dönüş ve yeni başlangıç:
Rusya'da yaklaşık 20 yıl harita mühendisi olarak çalışan 42 yaşındaki Hıdır Bulut, eşi Darina (35) ve iki kızını yanına alarak Tunceli'nin Nazımiye ilçesine bağlı Güzelpınar Köyü'ne yerleşti. Aile, kent yaşamının getirdiği teknolojik yoğunluktan uzak, doğayla iç içe bir yaşam tercih ederek çocuklarının telefon ve bilgisayardan uzak büyümesini istedi. Bulut çiftinin kararı aynı zamanda bölge için bir tersine göç örneği niteliği taşıyor.
ata tohumunu kurtarma süreci:
Bulut, yaklaşık yedi yıl önce Cumhuriyet'le yaşıt bir köylünün ambarında 30-40 yıl saklanmış durumda olan ata mısır tohumlarını oğlundan aldı. Ambarda uzun süre beklemiş tohumların büyük bölümü haşere, bit ve pire nedeniyle kepekleşmiş ve çürümeye yüz tutmuştu. Yedi torba halinde taşıdığı tohumları toprağa sererek deneme ekti; ancak yaklaşık 10 milyon tohum tanesinden yalnızca 37 tanesi filizlenebildi.
Bu sayı başlangıçta üretimi sürdürecek bir oran gibi görünmese de Bulut, vazgeçmeyip filizlenenleri çoğaltmayı başardı. Çalışmaları sırasında bölgenin coğrafi özellikleri ve insan etkisinin sınırlı olması önemli bir avantaj sağladı. Bulut'un ifadesiyle, bir dağın eteğinde, melezlenme ve GDO etkilerinden uzak bir coğrafyada üretim yapıyor olmaları; fabrika dumanı, yoğun karayolu ve hava kirliliğinin olmaması, ata tohumunun karakterini korumasına yardımcı oldu.
tarım anlayışı ve üretim ilkeleri:
Bulut, arazide hiçbir şekilde suni gübre veya zirai ilaç kullanmadıklarını vurguluyor. Arıcılık ve hayvancılıkla da ilgilenen aile, toprak ve tohum sağlığını korumayı hedefliyor. Bulut, ataların bu toprakları temiz bıraktığını ve kendilerinin de bu mirası bir sonraki nesle tertemiz aktarmaya çalıştığını belirtiyor. Üretim sürecinde doğal yöntemlere öncelik verilirken, ata tohumunun özgünlüğünü korumak için melezlenme riskinin düşük olduğu alanlar tercih edildi.
Aile hayatına dair motivasyon da bu kararda belirleyici oldu: çocukların ninesinin yanında büyümesi, tarımı ve geçmişi öğrenmesi; büyük şehirlerde asgari ücretle çalışmanın sağlık ve yaşam kalitesi üzerindeki olumsuz etkilerine karşı bir tercih olarak sunuluyor. Bulut, eşinin Türkiye'ye adapte olma kararını ve beraber köy yaşamını seçmelerini, bölgeye örnek olması temennisiyle anlatıyor.
Bulut ayrıca akademik yaşamını da sürdürüyor; halen Rusya'da yüksek lisans yaptığı bilgisini paylaşıyor. Bu durum, dönüş planlarının uzun vadeli ve hazırlıklı bir süreç sonucunda gerçekleştiğini gösteriyor.
Sonuç olarak, Hıdır Bulut'un hikâyesi, hem bireysel bir geri dönüş hem de yerel tarım mirasının korunması açısından dikkat çekiyor. Yıllarca ambarda beklemiş, zarar görmüş tohumlardan yola çıkarak başlayan süreç, az sayıdaki filizin çoğaltılması ve doğal üretim ilkeleriyle ata tohumunun yeniden canlandırılmasına dönüştü. Bulut, bu deneyimin bölgeye örnek olmasını ve gelecek nesillere aktarılmasını umut ediyor.
HIDIR BULUT, EŞİ VE İKİ KIZIYLA BİRLİKTE DOĞAYLA İÇ İÇE YAŞAMAK VE ATA TOHUMLARINI YENİDEN ÜRETMEK İÇİN TUNCELİ'NİN NAZIMİYE İLÇESİNE BAĞLI GÜZELPINAR KÖYÜ'NE DÖNDÜ.