Ortak altyapının riskleri:
Bilişim uzmanı Hakan Topuzoğlu mevcut dijital yapının büyük bölümünün benzer altyapılar üzerinde şekillendiğine dikkat çekiyor. Buna göre dünyadaki sitelerin üçte biri neredeyse aynı altyapıyı kullanıyor; bu durum, bir açıklığın keşfedilmesi halinde aynı zafiyetin hızla çoğalmasına ve dünya çapında yayılmasına neden oluyor.
Topuzoğlu, açık kaynaklı sistemlerin ve yaygınlaşan teknoloji kullanımının tehdidi artırdığını vurguluyor. Son günlerde yazılımlardaki açıklara bağlı olarak birçok ülkenin sistemleri kapatmak zorunda kaldığı örnekleri bulunduğunu belirten uzman, merkezi yazılımın hem resmi kurumlara hem de özel şirketlere aynı anda satılmasının riski büyüttüğünü söylüyor.
Bu ortak altyapıların bilinirliği, saldırganların hareket alanını genişletiyor; zafiyetler kısa sürede saldırı merkezlerine dönüşüyor ve bilgilerin çalınması, sistemlerin ele geçirilmesi ya da e-posta gibi servislerin kötü amaçla kullanılmasına yol açıyor.
Yerli yazılımın önemi ve öneriler:
Topuzoğlu na göre en güçlü savunma yerli ve milli yazılımlara sahip olmakla mümkün. Yerli yazılımın artırılması, resmi kurumların denetimi ve sektörel bilinçlenme, siber saldırılara karşı alınacak somut önlemler arasında öne çıkıyor. Uzman ayrıca globalde de benzer sorunların yaşandığını, Çin menşeli e-ticaret yazılımları veya İsrail merkezli çözümlerin yaygın kullanımının dünyayı ortak tehditlere açık bıraktığını hatırlatıyor.
Yerinde çözüm üretebilen, denetlenebilir ve yerel gereksinimlere uygun yazılımlar geliştiren firmalara hem ulusal hem de uluslararası düzeyde daha fazla ihtiyaç duyulduğunu vurguluyor.
Cihaz güvenliği ve nesnelerin interneti:
Topuzoğlu, tehlikenin yalnızca sunucu ve web altyapılarıyla sınırlı kalmadığını; bankamatiklerden evdeki akıllı cihazlara kadar elektronik devrelerle çalışan tüm cihazların saldırıya açık olduğunu söylüyor. Elektronik devrelerde çalışan yazılımların ele geçirilmesi, cihazların durdurulması veya istenmeyen amaçlarla kullanılması mümkün hale geliyor.
Uzman, nesnelerin internetini güzel bir gelişme olarak tanımlasa da buzdolabından çamaşır makinesine, televizyondan diğer ev aletlerine kadar internete bağlı cihazların artmasının aynı zamanda saldırı yüzeyini büyüttüğünü ve bazı durumlarda günlük yaşamı felç edebilecek riskler doğurduğunu belirtiyor.
Topuzoğlu'nun vurgusu net: siber saldırılara karşı etkin bir savunma için yerli yazılım üretiminin desteklenmesi, resmi denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi ve kamu-özel sektör iş birliğinin artırılması gerekiyor. Bu adımlar, ortak altyapıların yarattığı zincirleme güvenlik zaafiyetlerini azaltmanın temel yolu olarak sunuluyor.
BİLİŞİM UZMANI HAKAN TOPUZOĞLU, DÜNYA GENELİNDE İNTERNET SİTELERİNİN BÜYÜK BİR KISMININ AYNI ALTYAPIDA OLDUĞUNU VE BU DURUMUN DA SİBER SALDIRILARA AÇIK BİR ZEMİN OLUŞTURDUĞUNU SÖYLEYEREK, “SALDIRILARDAN KORUNMANIN EN GÜÇLÜ ÇÖZÜMÜ YERLİ YAZILIMLARA SAHİP OLMAK” DEDİ.