sendika süreci ve yaşananlar:
Öz İplik-İş Sendikası Genel Başkanı Rafi Ay, Eroğlu Moda Tekstil Sanayi ve Ticaret A.Ş.'ye bağlı Türkiye tesislerinde yaşanan işyeri kapanmaları, iş kayıpları ve sendikal örgütlenme sürecine ilişkin değerlendirmelerini kamuoyuyla paylaştı. Ay, sürecin yalnızca bir fabrika kapanmasından ibaret olmadığını, binlerce işçinin emeği, geleceği ve sendikal haklarının söz konusu olduğunu belirtti.
Ay, Eroğlu Moda'nın 2025'te Aksaray ve 2026'da Çorlu tesislerini kapatmasının ardından yaşanan işten çıkarmalar ile İstanbul'daki tesislerde toplu iş sözleşmesi sürecinde karşılaşılan tıkanıklıkların bütüncül olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Sendika, Eroğlu Moda bünyesindeki işyerlerinde toplu iş sözleşmesi sürecini yürütmek üzere yasal yetkiye sahiptir.
diyalog kesildi, görüşmeler tıkandı:
Ay, sürecin ilerleyen aşamalarında işveren ile diyalog kanallarının kapandığını, üyelerle iletişimin kesildiğini ve sendikanın tekrar eden görüşme çağrılarının yanıtsız kaldığını aktardı. Bu gelişmelerin toplu pazarlık mekanizmasının işleyişini zayıflattığını vurguladı.
Ay ayrıca, İstanbul'daki tesisle ilgili yürütülen görüşmelerin bir süre sonra tıkanma noktasına geldiğini ifade etti ve bu tıkanmanın çözüme kavuşturulması için tarafların yeniden müzakereye çağrılmasını istedi.
grev, tehditle karşılaştı mı?:
Öz İplik-İş'in 30 Nisan 2026 tarihinde greve başlamasının ardından işçilere yönelik tutumun sendikal haklar açısından ciddi soru işaretleri oluşturduğunu kaydeden Ay, grev için dışarı çıkan işçilerin işten çıkarılacağı yönünde tehditler alındığına dair bilgiler ulaştığını söyledi. Ay, 'Grev ve sendikal faaliyetler, Anayasa ve yasalarla güvence altına alınmış haklardır' ifadeleriyle, işçilerin bu haklarını kullanmaktan caydırılmasının kabul edilemeyeceğini belirtti.
uluslararası markaların sorumluluğu:
Ay, işverenle yürütülen süreçte tedarik zincirinde faaliyet gösteren uluslararası markaların da sorumluluk üstlenmesi gerektiğinin altını çizdi. Öz İplik-İş'in H&M Group ve Inditex dahil olmak üzere ilgili markalarla görüşmeler yaptığını, bu markaların tedarik zincirlerinde örgütlenme özgürlüğü ve toplu pazarlık hakkının korunmasına dair taahhütlerinin hatırlatıldığını söyledi.
Görüşmelerde markaların konuyu inceleyeceklerini ve şirket yönetimiyle görüşeceklerini ilettiklerini ancak bugüne kadar sendikanın beklentisi doğrultusunda somut bir adım atılmadığını ifade etti.
Ay, Eroğlu Giyim’in Mısır’daki yatırımlarına dikkat çekerek Türkiye’deki üretim süreçleri ile Mısır’daki üretim arasında doğrudan bir bağlantı olduğunu belirtti. Türkiye’de tekstil ve hazır giyim sektörünün geleceğinin yalnızca maliyet rekabeti üzerine kurulmaması gerektiğini, ucuz iş gücü arayışının çalışanların sendikal haklarının önüne geçmemesi gerektiğini vurguladı.
Sendika başkanı, Oz İplik-İş olarak mücadelelerinin yalnızca Eroğlu Giyim çalışanlarıyla sınırlı olmadığını; Türkiye'de ve dünya genelinde üretim yapan işçilerin örgütlenme ve toplu pazarlık haklarının korunmasını savunduklarını sözlerine ekledi.
'Biz üretime, yatırıma ve istihdama karşı değiliz. Tam tersine, Türkiye’nin üretim gücünün korunmasını istiyoruz. Ancak üretimin olduğu her yerde işçinin hakkı, emeği ve sendikal özgürlüğü de korunmalıdır. Uluslararası markalar da tedarik zincirlerinde bu sorumluluğun gereğini yerine getirmelidir.' Bu vurgu, Ay'ın açıklamalarının merkezinde yer aldı ve sürecin hem yerel hem de uluslararası aktörlerle çözülmesi çağrısını öne çıkardı.
ÖZ İPLİK-İŞ SENDİKASI ÜYELERİ