Gümrük süreçleri veriye dayanacak
Türkiye, yeni ticaret koridorları ve stratejik anlaşmalarla bölgesel lojistik merkez olma hedefine ilerlerken, gümrük işlemlerinde köklü bir paradigma değişimi gündeme geliyor. Asset GLI Genel Müdür Yardımcısı ve gümrük müşaviri Barış Çakır bu değişimi, eşyanın sınır kapısına ulaşmasından önce verisinin hareket etmesi şeklinde özetliyor. Çakır’a göre Türkiye’nin Irak ile yürütülen Kalkınma Yolu Projesi, Orta Koridor’un güçlendirilmesi ve Körfez ülkeleri başta olmak üzere Suudi Arabistan ve Pakistan ile artan stratejik temaslar, fiziksel koridorların yanı sıra dijital altyapı yatırımlarını da zorunlu kılıyor.
Kontrol süreci eşya yola çıkmadan başlayacak:
Geleneksel uygulamada kontrol süreci aracın sınır kapısına ulaşmasıyla başlarken, yeni modelde bu süreç üretim ve sevkiyat aşamasında başlıyor. Ürünün üretim yeri, kullanılan hammaddeler, menşei, taşıyıcının geçmiş ticaret kayıtları, vergi bilgileri ve güzergâh gibi veriler, sevkiyat yola çıkmadan önce gümrük sistemleri arasında paylaşılabilecek. Çakır, bu dönüşümde yapay zekâ destekli risk analizlerinin kritik rol oynayacağını vurguluyor ve şöyle diyor: ‘Araç sınır kapısına geldiğinde ‘Bu tırın içinde ne var?’ sorusunu sormak yerine, sistemin bu sorunun cevabını çok daha önceden biliyor olması gerekiyor. Riskli işlemler sınır kapısına ulaşmadan belirlenebilmeli, mevzuata uygun ticaret yapan firmalar ise mümkün olduğunca hızlı geçiş yapabilmeli.’
dijitalleşme ile azalan fiziki müdahale, artan veri kontrolü:
Avrupa Birliği'nde tartışılan yeni gümrük veri altyapıları bu eğilimin örneklerinden. Çakır, Türkiye'nin Avrupa ve bölge ülkeleriyle veri paylaşımını güçlendirecek standartlara yatırım yapmasının önemine dikkat çekiyor. Ticaret anlaşmalarının artması ve gümrük vergilerinin azalması, kontrollerin ortadan kalkacağı anlamına gelmiyor; ürün güvenliği, halk sağlığı, kaçakçılıkla mücadele, vergi denetimi ve menşe kontrolleri önemini korumaya devam edecek. Çakır geleceğin modelini "düşük fiziki müdahale, yüksek veri kontrolü" olarak tanımlıyor ve mevzuata uygun şirketlerin sınır geçişlerinin hızlanacağını, riskli işlemlerin ise dijital sistemlerle daha erken tespit edilebileceğini belirtiyor.
gümrük müşavirliği rolü dönüşüyor:
Dijitalleşme, gümrük müşavirliği mesleğinin de niteliğini değiştirecek. Çakır'a göre geleceğin gümrük müşavirleri sadece beyanname ve belge takibi yapan aracılar olmayacak; gümrük mevzuatını bilen, veriyi okuyabilen, uluslararası ticaret hukukuna hakim ve tedarik zincirini anlayan dijital uyum danışmanları olarak konumlanacaklar. Özellikle farklı ülkelerden gelen parçaların Türkiye'de birleşip üçüncü ülkelere ihraç edildiği üretim modellerinde, menşe kuralları şirketlerin yatırım ve tedarik zinciri kararlarında kritik hale geliyor.
coğrafi avantajı dijital altyapı tamamlayacak:
Türkiye, Avrupa, Körfez, Kafkaslar, Orta Asya ve Orta Doğu arasındaki coğrafi konumuyla önemli bir avantaj taşıyor. Çakır, bu avantajın sürdürülebilir bir rekabete dönüşebilmesi için dijital altyapının şart olduğunu belirtiyor: ‘Geçtiğimiz yüzyılda coğrafya belirleyiciydi. Bu yüzyılda ise dijital altyapı belirleyici haline geliyor.’ Ülkeler arası konuşabilen dijital gümrük sistemleri, yapay zekâ destekli risk analizleri ve ortak veri standartları hayata geçirilebilirse, Türkiye gerçek anlamda bölgesel bir ticaret ve lojistik merkezine dönüşebilir.
Çakır, geleceğe dair özet olarak gümrüklerin beton binaların ötesine geçip küresel dijital tedarik zincirinin ana damarlarından biri haline gelmesi gerektiğini vurguluyor: gümrüklerde artık önce eşyanın değil, verinin yola çıkması bekleniyor. Bu dönüşüm hem sınır geçişlerinin hızlanmasını sağlayacak hem de riskli işlemlerin daha erken tespit edilmesine imkân tanıyacak.
ASSET GLI GENEL MÜDÜR YARDIMCISI VE GÜMRÜK MÜŞAVİRİ BARIŞ ÇAKIR