Skolyoz ile beyincik sarkması arasında güçlü ilişki
Medicana Sağlık Grubu Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Göksal Günerhan, skolyoz hastalarında beyincik sarkması (Chiari malformasyonu) ile skolyoz arasında belirgin bir ilişki olduğunu belirtti. Günerhan, bu tablonun sıklıkla omurilik içinde sıvı dolu bir kavite oluşumu ile karakterize edilen siringomiyeli (sirinks) üzerinden geliştiğini aktardı.
Beyincik sarkması, siringomiyeli ve skolyoz ilişkisi
Doç. Dr. Göksal Günerhan, beyinciğin kafatası-omurga birleşimine doğru sarkmasının kraniyoservikal bileşkede beyin-omurilik sıvısı dolaşımını bozabileceğini ve bunun sonucunda omurilik içinde bir kist oluşumunu tetikleyebileceğini açıkladı. Oluşan kavite büyüdükçe omurilikteki sinir liflerine baskı yaparak kas tonusunda dengesizliklere yol açar; bu mekanizma özellikle büyüme çağındaki çocuklarda omurganın biyomekanik dengesini bozarak nörojenik skolyoz gelişimine neden olabilir.
Cerrahi müdahale ve olası sonuçlar
Günerhan, kraniyoservikal dekompresyon cerrahisi ile Chiari malformasyonu ve siringomiyeli tablosunun düzeltildiği durumlarda, özellikle erken yaşlarda ve eğriliğin 30-40 derecenin altında olduğu olgularda skolyozun gerilemesi veya ilerlemesinin durdurulmasının mümkün olabileceğini belirtti.
Nörolojik nedenlerin araştırılması
Medicana International Ankara Hastanesi Omurga Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Atıf Erol Aksekili ise skolyoz vakalarının her zaman yalnızca omurgaya ait yapısal bir deformite olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurguladı. Prof. Dr. Aksekili, özellikle erken yaşta başlayan, kısa sürede ilerleyen, ağrının eşlik ettiği veya nörolojik bulgularla birlikte görülen eğriliklerde altta yatan nörolojik nedenlerin araştırılmasının önemine dikkat çekti.
Aksekili, bu tür hastalarda beyincik sarkması ve siringomiyeli gibi patolojilerin mutlaka akla gelmesi gerektiğini, tanı alan hastalarda ayrıntılı klinik değerlendirmenin yapılması ve gerekli durumlarda manyetik rezonans görüntüleme (MR) ile omurilik ve beyin tabanının detaylı incelenmesi gerektiğini söyledi. Erken tespit ve tedavinin hem nörolojik hasarı önlemeye hem de omurga eğriliğinin ilerleme riskini azaltmaya katkı sağladığını, multidisipliner yaklaşımın doğru tedavi planı oluşturmadaki önemini vurguladı.
MEDİCANA INTERNATİONAL ANKARA HASTANESİ OMURGA CERRAHİSİ UZMANI PROF. DR. MEHMET ATIF EROL AKSEKİLİ