Oval Ofis buluşması ve açıklamaların bağlamı:
ABD Başkanı Donald Trump, California’daki Santa Cruz plajında 10 yaşındaki bir çocuğu kurtaran 16 yaşındaki cankurtaran Ryder Williams’ı Oval Ofis’te ağırladığı etkinlik sırasında gazetecilerin sorularını yanıtladı. Toplantı gündeminde İran, Kore yarımadası, Hürmüz Boğazı ve müttefiklerle güvenlik yükümlülükleri vardı.
Trump, Umman ile ilgili daha önce dile getirdiği sert sözlere ilişkin bir soruya, "Bence pek iyi davranmıyorlar ama onlarla başa çıkıyoruz. Tıpkı diğer devletlerle yaptığımız gibi" diyerek yaklaşımının devam ettiğini belirtti.
İran ve nükleer müzakere iddiası:
İran ile yürütülen müzakerelerde nihai anlaşmaya yakın olunup olunmadığı sorulduğunda Trump, "İran bir anlaşma yapmak istiyor ancak benim gerekli olduğunu düşündüğüm türden bir anlaşma yapmayacaklar" dedi. Trump, Amerika'nın bölgede bulunma gerekçesini açıkça şöyle özetledi: "İran, nükleer silaha sahip olamaz."
Trump, ayrıca geçmişte B-2 bombardıman uçaklarıyla yapılan operasyonlara atıf yaparak, bu tür silahların üretilmesinin şu an için "çok uzun zaman alacağını" savundu ve İran’ın nükleer silah edinmesine izin verilmeyeceğini tekrarladı.
Güney Kore ve müttefik yük paylaşımı:
Güney Kore ile savunma maliyetleri üzerine konuşan Trump, ülkenin uzun yıllardır ABD tarafından korunduğunu, eskiden yılda yaklaşık 3 milyar dolar ödendiğini fakat bunun adil olmadığını iddia etti. İlk döneminde kendisinin talebiyle bir ödeme planı talep ettiğini, başlangıçta 3 milyar dolar karşılığında geçici bir anlaşma sağlandığını, kendisinin ise başlangıçta 10 milyar dolar istediğini söyledi.
Trump, eski Başkan Joe Biden döneminde bu yıllık 3 milyar dolarlık ödemenin iptal edildiğini ileri sürdü. Kısa süre önce Güney Kore Devlet Başkanı Lee Jae Myung'ı aradığını, yardım teklif ettiğinde ise "Hayır, teşekkürler" cevabı aldığını anlattı. Trump bu görüşmede, Kore’deki 39 bin Amerikan askerine ve bölgesel tehditlere dikkat çektiğini söyledi: "Onları başka bir ülkeden koruyoruz ve kendi cebimizden milyarlarca dolar harcıyoruz."
Kuzey Kore, Andy Burnham ve bölgesel enerji stratejileri:
Kuzey Kore lideri Kim Jong Un ile ilişkilerine dair sorulara Trump, Kim’in kendisine "her zaman büyük saygı gösterdiğini" belirtti. İki kez görüştüklerini, aralarındaki temasların ortamı "daha güvenli hale getirdiğini" söyledi ve Kim’in eski ABD başkanları Joe Biden ve Barack Obama’yı sevmediğini ifade etti.
İngiltere Başbakanı Andy Burnham hakkında, kendisini Beyaz Saray Genel Sekreteri Susie Wiles olarak tanıtan bir dolandırıcıyla yazışma yapması haberine Trump, doğrudan bir yorum yapmayarak "Eminim bir iletişim yanlışlığı yaşanmıştır" dedi. Burnham ile birkaç görüşme yaptıklarını ve planlarından birinin Kuzey Denizi’ni üretime açmak olduğunu, bunun İngiltere’yi zenginleştirebileceğini belirtti.
Hürmüz Boğazı önerisi ve bölgesel sonuçlar:
Trump, daha önce dile getirdiği Hürmüz Boğazı’nı Amerikan toprağı ilan etme fikrine halen olumlu baktığını söyledi: "Bunun harika bir fikir olduğunu düşünüyorum." Trump, boğazın abluka yoluyla kontrol edildiğini, buradan haftada milyonlarca varil petrol geçtiğini ve bu nedenle stratejik önemi yüksek olduğunu vurguladı.
Trump ayrıca, petrol fiyatlarının düştüğünü ve İran’ın iç durumuna ilişkin sert ifadeler kullanarak "İran’ın başı büyük bir dert içinde. Enflasyonları yüzde 300 seviyesinde, ülkeleri darmadağın olmuş halde ve orduları büsbütün mağlup edilmiş durumda" değerlendirmesinde bulundu.
Genel olarak Trump, konuşmasında bölgesel güvenlik konularında sert bir duruş sergilediğini, müttefiklerden adaletli bir yük paylaşımı beklediğini ve İran’ın nükleer kapasitesinin engellenmesinin önceliği olduğunu tekrar etti.
ABD Başkanı Donald Trump, "İran bir anlaşma yapmak istiyor ancak benim gerekli olduğunu düşündüğüm türden bir anlaşma yapmayacak" dedi. Trump, daha önce Umman'ı yerle bir edebileceklerine ilişkin sözlerine yönelik soruya, "Bence pek iyi davranmıyorlar ama onlarla başa çıkıyoruz. Tıpkı diğer devletlerle yaptığımız gibi" cevabını verdi.