İddiaların kaynağı ve telefon görüşmelerinin içeriği:
İngiltere merkezli Middle East Eye’ın haberine göre, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile eski ABD’li Cumhuriyetçi senatör Lindsey Graham arasında bu yıl kaydedildiği iddia edilen görüşmelerde, Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) Başsavcısı Karim Khan hakkındaki cinsel taciz iddialarının kullanılabileceği tartışıldı. Haberde, iddiaların kaynağı olarak belgesel yapımcısı Alex Holder tarafından yaklaşık üç yıl boyunca kaydedildiği öne sürülen telefon görüşmeleri gösterildi.
Ortaya atılan kayıtlara göre, 29 Ekim 2024 tarihli görüşmede Netanyahu, UCM yargıçlarının tutuklama kararını 'çok yakında' açıklayacaklarını belirtti ve Khan hakkındaki iddiaların kararın ertelenmesine zemin hazırlayabileceğini savundu. Netanyahu'nun görüşmede, mahkemeye başvurup sürecin yeniden gözden geçirilmesi talep edilebileceğini söylediği ve Graham’dan bazı senatörlerin imzasıyla bir mektup göndermesini istediği aktarıldı.
Haberde, Graham’ın aynı günkü ikinci görüşmede Demokrat senatörler Richard Blumenthal ve Ben Cardin’in desteğini aldığını belirttiği, Netanyahu’nun ise Blumenthal ile Cardin’i arayıp destekleri ve Suudi Arabistan-İsrail normalleşme sürecine katkıları için teşekkür etmesini istediği ifade edildi.
Graham’ın baskı iddiaları ve telefon kayıtları:
Middle East Eye ayrıca Graham’ın Khan üzerinde baskı kurma girişimlerinde aktif rol oynadığını yazdı. Habere göre Graham, 1 Mayıs 2024 tarihli bir telefon görüşmesinde Khan’a, 2023’te Gazze Şeridi’nde başlayan savaşta İsrailli rehinelere atıf yaparak, 'İsrailli yetkililer hakkında tutuklama talebinde bulunulması halinde rehineleri bizzat siz öldürmüş olursunuz, size yaptırım uygularız' şeklinde ifadeler kullandı. Gazeteye yansıyan kayıtlarda Graham’ın UCM’nin bazı davalar için kurulduğu ve farklı bölgelere yönelik yaklaşımlarda çifte standart olduğu yönündeki görüşleri de yer aldı.
Haberde ayrıca Graham’ın, görüşme sırasında şaka olarak Netanyahu’ya 'Bütün bunlar için bana ödeme yapmalısın. Bir ton şekel almalıyım' dediği iddiası da yer aldı.
UCM kararları, mektup ve Khan’ın görevden alınması:
Söz konusu mektubun 1 Kasım 2024’te Graham, Blumenthal ve Cardin’in imzasıyla UCM’ye gönderildiği; ancak bunun UCM yargıçlarının 21 Kasım 2024 tarihinde Netanyahu ve dönemin İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant hakkında tutuklama kararı çıkarmasını engelleyemediği bildirildi. Habere göre mektup girişimine karşın yargı süreci planlandığı şekilde ilerledi.
UCM Taraf Devletler Meclisi, hakkındaki cinsel taciz soruşturması sonrasında Başsavcı Karim Khan’ın görevden alınmasına ilişkin oylamayı gerçekleştirdi. New York’taki BM Genel Merkezi’nde yapılan özel oturumda 125 üye ülkenin 110’unun katılımıyla yapılan oylamada, 82 ülke azil kararının lehinde oy kullanırken, 13 ülke karşı çıktı ve 15 ülke çekimser kaldı. Meclis kararıyla Khan, 'ciddi suistimal ve görev ihlali' gerekçesiyle görevden alındı; bu karar, UCM tarihinde bir başsavcının ilk kez azledilmesi anlamına geldi.
Khan’ın savunması ve sürecin yankıları:
Khan, Mayıs 2024’te Netanyahu ve Gallant hakkında tutuklama emri talebinde bulunduktan sonra kamuoyuna yansıyan cinsel taciz iddialarıyla karşılaştı. İddiaları reddeden Khan, Mayıs 2025’te gönüllü olarak izne ayrıldı ve daha sonra 8 Haziran’da görevden uzaklaştırıldı. Khan’ın avukatları, iddiaların yeterli delille desteklenmediğini ve sürecin hukuka aykırı yürütüldüğünü savundu.
Ortaya çıkan kayıtlar ve bu kayıtların yorumlanması, UCM içindeki süreçlerin ve uluslararası siyasi baskıların nasıl iç içe geçtiğine dair yeni tartışmalar başlattı. Middle East Eye ve New York Times’a dayandırılan haberlerde, iddiaların hem hukuki hem de siyasi boyutları vurgulanırken, UCM süreçlerinin bağımsızlığı ve ülke aktörlerinin müdahale iddiaları gündemdeki yerini koruyor.
Gelişmeler, UCM kararlarının ve uluslararası hukukun uygulanmasının siyasi aktörlerin etkileşiminden ne derece etkilenebileceğini gösteren bir örnek olarak değerlendiriliyor; aynı zamanda, iddiaların kaynağı, usulü ve etkilerinin ayrıntılı olarak soruşturulması gerekliliğine işaret ediyor.