Rize'nin atmacacılık geleneği: sabır, sevgi ve ustalık

Rize'de asırlık atmacacılık, dağlardaki titiz kuş seçimi, tarlada süren tarla eğitimi ve yılları aşan insan-kuş sadakatiyle kültürel bir miras.

Yayın Tarihi: 03.11.2026 09:12
Güncelleme Tarihi: 03.11.2026 09:12

Rize'nin atmacacılık geleneği: sabır, sevgi ve ustalık

Atmacacılık rize'nin yaşayan mirası:

Rize'nin asırlık atmacacılık geleneği, dağlardaki titiz karakter seçiminden tarlada süren sabırlı eğitime ve insanla kuş arasında kurulan uzun soluklu sevgi bağlarına kadar uzanan çok katmanlı bir kültürel miras olarak öne çıkıyor. Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi (RTEÜ) ile Çayeli Kaymakamlığı iş birliğinde yürütülen Çayeli Kültürel Miras Atlası: Tarih, Kültür ve Yaşayan Miras projesinin saha çalışmaları, bu köklü geleneğin ayrıntılarını kayıt altına alıyor.

Karakter analizi dağlarda başlıyor:

Çayeli'nde atmacacılığı sürdüren isimlerden Cavit Kızılkaya, atmacanın yalnızca bir av aracı olmadığını, daha çok dikkat, sabır ve derin bir bağ gerektiren bir ortak olduğunu vurguluyor. Kızılkaya'ya göre atmacanın seçimi yüksek rakımlı dağlarda başlıyor; kuşun tüy düzeni, bakışları ve davranışları gözlemleniyor. Eğer aranan içgüdü ve karakterde bir kuş değilse, ayağına ip takılmadan doğaya geri salınıyor. Beğenilen bir kuş bulunduğunda ise önce ona yemek ve su ikram edilerek güven tesis ediliyor. Kızılkaya, elinize alırken bile yavaş ve nazik davranmanın şart olduğunu belirtiyor.

Tarla eğitimi ve uzun soluklu bağ:

Atmacanın ava hazırlanmasında uygulanan tarla eğitimi kritik kabul ediliyor. Kızılkaya, eğitimin temelinde kuşun çevresel faktörlere alışmasının bulunduğunu ve bunun için kuşun 5-10 gün boyunca tarlada elinizde gezdirilmesinin gerektiğini anlatıyor. Bu süreçte kuşun diğer kuşlara verdiği tepki, ayak seslerinden ürküp ürkmediği ölçülüyor. Kuşun ava hazır olduğu hissedildiğinde, belirlenen günlerde yasal kota alınarak av sahasına çıkılıyor.

Kızılkaya, atmacayla kurulan ilişkinin sadece pratik bir uğraş olmadığını, aynı zamanda yaşam biçimi ve duygusal bir yatırıma dönüştüğünü söylüyor. Atmacaların doğadaki ortalama ömrü 12 yıl olarak bilinirken, Kızılkaya bir atmacayı 17 yıl beslediğini, bunun için yaklaşık 400 kilogram inek eti tüketildiğini hesapladığını ifade ediyor. Bu sürecin bir sevgi meselesi olduğunu vurguluyor: 'Sevgi olmasa bunu parayla kimse yaptıramaz. Sevmezsek yapmayız zaten.'

Atmacacılığın kişisel etkilerine de değinen Kızılkaya, tarlada geçirilen zamanın hem zihinsel hem fiziksel sağlığa katkı sağladığını; yürüyüşler, dışarıda çalışma ve kuşla kurulan rutinlerin günlük hayata değer kattığını belirtiyor. Proje çalışmalarının bölgedeki bu yaşantıları belgeleyerek aktarması, atmacacılığın nesiller arası aktarımı ve korunması bakımından önem taşıyor.

RİZE’NİN ASIRLIK ATMACACILIK GELENEĞİ, DAĞLARDAKİ TİTİZ KARAKTER SEÇİMİNDEN TARLADAKİ SABIRLI...

RİZE’NİN ASIRLIK ATMACACILIK GELENEĞİ, DAĞLARDAKİ TİTİZ KARAKTER SEÇİMİNDEN TARLADAKİ SABIRLI EĞİTİME VE İNSANLA KUŞ ARASINDA KURULAN DERİN SEVGİ BAĞINA KADAR UZANAN ÇOK BOYUTLU RİTÜELLERİYLE YAŞAYAN BİR KÜLTÜR MİRASI OLARAK ÖNE ÇIKIYOR

Yazar
EDİTÖR

Fatma Öztürk

Merhaba, ben Fatma Öztürk. 26 yaşındayım, İzmir. aksiyon.com.tr Gündem için yerel yönetimler ve şehir haberlerini takip ediyorum. Benim önceliğim insan hikayeleri ve toplumsal sorunlar. Vatandaşın sesini duyurmayı seviyorum, empati yeteneğimin yüksek olduğunu söylerler.