Parkinson erken teşhisle kontrol altına alınabilir
Liv Hospital Samsun Nöroloji Uzm. Dr. Hikmet Dolu, modern yöntemlerle Parkinson'un erken dönemde teşhis edilebildiğini ve hastalığın kontrol altına alınması için çok sayıda tedavi seçeneği bulunduğunu belirtti. Hastalıkla baş edebilmek için öncelikle ilaç tedavisi uygulanmaktadır. "Bu tedaviye yanıt alınamaması veya tedaviye zaman içinde direnç gelişmesi halinde cerrahi tedavi tercih edilir" dedi.
Parkinson'un belirtileri
Dr. Dolu, "Parkinson hastalığı hemen hemen her zaman vücudun bir yarısında (daha sıklıkla sol taraf, hemiparkinsonizm) başlar, yıllar içinde diğer tarafa da geçer" ifadelerini kullandı. Temel belirtiler hareketlerde yavaşlama (bradikinezi), istirahat halinde titreme (tremor), kas sertliği (rijidite) ve postür bozukluklarıdır. Hastalarda tek taraflı titreme, eklem hareketlerinde katılık, yürüyüşte kol sallanmasının azalması, adımlarda küçülme, yürümeye başlamada güçlük, düğme iliklemekte zorlanma, yatakta dönme veya otururken kalkmada güçlük görülebilir. Ayrıca mask (donuk yüz), alçak ve kısık ses, el yazısında küçülme, öne eğilme ve koku duyusunda azalma gibi bulgular da izlenir. Hastalığın orta ve ileri evrelerinde yürüyüş bozuklukları, denge kusurları, harekette donmalar ve düşmeler ortaya çıkabilir; nadiren bunamaya (demans) da rastlanır.
İlaç tedavisi ve sınırlamaları
"İlaç tedavisi beyinde azalmış olan dopaminerjik geçişi artırmaya yöneliktir" diyen Dr. Dolu, tedavide dopamin miktarını artıran ilaçların kullanıldığını belirtti. Uzun süreli veya yüksek doz kullanımda hastalarda %5-7 oranında dalgalanmalar, tam yanıtsızlık (off periyodu) veya istemsiz hareketler (diskinezi) gelişebileceğini söyledi. Bu tür yan etkileri geciktirmek için hastaya başlangıçta yanıt alınabilen en düşük dozun verilmesi önerilir. "Hasta 65 yaşın altındaysa ve bunama yoksa, tedaviye dopamin agonisitleri ile de başlanabilir veya tedaviye ek olarak kullanılabilir" diye ekledi. Titreme, bunama, depresyon ve uyku bozuklukları gibi ek şikâyetler için ayrı tedavi stratejileri planlanır. Hastaların yaklaşık üçte biri ilaç tedavisi ile uzun yıllar iyi yanıt alarak yaşam kalitesini sürdürebilir; kalan hastalarda ilaca cevap kısıtlı olabilir ve doz arttıkça yan etkiler ile zamanla cevapsızlık gelişebilir.
Cerrahi seçenekler
İlaç tedavisinden yeterli yanıt alınamadığı durumlarda cerrahi tedavi değerlendirilebilir. "Özellikle son 15-20 yıldır ilaç tedavisine cevap vermeyen hastalarda, cerrahi seçenek önerilir" diyen Dr. Dolu, uygulamanın tıbbi adının derin beyin stimülasyonu olduğunu belirtti. Amaç, beyindeki hareketle ilgili merkezlerde azalan elektriksel uyarıyı cilt altına yerleştirilen birkaç santimetrelik jeneratör aracılığıyla yeniden oluşturmaktır; bu mantık kalp piline benzetilebilir.
NÖROLOJİ UZM. DR. HİKMET DOLU