -9,0 -8,6 9,0 19,5 36,1 48,5
Litvanya -1,0 -3,3 -8,9 -8,4 16,9 15,6 29,3 38,6
Lüksemburg 3,6 2,9 -0,7 -3,5 6,7 13,7 14,5 19,0
Macaristan -5,0 -3,8 -4,0 -4,1 65,9 72,9 78,3 78,9
Malta -2,2 -4,5 -3,8 -4,3 61,9 63,7 69,1 71,5
Hollanda 0,2 0,7 -5,3 -6,3 45,5 58,2 60,9 66,3
Avusturya -0,4 -0,4 -3,4 -4,7 59,5 62,6 66,5 70,2
Polonya -1,9 -3,7 -7,1 -7,3 45,0 47,2 51,0 53,9
Portekiz -2,6 -2,8 -9,4 -8,5 63,6 66,3 76,8 85,8
Romanya -2,5 -5,4 -8,3 -8,0 12,6 13,3 23,7 30,5
Slovenya 0,0 -1,7 -5,5 -6,1 23,4 22,6 35,9 41,6
Slovakya -1,9 -2,3 -6,8 -6,0 29,3 27,7 35,7 40,8
Finlandiya 5,2 4,2 -2,2 -3,8 35,2 34,2 44,0 50,5
İsveç 3,8 2,5 -0,5 -2,1 40,8 38,3 42,3 42,6
İngiltere -2,8 -4,9 -11,5 -12,0 44,7 52,0 68,1 79,1
Avro Bölgesi -0,6 -2,0 -6,3 -6,5 66,2 69,7 78,7 84,7
AB (27) -0,8 -2,3 -6,8 -7,25 58,8 61,6 73,6 -
Türkiye -1,6 -1,8 -5,5 -3,5 42,2 42,9 48,8 45,1
ABD -2,7 -6,4 -11,0 -10,0 62,2 70,7 84,0 93,6
Japonya -2,5 -2,0 -6,9 -6,7 187,8 172,0 189,2 193,5
Kaynak: Eurostat, Avrupa Komisyonu, Hazine Müsteşarlığı, BÜMKO. * Avrupa Komisyonu tahminleri
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
|||||||||||||||
| Ali Bayramoğlu | ![]() |
||
| Kemikler, askerler, süpürgeler… | |||
| Ahmet Turan Alkan | ![]() |
||
| Muktedir bir Türkiye, Batı’yı korkutuyor | |||
| Ahmet Taşgetiren | ![]() |
||
| Hangi Türk, hangi Kürt? | |||
| Selim Savaş Genç | ![]() |
||
| Mısır’ın demokrasi adımları | |||
| Adem Güneş | ![]() |
||
| Ne padişah olsanız anlayabilirsiniz ne vezir... | |||
| M. Nedim Hazar | ![]() |
||
| Aksan kurban olsun sana! | |||
| Melda Bekcan | ![]() |
||
| Hepimiz ‘yalancı emzik’ ile aldatıldık | |||