Çarşamba'da sanatla direniş:
Samsun'un Çarşamba ilçesinde yaşayan 30 yaşındaki Dilara Gültekin, çocuklukta geçirdiği trafik kazası sonrası gelişen Wilson hastalığı ile yıllardır mücadele ediyor. Hastalığın karaciğerde bakır birikmesiyle seyrettiği süreçte doktorların uyarılarına karşın vazgeçmediği hüsn-i hat sanatı, Gültekin için hem yaşam biçimi hem de iyileştirici bir uğraş oldu. Bugün annesiyle birlikte halk eğitim bünyesinde açılan kurslarda hem eser üretiyor hem de yeni kursiyerlere ilham veriyor.
eğitim ve mesleğe adım:
Gültekin, çocukken annesinin halk eğitim kurslarına katılmasıyla geleneksel el sanatlarına ilgi duymaya başladı ve bu ilgisini akademiye taşıdı. Bülent Ecevit Üniversitesi Geleneksel El Sanatları Bölümünü kazanan Gültekin, 2016 yılında mezun olur olmaz mesleğine adım attı. Yaklaşık 10 yıldır tutkuyla ürettiği hüsn-i hat ve diğer tekniklerle sanatını sürdürdü. İki yıl önce geçirdiği kore atağına rağmen el sanatlarından kopmadığını belirtiyor; hareketlerinde ve konuşmasında kısıtlar olsa da, sanatını icra ederken sorun yaşamadığını söylüyor.
Gültekin, yaşadığı süreci şu sözlerle aktarıyor: 'Aslında benim bu mesleği yapmam yasak. Doktorlarım ilk başta "yapamazsın" dediler. Ben de inat ettim ve bir ay içinde kendimi toparladım. Herkes çok şaşırdı, doktorlarım inanamadı; ama ben sevdiğim için ve bu işi yaparken kendime güvendiğim için mesleğimi sürdürdüm. Gündelik hayatımda ellerimin hareketlerini kontrol edemezken, sanatımı icra ederken hiçbir sorun yaşamıyorum.'
çeşitlenen branşlar ve kurs atmosferi:
Hüsn-i hatın yanı sıra Gültekin, rölyef, ahşap boyama ve geri dönüşüm malzemelerinin sanata dönüştürüldüğü çalışmalara da yoğunlaşıyor. Sanatın ona sağladığı rahatlamayı, zihnini boşaltma ve günlük kaygılardan uzaklaşma aracı olarak tanımlıyor. Mevlana'dan alıntıladığı ve sık kullandığı sözle davet ediyor: 'Çıkın çıkın gelin' — evde oturan herkesi kursa beklediğini, burayı hem yeni şeyler öğrenilen hem de kendine vakit ayırılan bir rahatlama alanı olarak gördüğünü ifade ediyor.
anne-kızın ortak yolculuğu:
Anne Zahide Gültekin ise kızının ilgisinin küçük yaşta kendisiyle kurslara katılmasıyla başladığını, yıllarca halk eğitimde eğitim alıp usta öğretici olduğunu anlatıyor. 'Çocuklarımla birlikte kurslara gidiyorduk, Dilara da orada büyüdü. Şimdi anne-kız birlikte kurs veriyoruz. Onunla aynı işi paylaşmak benim için çok gurur verici, çok güzel bir duygu. Bir zamanlar birlikte kursiyer olarak gittiğimiz kızımla bugün aynı sanatı başkalarına öğretiyoruz' diyen Zahide, ortak çalışmanın hem aile bağı hem de öğreticilik açısından değerini vurguluyor.
Dilara Gültekin'in hikayesi, fiziksel kısıtlara rağmen sanatla kurulan güçlü bağın, hem bireysel iyileşmeye hem de toplumla paylaşmaya dönüşebileceğinin somut bir örneği olarak öne çıkıyor. Halk eğitim merkezindeki kurslar, hem yeni kursiyerler için bir öğrenme alanı hem de Dilara ve annesi gibi öğreticiler için sanatın yaşatıldığı bir platform olmaya devam ediyor.
SAMSUN'UN ÇARŞAMBA İLÇESİNDE YAŞAYAN VE 12 YAŞINDA GEÇİRDİĞİ TRAFİK KAZASI SONRASI WİLSON HASTALIĞIYLA MÜCADELE EDEN 30 YAŞINDAKİ DİLARA GÜLTEKİN, DOKTORLARININ TÜM UYARILARINA RAĞMEN VAZGEÇMEDİĞİ HÜSNİ-HAT SANATIYLA HAYATA TUTUNDU.