Yeni eğitim döneminde çocuk ruh sağlığına odaklanın

Dr. Meltem Küçükdağ, yeni eğitim döneminde çocuklarda okul kaygısı, uyum güçlüğü ve akran zorbalığına karşı kademeli geçiş, açık iletişim ve destek önerdi.

Yayın Tarihi: 07.09.2026 12:28
Güncelleme Tarihi: 07.09.2026 12:28

Yeni eğitim döneminde çocuk ruh sağlığına odaklanın

okula dönüş bir geçiş evresidir:

Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Meltem Küçükdağ, okulların açılmasının çocuklar için karmaşık ve çok boyutlu bir etki yaratan bir 'geçiş evresi' olduğunu vurguluyor. Bir yandan arkadaşlar ve öğretmenlerle yeniden buluşmanın getirdiği olumlu duygular; diğer yandan yaz tatilinin esnek düzeninden, sınırları belirlenmiş günlük yaşama geçişin neden olduğu belirsizlik ve stres aynı anda yaşanabiliyor. Özellikle okula yeni başlayan veya kademe değişikliği yapan çocuklarda bu uyum sürecinin kaygı olarak daha yoğunlaşabileceği belirtildi.

tatilden okula geçiş nasıl olmalı:

Küçükdağ, tatilden okula geçişin kademeli yapılmasını; okullar açılmadan bir-iki hafta önce uyku ve uyanma saatlerinin, yemek düzeninin ve ekran kullanımının yavaş yavaş okul rutinine yaklaştırılmasını öneriyor. Ailelerin bu dönemi baskı ve cezalandırma yoluyla değil, çocukla iş birliği yaparak ve nedenlerini açıklayarak yönetmeleri gerektiğini belirtiyor. 'Tatil bitti, artık oyun yok' gibi keskin ifadelerden kaçınılması ve okulun getireceği yeni rutinlerin olumlu yanlarının vurgulanmasının geçişi yumuşattığı ifade ediliyor.

okul kaygısı belirtileri ve aile yaklaşımı:

Okul kaygısı çoğunlukla bedensel belirtilerle kendini gösterir; pazar akşamları veya sabahları başlayan karın ağrısı, mide bulantısı veya baş ağrısı sık rastlanan şikayetlerdir. Ayrıca nedensiz ağlama, hırçınlık, içe kapanma, ebeveyne aşırı yapışma ve uykuya dalma güçlüğü gibi davranış değişiklikleri de gözlemlenebilir. Küçükdağ, çocuğun genellikle 'Okula gitmekten korkuyorum' demektense beden dili ve fizyolojik tepkilerle kaygısını gösterdiğini hatırlatıyor.

Okula gitmek istemeyen çocuğa yaklaşırken en önemli noktanın çocuğu yargılamadan dinlemek olduğunu belirten uzman, ebeveynlerin çocuğun duygusunu onaylaması ve empati kurmasının gerektiğini söylüyor. Empati, okula gitmemeye izin vermek anlamına gelmez; kararlı ve tutarlı ama şefkatli bir tutum sergilenmelidir. 'Okulda seni zorlayan, canını sıkan bir şeyler mi var?' gibi açık uçlu sorularla sorunun kaynağı (akademik zorluk, akran zorbalığı veya ayrılma kaygısı) araştırılmalıdır.

başarı, akran zorbalığı ve uzman desteği:

Başarının yalnızca notlarla ölçülemeyeceğini vurgulayan Küçükdağ, ailelerin süreç odaklı yaklaşması gerektiğini söylüyor: sınav puanından çok gösterilen çabanın ve sorumluluk almanın takdir edilmesi önemlidir. Çocuğu kardeşleriyle veya yaşıtlarıyla kıyaslamanın ruhsal zararlar doğurabileceğine dikkat çekiliyor.

Akran zorbalığının sessiz belirtilerine dikkat edilmesi gerektiğini belirten uzman, okul eşyalarının sürekli kaybolması veya zarar görmesi, açıklanamayan morluklar, belirli ortama gitmeme isteği, akademik düşüş, ilgi kaybı ve ani öfke ya da içe kapanmanın uyarı işaretleri olduğunu söylüyor. Çocuğun 'Kimse beni sevmiyor.' veya 'Ben işe yaramazım.' gibi ifadeler kullanmaya başlaması benlik saygısının zedelendiğinin göstergesidir.

Küçükdağ, kaygı ve uyum sorunlarının birkaç haftadan uzun sürmesi, uyku veya iştahta kalıcı bozulma, kendine veya başkalarına zarar verme eğilimi ya da yoğun panik belirtileri görülmesi durumunda zaman kaybetmeden çocuk ve ergen psikiyatrisi uzmanına başvurulması gerektiğini vurguluyor. Akran zorbalığı şüphesi, yoğun içe kapanma veya depresif belirtiler gözlemlendiğinde uzman desteği alınmasının çocuğun ruhsal gelişiminin kalıcı yara almaması açısından kritik olduğu belirtiliyor.

Yeni eğitim döneminde ailelere düşen sorumlulukların başında açık iletişim geliyor: çocuk, okulda ne yaşarsa yaşasın koşulsuz sevildiğini ve yargılanmadan dinleneceğini bilmelidir. Çocuğun hayatının yalnızca 'okul, ders, kurs' üçgeniyle sınırlanmaması; serbest zaman, oyun, sanat ve spor için vakit ayrılması ruhsal dayanıklılığı destekler. Ailelerin kendi kaygı düzeylerini yönetebilmesi de çocuklar için koruyucu bir faktördür. Küçükdağ, 'Sadece akademik başarıyı değil, psikolojik sağlamlığı merkeze alan bir ebeveynlik tutumu, çocuğun tüm hayatını sağlıklı bir şekilde inşa etmesinin en temel garantisidir' diyerek sözlerini noktalıyor.

DÜZCE ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ HASTANESİ ÇOCUK VE ERGEN RUH SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI ANABİLİM...

DÜZCE ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ HASTANESİ ÇOCUK VE ERGEN RUH SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI ANABİLİM DALI BAŞKANI DR. ÖĞR. ÜYESİ MELTEM KÜÇÜKDAĞ, YENİ EĞİTİM-ÖĞRETİM DÖNEMİ ÖNCESİNDE ÇOCUKLARIN OKULA UYUM SÜRECİ, OKUL KAYGISI, AKRAN ZORBALIĞI VE AKADEMİK BAŞARI KONUSUNDA AİLELERE ÖNEMLİ ÖNERİLERDE BULUNDU.

Yazar
EDİTÖR

Murat Doğan

Ben Murat Doğan, 30 yaşındayım, İstanbul. aksiyon.com.tr'de Yaşam kategorisi için yazıyorum. Aslında 'yaşıyorum' desem daha doğru! Gastronomi ve seyahat yazarıyım. Sürekli yeni yerler keşfeder, yeni lezzetler denerim. Samimi, keyifli ve 'gurme' bir anlatımım olduğunu söylerler.