Antalya'da perdeler yarışmacılar ve seyirciyi bir araya getirdi

63. Altın Portakal’da ulusal ve uluslararası uzun metraj yarışmaları sürüyor; Elisa, Kadim Mavi ve Hakikatin Ölümü ekipleri seyirciyle buluştu.

Yayın Tarihi: 29.10.2026 16:18
Güncelleme Tarihi: 29.10.2026 16:18

Antalya'da perdeler yarışmacılar ve seyirciyi bir araya getirdi

63. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali yarışmaları devam ediyor

63. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali, ulusal ve uluslararası uzun metraj yarışmalarının heyecanı ile devam ediyor. Festival programında yer alan yeni yerli yapımlar ve dünya sinemasından seçkiler, hem gösterimlerde hem de gösterimler sonrası düzenlenen söyleşilerde sinemacılar ile Antalyalıları bir araya getiriyor. Dün seyirciyle buluşan yapımlar arasında Elisa, Kadim Mavi, Hakikatin Ölümü, Babalarımdan Biri Ay’dır, Umut Işığı ve Riverstone yer aldı.

elisa: topraklarla örülen bir bilim kurgu yaklaşımı:

Festivalde dünya prömiyerini yapan Ulusal Uzun Metraj Yarışma filmi Elisa gösteriminin ardından Atatürk Kültür Merkezi (AKM) Aspendos Salonu’nda ekip, izleyicilerin sorularını yanıtladı. Söyleşiye yönetmen Sinan Sertel, senarist Selman Kılıçaslan, oyuncular Sabahattin Yakut, Cemil Büyükdöğerli, Berfu Öngören, Ekin Türkmen, Mehmet Çepiç, Serkan Altıntaş, çocuk oyuncu Defne Doğar ve kurgucu Naim Kanat katıldı.

Yönetmen Sinan Sertel, projenin bilim kurgu türünde olmasına rağmen yerel anlatı unsurlarına dayandığını vurguladı: "Önceki filmin de bir süper kahraman filmiydi. Ama türün temel özelliklerinden farklı olarak bu filmde bir ana karakter yok; genelde bilim kurguda bir ana karakter olur ve onun hikâyesini dinleriz. Bizim filmimizde başrol yok desek yeridir; herkesin hikâyesine giriyoruz hatta ölülerin bile hikâyesi var." Sertel ayrıca filmin dünya sinemasının örnekleriyle doğrudan kıyaslanmasından farklı bir bakış sunduğunu belirterek, "Bu sadece bilim kurgu değil bizim topraklarımız üzerinden bilim kurgu anlatma biçimi. Dolayısıyla ben kendimi bu yarışa sokmuyorum, ben kendi minderimdeyim" dedi.

Oyuncular, projeyi kabul etme nedenleri olarak "benzersiz bir iş yapma riskini almak"ı işaret etti. Sabahattin Yakut setteki yoğun koşulları "30 kilometrekarelik bir mağara içinde bütün günümüzü geçiriyorduk" sözleriyle özetlerken, Berfu Öngören oyunculuğuna katkısını "Oyunculuk adına neyi yapıp neyi yapamadığımı görme imkânı verdi" şeklinde ifade etti. Ekin Türkmen ise klostrofobi nedeniyle madende çalışmanın zorluğuna dikkat çekerek "Bu vesileyle tüm maden işçilerine selam ve saygılarımı gönderiyorum; fizikî risklerin yanında psikolojik olarak da çok zor bir iş" dedi.

Usta oyuncu Mehmet Çepiç kariyerinde ilk kez canlandırdığı bir karakteri esprili bir dille anlattı: "Bana genelde mafya babası, MİT mensubu, terörist, hain, şerefsiz adamlar verilir. Bu senaryoyu okuduğumda çok etkilendim. Yönetmen yardımcımız Vural, çekimlerin son günü, ‘Filmle ilgili bir tek şey söylesen ne derdin?’ dedi. Sinan’ı düşünerek ‘şükretmek’ dedim. Şükrettiğin zaman başarılı olursun; o çok şükretmiş."

Kurgucu Naim Kanat ise filmin kurgusunun senaryo sürecinden itibaren birlikte şekillendiğini belirtti: "Senaryoda dahil oldum ve baştan konuştuk her şeyi. Çünkü janr sineması ama bu topraklarla çok ilgili; erken Hıristiyanlık dönemi var İslam dönemi var ona eklemlenen. Ve tabii cesur olmaya çalıştığımız için sınırlarımızı da tartıştık, bir sürü şey denedik. Bu sebeple kurgu aşaması da çok keyifli ve dolu dolu geçti."

kadim mavi: arketipler ve sıfırdan tasarlanmış estetik:

Aspendos’taki diğer Ulusal Yarışma gösterimi Kadim Mavi oldu. Gösterimin ardından yönetmen Emir Ziyalar, yapımcı Ahmet Ziyalar, uygulayıcı yapımcı Deniz Bilol Büyükgüral, oyuncular Umut Aksoy, Merve Kaya, Barış Kolik, Bilgi Aydoğmuş, Musa Öztep, Öykü Su Okur ve sanat yönetmeni Natali Yeres izleyicilerin sorularını yanıtladı.

Yönetmen Emir Ziyalar, filmin görsel estetiği ile anlamı arasında denge kurma yaklaşımını şöyle açıkladı: "Benim için filmin, anlaşılması gereken tek bir anlamı yok. Herkesi filmde kendi anlamını aramaya davet ediyorum. Bir seyirci, ‘filmi anlamadım ama çok sevdim’ dedi. Benim için bu yeterli; yapmak istediğim buydu."

Filmin mitolojik göndermelerle ilgili eleştirilerine yanıt veren Ziyalar, "Açıkçası geleneksel Yunan mitolojisinden uzak durmaya çalıştım çünkü onlar bu işi zaten yapıyorlar. Ben bizim toprağın bir mitolojisini ele almak istedim ve burada keskin göstergeler vermek yerine sadece arketipler etrafında gezinerek aslında yine kendi mitolojimizi örmemize yönelik bir niyetle yola çıktık" dedi.

Sanat yönetmeni Natali Yeres, çalışmayı estetik olarak şöyle özetledi: "Az önce ifade edilen şekilde birtakım mitlerden, arketiplerden yola çıktık ama kendi mitolojik kahramanlarımızı oluşturduk. Gördüğünüz bütün objelerin hepsi sıfırdan tasarlanıp yapıldı. Kişisel bir travma var bu hikâyenin omurgasını oluşturan. Ama biraz daha kapalı tutmak istediğimiz için ben de mümkün olduğunca göstererek değil alttan alta bütün bunlar zaten doğal olacak şekilde bir estetik dünya kurmaya çalıştım."

hakikatin ölümü: kuşaklar arası yüzleşme ve unutmanın sorumluluğu:

Yönetmenliğe adım attığı "Benim Marlon ve Brandom" ile uluslararası tanınırlık kazanan Hüseyin Karabey de son filmi Hakikatin Ölümü ile Ulusal Uzun Metraj Yarışması kapsamında izleyicilerle bir araya geldi. Gösterim sonrası ekibin arasında Mert Fırat, Mehmet Günsur, Yağmur Elif Seber, Ümit Çırak, Emre Yıldızlar, Taylan Karabey, görüntü yönetmeni Orçun Özçelik, yardımcı yönetmen Ali Çakmak, sanat yönetmeni Çağlar Narler, uygulayıcı yapımcı Serdal Doğan ve yapımcılar Doruk Acar, Cem Doruk, Ozan Kılavuz ve Abdullah Bozan yer aldı.

Karabey filmi, "İki eski dostun büyük ve ağır bir yük üzerinden yüzleşmesini" anlatan unsurlar üzerinden değerlendirdi: "Kuşaklar arasında aktarılmış, birikmiş problemlerimiz var. Bazen bunları gençlere aktarmasak da onlar bizim hal ve davranışlarımızdan anlıyor. Ben de ‘neden bu tür konuları hep seçiyorum?’ diye düşündüğümde unutmamak için yaptığımı fark ettim. Kendim için yapıyorum aslında filmleri. Eğer unutmazsam belki gelecekte yaşayacağımız yeni travmalara bir nebze hazırlıklı oluruz, diyorum. Çünkü hiç kolay değil bu tür filmler yapmak."

Mert Fırat, canlandırdığı karakterin çelişkilerini ve dönemin yükünü şu sözlerle anlattı: "Romanı daha önce çok duymuştum. Çünkü 90’ların bu karanlık dönemleriyle ilgili çok fazla içerik var ama böyle nitelikli yazılmış eserlere az rastlıyoruz. Dolayısıyla insanların hayatlarının tam da bu sürecin içinde harcandığı, insanların nasıl yürüyen cesetlere dönüştüklerini Feridun çok iyi özetliyor. Ve bunu hiç hamaset yapmadan, hiç siyasî bir tarafa girmeyerek, tamamen insan odağında, o konsantrasyonu tutarak yapıyor. Dolayısıyla buradaki hikaye benim için, o yıllar tam da Ankara’nın göbeğinde maruz kaldığımız yıllardı... Gelgelelim bir tarafıyla savunman gereken bir karakter. Aslında bence oyunculuk da bir savunma sanatı. Bir tarafıyla, ne kadar korkunç olursa olsun, onu bir yere konumlandırmak, savunmak zorundasınız."

Filmde Timuçin karakterini canlandıran Mehmet Günsür ise sorumluluk temasına dikkat çekti: "Her hikâyede aslında bir sorumluluk var. Anlatmak istediğimiz şeyi iyi anlatabilmek, eğer gerçek duygulardan bahsediyorsak ki öyle, bunları yaşayanlara karşı bir sorumluluğumuz var. Gerçek karakterleri canlandırıyorsak onlara karşı sorumluluklarımız var. Bir şeyleri unutmamak lazım. Hikâyemiz aslında hem Türkiye’yi hem de bütün dünyayı anlatıyor." Yönetmen Karabey, Günsür’ün görüşüne katılarak, "Hainlerle kahramanlar arasında çok ince bir çizgi vardır... Benim yapmaya çalıştığım şey sadece; eğer bunları unutmazsak belki bir daha olmama ihtimali var, demek" diye ekledi.

Tecrübeli oyuncu Ümit Çırak ise canlandırdığı emniyet görevlisi karakteri üzerinden hikâyenin sanat ve tarih ilişkisine dair gözlemini paylaştı: "Benim oynadığım karakter bir emniyet görevlisi, emekliliği gelmiş. Sadece bir dosyayı kapatacak; derdi bu. Ama o dosya kapanmıyor. Filmde benim en çok hoşuma giden şuydu: İktidarlar tarihi yazarlar ama o tarihi insanlar yaşar ve sanatsa o yaşananların kaydını tutar. O anlamda benim oradaki çaresizliğim çok hoşuma gitmişti."

Festival süresince gösterimler ve söyleşiler devam ediyor; jüri değerlendirmeleri ve izleyici tepkileri, yarışma filmlerinin yolculuğuna yön verecek. Sinema dünyasının hem yerel üretimlerini hem de evrensel temalarını bir araya getiren festival, Antalya'da yoğun ilgiyle izlenmeye devam ediyor.

ALTIN PORTAKAL ULUSAL VE ULUSLARARASI UZUN METRAJ YARIŞMALARI HEYECANLA SÜRÜYOR. EN YENİ YERLİ...

ALTIN PORTAKAL ULUSAL VE ULUSLARARASI UZUN METRAJ YARIŞMALARI HEYECANLA SÜRÜYOR. EN YENİ YERLİ YAPIMLAR VE DÜNYA SİNEMASININ EN BAŞARILI ÖRNEKLERİ SİNEMASEVERLERİN KARŞISINA ÇIKARKEN SİNEMACILAR DA ANTALYALILARLA BULUŞUYOR.

Yazar
EDİTÖR

Zeynep Kaya

Merhaba, ben Zeynep Kaya. 25 yaşındayım, İzmir'den çalışıyorum. aksiyon.com.tr Gündem kategorisinde veri gazeteciliği yapıyorum. Rakamlar benim işim. Anketlerin, istatistiklerin dilini halkın anlayacağı şekilde haberleştiriyorum. Genelde sessiz ama çok dikkatli bir yapıya sahibim.