Liman Tepe'de taş kanallarla yönetilen 5 bin yıllık drenaj sistemi ortaya çıktı

Liman Tepe kazılarında, Ege ve Batı Anadolu'da nadir görülen taş kanallarla oluşturulmuş yaklaşık 5 bin yıllık bir drenaj sistemi bulundu.

Yayın Tarihi: 14.09.2026 09:56
Güncelleme Tarihi: 14.09.2026 10:01

Liman Tepe'de taş kanallarla yönetilen 5 bin yıllık drenaj sistemi ortaya çıktı

Kazı ve destek bilgiler:

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin desteğiyle yürütülen Liman Tepe kazıları, Urla’nın tarihini aydınlatmaya devam ediyor. Büyükşehir Belediyesi’nin 2026 yılı destek programında yer alan 16 arkeolojik kazıya toplam 19 milyon 665 bin 625 lira kaynak sağlanıyor. Kazılar Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Ankara Üniversitesi iş birliğiyle sürdürülüyor; sahada 35 kişilik ekip çalışıyor ve amaç Urla'nın yaklaşık 7 bin yıllık geçmişini ortaya koymak.

Kazı alanı ve tarihsel dönemler:

Ankara Üniversitesi adına yürütülen çalışmalarda, hem karada hem de deniz altında uzun soluklu araştırmalar yapılıyor. Kara kazıları içinde bulunduğumuz katmanlarda yaklaşık 5 bin yıl öncesine tarihlenen surlarla çevrili bir yerleşimi, 'uzun ev' olarak adlandırılan geniş yapıları ve sokak dokusunu ortaya koydu. Denizaltında ise 2000 yılından bu yana yürütülen araştırmalar, limanın tarihsel gelişimini aydınlatmaya odaklandı.

Taş kanallar ve drenaj sistemi:

Kazılarda bu yıl öne çıkan buluntulardan biri, farklı kotlardaki teraslar arasında taşlarla oluşturulmuş kanalların tespit edilmesi oldu. Bu kanalların içerisinden su akıyor ve yerleşimin ortasına doğru derinleşen yapının yönlendirdiği suların belli bir noktada toplanması amacıyla kullanıldığı değerlendiriliyor. Bu yapıların işlevi hakkında kazı başkanı Prof. Dr. Vasıf Şahoğlu şu değerlendirmeyi yaptı: 'Taşlarla kanallar yapmışlar ve o kanalların içerisinden sular akıyor. İçme suyuyla ilgili olmayabilir. Yerleşimin ortasına doğru derinleşen bir yapı olduğu için akan yağmur sularını belli bir yere kanalize etmek amacıyla yapılmış olabileceğini düşünüyoruz.'

Prof. Dr. Vasıf Şahoğlu, bu drenaj sisteminin Batı Anadolu'da pek bilinmediğini ve Ege'de de çok az örneğinin bulunduğunu vurgulayarak, söz konusu yapının antik su yönetimi ve yerleşim planlaması açısından önemli veriler sunduğunu belirtti. Bulguların detaylı analizleriyle sistemin inşa teknikleri ve kullanım süresi daha netleşecek.

Evler, depo kapları ve üretim alanları:

Kara buluntuları arasında yer alan yaklaşık 5 bin yıllık 'uzun ev'lerde yeni veriler elde edildi. Yapıların giriş bölümünde zemine sabitlenmiş büyük çömleklerin varlığı kayda geçti. Bu çömleklerin su, tahıl ya da başka ürünlerin depolanması için kullanılmış olabileceği değerlendiriliyor. Şahoğlu, sabit çömleklerden alınacak toprak örneklerinin botanik ve mikromorfolojik analizlerle inceleneceğini, bulunacak yanmış tohum gibi maddelerin ne depolandığı konusunda bilgi vereceğini aktardı.

Uzun evlerin boyutları dikkat çekici; bazı yapılar 25 metreden uzun ve yaklaşık 5 metre genişliğinde. Kazılarda hem gündelik yaşam izleri hem de üretime dair buluntular bir arada görülüyor. Prof. Dr. Vasıf Şahoğlu bu yapıları şöyle tanımlıyor: 'Bir evde maden üretildiğini biliyoruz. İnsanlar orada hem yaşıyor hem madencilik yapıyor. Yanındaki evde ise tekstil üretimine ilişkin dokumacılık ağırlıkları buluyoruz. Bu nedenle bunları atölye-ev olarak tanımlayabiliriz.' Böylece yapılar hem konut hem de üretim mekânı olarak kullanılmış görünüyor.

Deniz bağlantıları ve ticaret izleri:

Liman Tepe'nin Ege ile olan deniz teması binlerce yıl öncesine uzanıyor. Kazılarda Kiklad Adaları kaynaklı seramik örneklerine rastlandı; bu buluntular Liman Tepe'nin yaklaşık 4 bin 500 yıl önce Ege adalarıyla deniz aşırı ticari ilişkiler içinde olduğunu gösteriyor. Prof. Dr. Vasıf Şahoğlu bu kapların zeytinyağı veya şarap gibi ürün taşımış olabileceğini ancak içeriklerinin kesin olarak bilinmediğini söyledi.

Daha eski tabakalarda ise 7 bin yıl öncesine tarihlenen Melos Adası kökenli obsidyen örnekleri bulundu. Obsidyenin taş alet yapımında değerli hammadde olduğunu belirten Şahoğlu, küçük bir atölye bulduklarını ve büyük parçaların getirilip burada işlenmiş olabileceğini ifade etti. Bu veriler Liman Tepe'nin eski dönemlerden itibaren deniz ticaretine açık bir merkez olduğunu destekliyor.

Denizaltı kazıları ve konservasyon:

Denizaltı kazıları 2000 yılından bu yana sürüyor ve Liman Tepe Türkiye'de yapılan ilk su altı liman kazılarından biri olarak öne çıkıyor. Bu yıl özellikle limanın mendirek yapısının tarihlendirilmesine yönelik sondaj çalışmalarına ağırlık verildi. Denizaltında yalnızca amfora ve seramikler değil, zeytin çekirdeği, üzüm çekirdeği ve fındık gibi organik kalıntılar da ortaya çıkıyor; bu maddeler yerleşimin ekonomik yapısına ilişkin doğrudan veri sağlıyor.

Eserlerin denizden çıkarılması ve konservasyonu uzun soluklu bir süreç gerektiriyor. Şahoğlu'nun sözleriyle '10 yıldır parçaları çıkan kaplarımız var'. Çıkarılan parçalar önce tuz ve deniz canlılarının etkisinden arındırılıyor, sonra uzmanlar tarafından tek tek birleştiriliyor; bu iş kuşaklar boyu sürecek titiz bir bilimsel çabayı ifade ediyor.

Kazıların sürekliliği de vurgulanıyor. Çalışmalar 1992 yılında Prof. Dr. Hayat Erkanal başkanlığında başladı, 2020 yılından bu yana Prof. Dr. Vasıf Şahoğlu başkanlığında sürdürülüyor ve ileriki dönemlerde başka araştırmacıların devralacağı bir miras olarak korunuyor. Şahoğlu, 'Bizim sorumluluğumuz bulduğumuz her şeyi en doğru şekilde saklamak ve belgelemek' diyerek bulunan mirasın korunmasına verilen önemi özetledi.

LİMAN TEPE KAZILARINDA YAKLAŞIK 5 BİN YILLIK DRENAJ SİSTEMİ KEŞFEDİLDİ.

LİMAN TEPE KAZILARINDA YAKLAŞIK 5 BİN YILLIK DRENAJ SİSTEMİ KEŞFEDİLDİ.

Yazar
EDİTÖR

Ahmet Demir

Ben Ahmet Demir, 30 yaşındayım, İstanbul. aksiyon.com.tr Gündem ekibinin 'son dakika' uzmanıyım diyebilirsiniz. Kriz anları benim işim. En stresli anlarda soğukkanlılığımı korurum ve en hızlı, en doğru bilgiyi almak için uğraşırım. Pratik çözümler benden sorulur.