|  
  |  
  |  
  |  
  |  
 
Ana Sayfa
  |  
Kara Kutu
  |  
Dosyalar
  |  
Ekonomi
  |  
Kültür Sanat
  |  
Teknoloji
  |  
Diraksiyon
  |  
Hayat Bilgisi
  |  
 
KİTAP

Bir çiğnem et ama...

10 Mayıs 2010 / SEDAT GÜLMEZ
Kalb, nazenin bir çiçek misali. Güzelliği dillere destan; lakin bunu muhafaza bir o kadar zor. Üstelik emanet! Peki, onu sahibine iade vakti geldiğinde aldığımız gibi saf, duru ve imanlı verebilmenin yolu nedir?

Beşerin taşıdığı emanetleri teslim edeceği an gelene kadar aşmakla mükellef kılındığı birçok vartanın ana gayesi, onu, mülkün sahibinin “Razıyım senden!” hitabına layık hâle getirmedir. İlahî Kudret’ten kutlu nidayı duyabilmenin yegâne yolu da O’na ait ne varsa hepsini dünya denilen deryanın kirlerine ve habisliklerine bulaştırmamaktır. Çünkü taşıdıklarının hassasiyeti bunu gerektirir.

Tabii söz konusu emanetler arasında “Kalb”in yeri bambaşkadır. Çünkü “Beyt-i Hüda”dır. Vücuttaki bir çiğnem et parçasıdır ki fesada uğrarsa kalan kısımları da aynı akıbete uğratır. Hakkıyla muhafaza edilirse diğer azalar da sıhhatini korur. Ancak arz kurulduğundan bu yana insanoğlu söz konusu zorlu imtihanın çoğu evresinde tökezlemiş, isyan deryasının bağımlısı hâline gelmiştir. Yine de kullarının noksanlıklarını bilen ve onlara Rahmeti’yle muamele eden Yaradan derdin yanında çareyi de sunmuş ve âdemoğluna “Rabbimiz, kalblerimizi kaydırma!” duasını hediye eylemiştir. Bununla da yetinmemiş, nebileri ve resulleri eliyle, yoldan çıkmışlıklarına son vermek için iradesini ortaya koymuştur. Yetmemiş, veli kullarını diğerlerinin yardımına koşturmuştur. Kavimlerine Sırat-ı Müstakim’i gösterme uğruna niceleri de hayatlarını feda etmiştir. Fakat insanın hasmı şeytan ve ortakları da boş durmamış, bu sebeple insan yine düşmüş, yine düşmüş ve yine düşmüştür.

Bilhassa son 200 yılda kayan ayakların sayısı artmış ve “Çağın şartları bahanesi” ile hatalar hataları kovalamış. Cismanî ve ruhî bedenlerin ilk kapısı kalb de söz konusu saldırıların birini savuştursa diğerinde mağlubiyete uğramıştır. Peki, nefislerle ve dünyayla girilen bu mücadeleden kazançlı çıkabilmenin imkânı yok mu?

Fethullah Gülen Hocaefendi imzasını taşıyan ‘Kırık Testi’ serisinin dokuzuncu kitabı “Kalb İbresi”, zikredilen sorunun ıstırabı neticesinde ortaya çıkan çözüm önerilerinden müteşekkil bir eser.

Muhtevadaki ara başlıkları sıraladığımızda daha iyi anlaşılacağı üzere kitap maruz kalınan dertleri, çözümsüz gibi gözüken problemleri ve dermansız addedilen sıkıntıları, aslında dünya imtihanı diye değerlendirince meselenin daha rahat aşılabildiğini ziyadesiyle izah ediyor. Çünkü inanmış bir gönül, muhatap olduğu tüm ıstırapların Mevlâ-yı Müteâl’in iradesiyle vuku bulduğunu bilir ve sabr-ı cemil ile hareket edip sadece Rıza-ı İlahî uğruna hareket eder.

‘Kadere Taş Atma!’ ikazıyla başlıyor eserin ilk bölümü. “Neden ben? Niye hep beni bulur?” minvalindeki isyanla kaplanmış suallerin insanı sürüklediği helaketlere dikkat çekilerek atılması gereken adımlar, bizzat Resul-i Ekrem’in hayat-ı seniyyeleri nazara verilerek anlatılıyor.

Derisi Yüzülen Dilimiz, Rahmet-i İlahî’nin belki de en büyük nimetini doğru yönlendirme patikalarına dikkati çekiyor. İkaz görünümlü İlahî İltifatlar, her daim hataya düşme ihtimaline binaen kullara hitap eden hükümlerin hikmetine işaret ediyor.

Ve diğer hususların ana başlıkları şöyle: ‘İnayet Altındayız!’, ‘Dört Maddelik Nasihat’, ‘Şefaat Ya Resûlallah!’, ‘Benim Yüzümden!’, ‘Cennet Kapıları’, ‘Müminlerin Helâki İftiraktadır!’, ‘Tercih Hatası Yapmayın!’, ‘Yolculuk Âdâbı’, ‘Millet Sevgisi’, ‘Nefsin Sorgulanması’, ‘Tefekkür-Hüzün ve Dua’, ‘Minnet’, ‘Münafık’, ‘Musibetler Karşısında Nefis Muhasebesi’, ‘Hammâdûn Ümmeti’, ‘Dine Hizmet Mazhariyeti’, ‘Üslûpta İstikamet’, ‘Heyecan Yorgunluğu ve Diriliş Hamleleri’, ‘Murad-ı İlahî’nin Takibi’, ‘Akıl ve His Dengesi’, ‘Melekler ve Melekleşme Ufku’, ‘Mekânın Velûdiyeti’, ‘İnziva Arzusu ve Başkaları için Yaşama’, ‘Hata ve Kusurları Tespit Yolları’, ‘İlim için Yolculuk’, ‘Hakka Saygı ve Huzur Toplumu’, ‘Peygamberlere Hürmet ve Salât-u Selâm’, ‘Kalb Selâmeti ve Aktüel Konular’, ‘Kalbteki Sevgiyi İfade Yolları’, ‘Sporda Şiddet ve İffetli Spor’, ‘Kıvam ve Kardeşlik’, ‘Hüdâ ve Hevâ’, ‘Kolektif Şuur ve Ferdî Kabiliyetler’...