TCMB likidite yönetimi ve makroihtiyati araçlarla ihtiyatlı duruşunu sürdürüyor

TCMB politika faizini yüzde 37'de sabit tutarken likidite koşullarını yakından izleyeceğini ve kredi-mevduat piyasalarında gerekirse makroihtiyati adımlar atacağını bildirdi.

Yayın Tarihi: 30.07.2026 14:45
Güncelleme Tarihi: 30.07.2026 14:45

TCMB likidite yönetimi ve makroihtiyati araçlarla ihtiyatlı duruşunu sürdürüyor

Para politikası kararları:

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Temmuz ayı Para Politikası Kurulu özetinde, politika faizini ve kısa vadeli faiz koridorunu değiştirmeyerek sıkı para politikası duruşunu sürdürme kararlılığını yineledi. Kurul, bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını yüzde 37 seviyesinde sabit bıraktı; gecelik borç verme faizi yüzde 40, gecelik borçlanma faizi ise yüzde 35,5 olarak muhafaza edildi.

Kurul açıklamasında, fiyat istikrarı sağlanana kadar sıkı para politikasının sürdürüleceği ve para politikasındaki adımların enflasyon gerçekleşmeleri, ana eğilim ve beklentilere göre ara hedeflerle uyumlu şekilde belirleneceği vurgulandı. Enflasyon görünümünde belirgin ve kalıcı bozulma olması durumunda para politikası daha da sıkılaştırılabilecektir.

Likidite ve makroihtiyati araçlar:

TCMB, kredi ve mevduat piyasalarında öngörülmeyen gelişmelerin yaşanması halinde parasal aktarım mekanizmasının ilave makroihtiyati adımlarla destekleneceğini belirtti. Ayrıca, likidite koşullarının yakından izleneceği ve likidite yönetimi araçlarının etkili şekilde kullanılmaya devam edileceği ifade edildi.

Kurul, zorunlu karşılık uygulamasında sadeleşme adımları kararı çerçevesinde 2023'te yürürlüğe giren ve döviz cinsinden mevduat/katılım fonu için uygulanan Türk lirası cinsinden ilave zorunlu karşılık tesisine son verildiğini; vadesiz ve 1 aya kadar vadeli ile daha uzun vadeli yabancı para mevduat/katılım fonlarına farklı düzeylerde uygulanan zorunlu karşılık oranlarının ise 2 yüzde puan artırılarak sırasıyla yüzde 32 ve yüzde 28 olarak değiştirildiğini açıkladı.

Ekonomik görünüm ve piyasa verileri:

Özette, jeopolitik gelişmelerin enerji fiyatları, tedarik zincirleri ve taşıma maliyetleri üzerinde yarattığı belirsizlikler vurgulandı. Küresel büyüme görünümü zayıf ve kırılgan kalmaya devam ederken, TCMB'nin ağırlıklı küresel büyüme endeksine göre 2026 için yüzde 1,7, 2027 için yüzde 2,5 artış beklendiği not edildi.

Merkez Bankası brüt uluslararası rezervlerinin 12 Haziran'dan bu yana 8,4 milyar ABD doları artarak 17 Temmuz itibarıyla 160,5 milyar ABD doları seviyesine yükseldiği belirtildi. Portföy hareketleri tarafında ise önceki PPK toplantı haftasından 17 Temmuz'a kadar DİBS piyasasına 3,2 milyar ABD doları, hisse senedi piyasasına 0,6 milyar ABD doları olmak üzere toplam 3,8 milyar ABD doları net portföy girişi kaydedildi. Türkiye'nin 5 yıllık kredi risk primi (CDS) 22 Temmuz itibarıyla 240 baz puan seviyesinde gerçekleşti.

Talep, üretim ve dış denge:

Yakın döneme ilişkin veriler iç talepte zayıflığın belirginleştiğine işaret ediyor. Mayıs ayında perakende satış hacmi aylık bazda yüzde 2,4, çeyreklik bazda yüzde 1,3 arttı; sanayi üretim endeksi ise mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış olarak mayısta aylık bazda yüzde 2,9 azaldı, çeyreklik bazda ikinci çeyrekte yüzde 2,6 artış gösterdi. İnşaat üretimi ikinci çeyrekte çeyreklik bazda yüzde 3,8 geriledi.

Mayıs ayında mevsimsellikten arındırılmış istihdam 32,5 milyon kişi seviyesinde gerçekleşirken, işsizlik oranı çeyreklik olarak yüzde 8,2 seviyesinde yatay seyretti. Cari işlemler dengesi mayısta aylık bazda 1,5 milyar ABD doları açık verdi; 12 aylık birikimli cari açık 37,3 milyar ABD doları seviyesinde bulundu. Seyahat gelirleri güçlü seyrini sürdürerek 12 aylık birikimli 60,1 milyar ABD doları olarak gerçekleşti.

Enflasyon gelişmeleri ve beklentiler:

Haziran ayında tüketici fiyatları aylık yüzde 0,99 artarken, yıllık enflasyon yüzde 32,11 seviyesine geriledi. B endeksinin yıllık değişimi yüzde 31,18, C endeksinin yıllık değişimi ise yüzde 29,84 olarak açıklandı. Enerji ve hizmet gruplarının yıllık enflasyona katkılarında azalış gözlenirken, işlenmiş gıda ve bazı temel mal gruplarında seyrin daha dirençli olduğu vurgulandı.

Piyasa Katılımcıları Anketi sonuçlarına göre enflasyon beklentilerinde temmuzda kısmi yükseliş oldu: 2026 yıl sonu yüzde 29,2, 2027 yıl sonu yüzde 21,5, 12 ay sonrası yüzde 24,0, 24 ay sonrası yüzde 17,8 ve 5 yıl sonrası yüzde 11,5 olarak raporlandı. Kurul, enflasyon beklentileri ve fiyatlama davranışlarının dezenflasyon süreci açısından risk unsuru olmaya devam ettiğini belirtti.

Öncü göstergeler temmuz ayında bazı kalemlerde yükseliş sinyali veriyor; özellikle sağlık hizmetleri fiyatlarındaki düzenlemelerin temmuzda aylık Tüketici Fiyatları Endeksi üzerinde 0,22 puan civarında yukarı yönlü etki yapması bekleniyor. Ayrıca temmuzda enerji fiyatlarının jeopolitik gelişmeler ışığında yeniden yükselme eğiliminde olduğu ve bunun enflasyon görünümü üzerinde yakından takip edileceği ifade edildi.

TCMB'nin vurgusu ve perspektif:

Özetle TCMB, mevcut para politikası duruşunu korurken likidite yönetimi ve makroihtiyati araçlarla piyasaları yakından izleyeceğini; beklenmeyen kredi ve mevduat piyasası hareketlerine karşı gerektiğinde ek önlemler alacağını belirtti. Kurul, politika kararlarını enflasyonu orta vadede yüzde 5 hedefine ulaştıracak parasal ve finansal koşulları sağlayacak biçimde, öngörülebilir, veri odaklı ve şeffaf bir çerçevede almaya devam edeceğini vurguladı.

Yazar
EDİTÖR

Hasan Polat

Selam, ben Hasan Polat. 24 yaşındayım, Ankara'dan yazıyorum. aksiyon.com.tr Finans ekibindeyim. Ben yeni nesil finans uzmanıyım; kripto paralar, borsa ve girişimcilik üzerine yoğunlaştım. Risk almayı severim, hızlı düşünürüm ve genç yatırımcılara hitap ederim.