Sırtından girilerek çıkarılan 25 cm küplük böbrek taşı, erken tanı hayat kurtarıyor

Sırtından 1 cm'lik kanal ile alınan 25 cm küplük böbrek taşı vakası, ağrı kesici kullanmaktan kaçınma ve düzenli üroloji kontrollerinin önemini vurguluyor.

Yayın Tarihi: 14.08.2026 14:23
Güncelleme Tarihi: 14.08.2026 14:49

Sırtından girilerek çıkarılan 25 cm küplük böbrek taşı, erken tanı hayat kurtarıyor

Sırtından girilerek çıkarılan 25 cm küplük böbrek taşı, erken tanı hayat kurtarıyor

Medicana International Samsun Hastanesi Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Suat Bolat tarafından tedavi edilen olguda, böbreğin içinde yıllar içinde büyüyüp neredeyse yumurta boyutuna ulaşan bir taş, hastanın sırtından açılan yaklaşık 1 cm çapındaki kanal aracılığıyla parçalanıp çıkarıldı. Vakada ilginç olan, hastanın bu büyük taşa rağmen önceden şikâyeti olmamasıydı; üroloğun vurguladığı gibi tüm böbrek taşları ağrı vermez.

Ağrı yapmayan taşlar ve tanı zorluğu:

Prof. Dr. Mustafa Suat Bolat, böbreğin içinde yerleşmiş ve idrar yolunu tıkamayan taşların belirti vermeyebildiğini belirtiyor. Bu tür taşlar sessizce büyüyerek büyük boyutlara ulaşabiliyor; söz konusu olguda taşın yaklaşık 5 cm uzunluğunda, 4,5–5 cm genişliğinde ve 20–25 cm küplük hacimde olduğu kaydedildi. Bu duruma halk arasında bazen "ağrı yok, sorun yok" anlayışı eşlik ettiğinden, taş düşürmüş veya taş hikâyesi olan kişilerin kontrollerini aksatmaması gerektiği vurgulanıyor.

Uzman, "Her böbrek taşının ağrı yaptığı konusunda yanlış bir bilgi var" diyerek, özellikle taş düşürenlerin ya da daha önce taş hastalığı yaşayanların düzenli ürolojik kontrolden geçmesinin önemine dikkat çekiyor.

Uygulanan tedavi ve cerrahi ayrıntılar:

Vakada uygulanan yöntem, perkütan endoskopik cerrahi tekniğine işaret ediyor: hastanın sırtından oluşturulan yaklaşık 1 cm çapındaki kanal ile böbreğe ulaşılıp taşın küçük parçalara kırılarak çıkarılması sağlandı. Cerrahi sırasında böbreğe zarar vermemeye özen gösterildi ve taşın tamamı temizlendi; hasta yeniden ameliyat olmak zorunda kaldı ancak şu an ürolojik kontrol altında sağlıklı yaşamına devam ediyor.

Olguya dair dikkat çekici noktalardan biri de hastanın genetik yatkınlığı: hastanın ailesinde taş hastalığı öyküsü bulunuyordu ve karşı böbrekte daha önce oluşmuş hasar nedeniyle tedavi esnasında hastanın tek böbreği varmış gibi yaklaşım benimsendi. Bu tür "geyik boynuzu şeklinde" tanımlanan ileri taş hastalıklarında daha agresif bir cerrahi gerekebiliyor.

Korunma, yaşam tarzı ve ilaç kullanımı:

Prof. Dr. Bolat, ağrı kesici ile kendi kendine tedavinin tehlikelerine dikkat çekiyor. Ağrı kesicilerin semptomu geçici olarak ortadan kaldırmasının yanı sıra böbreğin süzgeç mekanizmalarında kalıcı hasara, yani nefropatiye yol açabileceği uyarısında bulunuyor. Bu nedenle ağrı kesici kullanımının sınırlandırılması gerektiği belirtiliyor.

Beslenme ve sıvı alımıyla ilgili öneriler de şu şekilde özetleniyor: ürik asit taşlarına katkıda bulunan hayvansal protein tüketiminin azaltılması, tuzun sınırlanması ve risk grubundakiler için düzenli, dengeli sıvı alımının sağlanması önem taşıyor. Uzman, günlük su gereksiniminin ortalama 1–1,5 litre civarında olduğunu ancak her durumda aşırıya kaçmamak gerektiğini, özellikle açık havada çalışanlar, sporcular, çocuklar, diyabetik ve hipertansiyonlu hastaların su dengesine dikkat etmesi gerektiğini belirtiyor.

Son olarak, taş hastalığı geçirenlerde nüks riski vurgulanıyor: daha önce taş hikâyesi olan kişilerde hastalığın yeniden görülme oranı, taş öyküsü olmayanlara kıyasla yaklaşık %14 daha yüksek olduğundan, erken tanı ve düzenli takip ile böbrek hasarının önlenebileceğinin altı çiziliyor.

ÜROLOJİ UZMANI PROF. DR. MUSTAFA SUAT BOLAT

ÜROLOJİ UZMANI PROF. DR. MUSTAFA SUAT BOLAT

Yazar
EDİTÖR

Ayşe Yıldız

Ben Ayşe Yıldız, 29 yaşındayım. aksiyon.com.tr'nin başkent muhabiriyim. Tahmin edeceğiniz gibi Ankara'da yaşıyorum. Bürokrasi ve diplomasi trafiğini takip ediyorum. Bağlantılarım güçlüdür, resmi dili iyi bilirim ve kulis bilgilerini ilk ben alırım.