Türk bilim insanlarından Balıkesir-Sındırgı deprem dizisinin çok segmentli yapısına ilişkin açıklama
Balıkesir'in Sındırgı ilçesinde 2025'te üç ay arayla meydana gelen 6.1 büyüklüğündeki iki deprem hakkında yayımlanan uluslararası araştırma, olayların tek bir fay kırığı boyunca değil, birbirleriyle bağlantılı çok sayıda fay segmentinden oluşan karmaşık bir sistem içinde geliştiğini ortaya koydu.
Araştırmada kullanılan veriler ve yöntem
Çalışma, uydu radar görüntüleri (InSAR), sismolojik veriler, saha gözlemleri ve jeomorfolojik analizleri bir arada değerlendirerek literatürde bu biçimde birleştirilmiş ilk kapsamlı incelemeyi sundu. Analizler, depremler sonrasında aylar boyunca devam eden yüzey deformasyonunu, daha önce haritalanmamış aktif fay izlerini ve gerilme aktarımının ikinci depremin oluşumunda belirleyici olduğunu gösterdi.
Araştırma ekibi ve yayın bilgileri
Çalışma, Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi, Dokuz Eylül Üniversitesi, Fırat Üniversitesi, Karadeniz Teknik Üniversitesi ve Pamukkale Üniversitesi'nden araştırmacıların oluşturduğu disiplinler arası bir ekip tarafından yürütüldü. Ekipte yer alan isimler arasında Prof. Dr. Şenol Hakan Kutoğlu (Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi), Doç. Dr. Mustafa Softa (Dokuz Eylül Üniversitesi), Dr. Elif Akgün (Fırat Üniversitesi), Dr. Murat Nas (Karadeniz Teknik Üniversitesi) ve Prof. Dr. Savaş Topal (Pamukkale Üniversitesi) bulunuyor.
Çalışma, Q1 grubunda yer alan Sensors dergisinde "Analyzing Fault Reactivation Behavior Using InSAR, Stress Inversion, and Field Observations During the 2025 Sındırgı Earthquake Sequence, Simav Fault Zone, Western Türkiye (2025 Sındırgı Deprem Dizisi Sırasında InSAR, Gerilim Ters Çevirme ve Saha Gözlemleri Kullanılarak Fayın Yeniden Etkinleşme Davranışının Analizi, Simav Fayı Bölgesi, Batı Türkiye)" başlığıyla yayımlandı.
Araştırmanın bulguları
Sentinel-1 radar uydu verileri, deprem ters çözüm analizleri ve arazi gözlemleri birlikte değerlendirildiğinde çalışma, Sındırgı deprem dizisinin yalnızca mevcut haritalarda yer alan ana fay boyunca gelişmediğini, daha önce tespit edilmemiş veya ikincil nitelikteki fay segmentlerinin de deprem sürecine dahil olduğunu tespit etti. Sonuçlar, deprem sonrasında gerilmenin farklı segmentlere aktarılmasıyla çok parçalı bir deformasyon sisteminin ortaya çıktığını gösteriyor.
Yöntemin önemi ve uygulama alanı
Çalışmanın koordinatörlerinden Prof. Dr. Şenol Hakan Kutoğlu, araştırmanın Türkiye'deki üniversiteler arası güçlü akademik iş birliğinin ürünü olduğunu belirterek, geliştirilen çok disiplinli yaklaşımın Batı Anadolu ve benzeri karmaşık fay sistemlerine sahip diğer bölgeler için de uygulanabileceğini vurguladı. Kutoğlu'nun değerlendirmesi şöyle:
"Uydu radar verileri, gerilme analizleri, arazi gözlemleri ve jeomorfolojik verileri birlikte değerlendirerek Sındırgı deprem dizisinin klasik tek fay modeliyle açıklanamayacağını ortaya koyduk. Elde ettiğimiz sonuçlar, çok segmentli fay sistemlerinde deprem davranışını açıklayan hibrit bir yaklaşımın kullanılabileceğini göstermektedir. Bunun gelecekte deprem tehlike analizleri ve aktif fay haritalarının güncellenmesi açısından önemli katkılar sağlayacağına inanıyoruz."
Araştırma, deprem tehlikesinin değerlendirilmesi, aktif fay haritalarının güncellenmesi ve gelecekteki bilimsel çalışmalara yön verebilecek yeni bir metodolojik çerçeve sunuyor.
ÇALIŞMANIN KOORDİNATÖRLERİNDEN ZONGULDAK BÜLENT ECEVİT ÜNİVERSİTESİ (BEUN) MÜHENDİSLİK FAKÜLTESİ ÖĞRETİM ÜYESİ PROF. DR. ŞENOL HAKAN KUTOĞLU, ARAŞTIRMANIN TÜRKİYE'DE FARKLI ÜNİVERSİTELERDEN BİLİM İNSANLARININ OLUŞTURDUĞU GÜÇLÜ BİR AKADEMİK İŞ BİRLİĞİNİN ÜRÜNÜ OLDUĞUNU BELİRTTİ