Yörük yaylalarında kırkım geleneği devam ediyor:
Antalya’nın Akseki ilçesindeki Yörükler, yaz aylarını yüksek rakımlı yaylalarda geçirerek atalarından devraldıkları hayvancılık ritüelini sürdürüyor. Aile fertleri ve yakınların bir araya geldiği imece usulü kırkım çalışmaları, hayvanların rahatlaması ve sağlığının korunması amacıyla her yıl tekrarlanıyor. Yarpuz Yaylası gibi alanlara Haziran başında çıkan sürüler, Eylül sonuna kadar yüksek kesimlerde kalıyor; daha sonra havalar serinlerken aşağıya iniliyor.
Kırkım süreci ve yaşam ritmi:
Kırkım mesaisi, sürü büyüklüğüne göre ortalama 10-15 gün sürüyor. Hayvanların kıl ve tüylerinin kesilmesi hem serinlemelerini hem de bit, pire gibi parazitlerden arınmalarını sağlıyor; üreticiler bunun hayvanların etlenmesini ve bakımını kolaylaştırdığını vurguluyor. Hayvancılığın zorluklarını hatırlatan Bayram Yüksel, yazın hayvanlarını otlatmak için 1.700 rakımlı Yarpuz Yaylasına çıktıklarını, işin hem zahmetli hem de mevsimsel olduğunu belirtiyor.
Kılların ekonomik ve kültürel değeri neden düştü:
Geçmişte keçi ve koyun kılları aile ekonomisine katkı sağlıyor, kadınlar bu kıllardan çul, çadır ve çuval gibi eşyalar dokuyordu. Duran Topaca ve eşi Selli Topaca gibi yetiştiriciler, doğduklarından beri bu geleneğin içinde olduklarını söylüyor ve kılın günlük yaşamda çok sayıda kullanım alanı olduğunu hatırlatıyor. Ancak son yıllarda kıla alıcı çıkmaması, pazarın daralması nedeniyle üreticiler artık kılı değerlendir(e)miyor; Bayram Yükselin ifadesiyle: "Eskiden keçi ve koyunların kılları para ederdi. Müşteri yaylaya kadar, ayağımıza kadar gelirdi. Son yıllarda artık kimse almaya gelmiyor. Para etmiyor. Biz de kılları atıyoruz."
Bu dönüşüm yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda kültürel bir kayba da işaret ediyor. Kadınların el emeğiyle ürettiği çul ve çadırlar nadirleşirken, kılın atılması geleneksel zanaatlerin sürdürülmesini güçleştiriyor. Yardımlaşma ve imeceyle gerçekleşen kırkım günleri ise toplumsal bağlılığı korumaya devam ediyor; Mehmet Kara ve Fatma Kara gibi katılımcılar, yılda bir kez yapılan kırkımın hayvan sağlığı için zorunlu olduğunu ve bu uygulamanın Yörük kültürünün önemli bir parçası olduğunu vurguluyor.
Sonuç olarak, Akseki ve çevresindeki Yörük toplulukları geleneksel kırkım ritüelini sürdürürken, kılların maddi değerinin azalması kültürel üretimin daralmasına neden oluyor. Yaylalarda sürdürülen bu çalışma, hem hayvan bakımı hem de toplumsal dayanışma bakımından önemini koruyor; fakat kılın yeniden değerlendirilmesi, hem ekonomik katkı hem de el sanatlarının yaşatılması açısından üzerinde durulması gereken bir konu olarak öne çıkıyor.
GEÇMİŞTE EKONOMİK DEĞERİ BULUNAN KEÇİ KILI İSE ARTIK ALICI BULAMAYINCA ÇOĞU ZAMAN ÇÖPE ATILIYOR.