|  
  |  
  |  
  |  
  |  
 
Ana Sayfa
  |  
Kara Kutu
  |  
Dosyalar
  |  
Ekonomi
  |  
Kültür Sanat
  |  
Teknoloji
  |  
Diraksiyon
  |  
Hayat Bilgisi
  |  
 
EKONOMI

Domates domates olalı böyle sera görmedi

5 Temmuz 2010 / KADİR DİKBAŞ
Geliştirdiği teknikle domatesteki verimi dönüm başına 10 tondan 80 tona çıkaran Dizayn Grup, Miracle markasıyla dünya pazarlarına açılacak.

 

Domates, mutfakların vazgeçilmezi; neredeyse içine konulmadığı yemek yok. Türkiye’de en çok tüketilen sebze konumunda. Her yıl 7 milyon ton civarında domates tüketiliyor. Bu da, kişi başına yaklaşık 100 kiloluk tüketim anlamına geliyor. Üretim ise TÜİK’in tahmini 2009 verilerine göre, yıllık 10,745 milyon ton seviyesinde. Domates, iç tüketim yanında ihracatta da önemli bir kalem, yabana atılmayacak bir gelir, döviz kaynağı.

Türkiye’de domates yetiştiriciliğinin en önemli sorunlarından biri, ürün kalitesi ve temizliğinde Avrupa standartlarının yakalanamaması, diğeri de verimsizlik.

Hatırlanacağı gibi, diğer meyve ve sebzelerde olduğu gibi domateste de zaman zaman ilaç kalıntısı, sinek vs. sebeplerle dünya pazarlarından geri çevrildiği haberleriyle karşılaşıyoruz. Yakın dönemde Rusya ile bu konuda ciddi bir kriz yaşanmıştı. Şimdi de halk arasında “domates güvesi” denilen zararlı sebebiyle Akdeniz ve Ege’deki seracılar zor günler yaşıyor. Muhtemelen bir süre sonra bunun dış pazarlara yansıması söz konusu olacak.

İşte böyle bir zamanda, Dizayn Grup’un Miracle marka domateslerinin yetiştirildiği Osmaniye’deki Ar-Ge serasını geziyoruz. Özel malzemelerle donatılmış 10 dönümlük seraya girerken özel giysiler giyip dezenfekte oluyoruz. Seraya değil ameliyathaneye giriyoruz sanki. İçeri girdiğiniz anda farklı bir dünya karşılıyor sizi.

Mühendislerin anlattığına göre, bu serada toprak yerine su var ve bu suya bitkinin topraktan alması gereken bütün bileşenler eklenmiş. Tarım ilacı, hormon vs. kullanılmıyor.

Seraya cep telefonu sokmak yasak. Isı, ışık kontrol altında. İçeride bir tek sineğin dahi barınmasına müsaade edilmiyor. Bitkilere stres veren her şeyden kaçınılmış. Belirli aralıklarla müzik yayını yapılıyor. Domates toplarken bile çok nazik davranmak gerekiyor. Âdeta yeni doğan bir bebeğe bakar gibi bakılıyor domateslere.

Geliştirilen teknik ile verim, bir dönümde 80 tona çıkarılmış. Geleneksel yöntemlerle yetiştirildiğinde ise bir dönümden alınacak ürün ancak 10 ton. Her iklimde sonuç veren bu yöntem, tarım alanından büyük tasarruf sağlarken, su israfının da önüne geçiyor. İlaç ve sinek sorununun kökten çözülmesi de bir diğer avantaj.

Suda sebze yetiştirme yöntemi Babil’e kadar dayanmakla birlikte modern anlamda 35 yıl önce Japonya’da başlamış. Son yıllarda ise Japonya ve İsrail’de geliştirilen yeni tekniklerle bir dönümden 35 ton domatese kadar verim alınmış. Türkiye’de gerçekleştirilen “bir dönümden 80 ton ürün” ise bir rekor. Dizayn Grup Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Mirmahmutoğulları, “Ar-Ge ekibimiz mevcut tekniği çok ileri bir boyuta taşıdı ve bu yüksek verime ulaştı. Ar-Ge ile birlikte 7 yıldır bu ürün için çalışıyoruz. En sonunda sistem kurup satma aşamasına geldik.” diyor.

Dizayn Grup, bu sistemi “franchising” yöntemiyle anahtar teslimi kurmak için düğmeye basmış. Bir süre önce Mersin ve Adana’da iki üretici ile onar dönümlük sera konusunda anlaşma imzalanmış. İbrahim Mirmahmutoğulları, 10 dönüm ve katları şeklinde sistemi kurduklarını ve 20 yıl boyunca ürün alma garantisi verdiklerini söylüyor. 10 dönümün kuruluş maliyeti ise 1,5 milyon avro civarında. Sistem, yapılan yatırımı 38-40 ayda amorti ediyor.

Dizayn Grup’un teknoloji üreten bir firma olduğunu ve 84 patentinin bulunduğunu belirten Mirmahmutoğulları, “Ürünlerin genetiğiyle kesinlikle oynamıyoruz, hiç hormon kullanmıyoruz. Yetiştirdiğimiz domatesleri tüm dünyada ‘yüzde 100 doğal ürün’ konseptinde Miracle markasıyla satacağız. Artık Türkiye’nin de dünyada tanınmış tarım markaları olmalı.” diyor.

Dizayn’ın hedefinde domatesten sonra marul ve biber var. Mühendisler şimdi de bu ürünlere yoğunlaşmış.

Şurası bir gerçek ki Türkiye tarımda hem beşerî hem de fiziki imkânlar bakımından yüksek potasiyele sahip. Ama bunu yeterince değerlendiremiyor. Yetiştirdiği tarımsal ürünlerin tohumlarında bile dışa bağımlı.

Tabii olarak tarımın ekonomik büyümeye katkısı da zayıf. Geçen hafta açıklanan verilere göre, 2010 ilk çeyreğinde ekonominin genelinde yüzde 11,7’lik büyüme yaşanırken, küçülme yaşanan tek sektör tarım oldu. Oran yüzde 3,8.

Bu sebeptendir ki Türkiye’nin tarımdaki gücünü ortaya çıkarabilmesi için tarımsal Ar-Ge’ye odaklanması ve bunu endüstrileştirmesi, dünya pazarlarına daha güçlü açılması gerekiyor. Dizayn’ın Miracle projesi bu noktada son derece anlamlı bir proje. Domatesteki verimi 1’den 8’e çıkardığımız gibi tarımın genelinden elde edilen verimi ve kazancı da aynı oranda artırabiliriz. Hatta daha ötesine de gidebiliriz. Türkiye’de bu potansiyel var çünkü.