Yıllar geçse de unutulmayan 12 Eylül: bir ülkücünün tanıklığı

Edirneli 12 Eylül mağduru Ekrem Demir, tutuklanma, işkence ve idamları anlattı; anıların canlı kaldığını, dava ve arkadaşlarına sahip çıktığını söyledi.

Yayın Tarihi: 12.09.2026 16:17
Güncelleme Tarihi: 12.09.2026 16:50

Yıllar geçse de unutulmayan 12 Eylül: bir ülkücünün tanıklığı

Edirne'de tanıklık: 12 Eylül'ün kalıcı izleri

Edirne'de yaşayan 12 Eylül 1980 darbesinin mağdurlarından Ekrem Demir, o dönemde yaşananları ve arkadaşlarının uğradığı hak ihlallerini anlatmaya devam ediyor. Demir, sürecin kendileri için unutulmaz ve ağır bedeller getirdiğini vurguluyor.

Tutuklamalar, zindan yılları ve idamlar:

Demir, 12 Eylül sürecinde çok sayıda arkadaşının tutuklandığını ve uzun yıllar cezaevlerinde kaldığını belirtiyor. Anlatımında, ülküdaşlarının bir kısmının idam edildiğine dikkat çekiyor ve dönemi özetlerken bu sürece dair hafızaların canlı kaldığını ifade ediyor. Demir, yaşananları dile getirirken bu dönemi sıkça "kara bir Eylül" olarak nitelendiriyor ve Türk milliyetçilerinin, ülkücülerin ağır bedeller ödediğini yineliyor.

Konuşmasında, arkadaşlarının büyük bölümünün 14-15 yıl cezaevinde kaldığını, bazılarının sürgün yılları yaşadığını aktarırken bu kayıpların hem bireysel hem de toplumsal bir hesaplaşma gerektirdiğini belirtiyor.

Darbelere karşı duruş ve siyasal şiar:

Demir, darbelerin her zaman karşısında olduklarını söylüyor ve dönemin MHP Genel Başkanı Alparslan Türkeş'in sözünü kendilerine şiar edindiklerini aktarıyor: "En kötü demokrasi, en iyi örfi idareden daha iyidir". Bu yaklaşımın, 12 Eylül'ü yaşayan kesimlerin darbelere neden karşı çıktığını açıkladığını belirtiyor.

Aradan geçen yıllara rağmen Demir, "46 sene gibi bir zaman geçti ama öfkemiz, kinimiz, nefretimiz bir gün bile azalmadı" diyerek dönemin etkisinin derinliğini vurguluyor. Hem kişisel hem toplumsal hafızada 12 Eylül'ün yaralarının sürdüğünü ve mağdurların çocuklarıyla beraber bu mirası taşıdıklarını ifade ediyor.

Kişisel anı: arkadaşlık mı, aile mi?

Demir'in paylaştığı anılardan biri, o dönemin insanî ikilemlerini gözler önüne seriyor. Olayın yaşandığı gergin ortamda annesinin onu köye götürmeyi istemesine rağmen, Demir arkadaşlarının yanında kalmayı seçmiş. Annesine dönerek "Ana, birini sayma. Ben yokum" dediğini ve annesinin ağlayarak köye gittiğini aktarıyor. Bu anıyla Demir, "Biz arkadaşlarımızı, davamızı satmadık" sözünü vurguluyor ve annesinden hakkını helal etmesini umduğunu belirtiyor.

Demir, maruz kaldıkları ağır sorgu, hakaret ve işkenceleri dile getirirken, bu travmanın hafızalarda taze kaldığını ve dava arkadaşlarına bağlılığın korunmasının, onların anısını yaşatmanın önemini söylüyor.

Sonuç olarak, Ekrem Demir'in tanıklığı 12 Eylül döneminin Türkiye'deki etkisinin bireyler üzerinde nasıl derin izler bıraktığını gösteriyor. Demir, hem kayıplara dikkat çekiyor hem de vatan, bayrak ve millet sevgisinin bu dönemde de sürdüğünü, dava ve arkadaşlarına sahip çıkmanın kendileri için bir vazife olduğunu belirtiyor.

12 EYLÜL MAĞDURU EKREM DEMİR

12 EYLÜL MAĞDURU EKREM DEMİR

Yazar
EDİTÖR

Hüseyin Aydın

Ben Hüseyin Aydın, 34 yaşındayım, İstanbul'dayım. aksiyon.com.tr'nin Gündem ekibinde adliye ve hukuk muhabiriyim. Karmaşık dava dosyalarını alıp, herkesin anlayacağı şekilde sadeleştirmek benim işim. Detaylara çok önem veririm, titiz çalışırım.