Bist 100
8.907,65 2%
DOLAR
31,53 0,51%
EURO
34,29 0,72%
ALTIN
2.119,11 1,37%

Şimşek’ten bütçe sunumu: Borç stokumuz 2026 yılında bugünkü seviyede olacak

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, 2024 yılı bütçesini Meclis’te anlattı. Bakan Şimşek, kara paranın aklanması ve terörizmin finansmanıyla mücadele konusunda kararlı olduklarını vurguladı. Şimşek, Türkiye’nin Mali Eylem Görev Gücü’nün (FATF) gri listesinden çıkacağına inandığını ifade etti.

Yayın Tarihi: 21.12.2023 11:21
Güncelleme Tarihi: 21.12.2023 11:21

Şimşek’ten bütçe sunumu: Borç stokumuz 2026 yılında bugünkü seviyede olacak

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Bakanlığının 2024 yılı bütçesini TBMM Genel Kurulu’nda sundu. Şimşek, kara para aklama ve terör finansmanıyla mücadele, borçlanma stratejisi, vergi politikaları ve Orta Vadeli Program hakkında açıklamalarda bulundu.

Şimşek, TBMM Genel Kurulunda, Bakanlığının 2024 yılı bütçesi üzerinde yaptığı konuşmada, AB ülkelerinde ortalama kamu borcu oranının yüzde 83, gelişmekte olan ülkelerde yüzde 67, Türkiye'de ise yüzde 33 civarında olduğunu söyledi.

Deprem şokunun 2026 yılına kadar ekonomiyi etkileyeceğini dile getiren Şimşek, "Yaptığımız tahminlere göre, borç stokumuz 2026 yılının sonunda bugün ne ise o civarda olacak. Çünkü bütün dünyada borç önemli bir sorun. Türkiye'de borcun nispeten düşük olması Türkiye'ye fırsatlar da sunuyor." ifadelerini kullandı.

Şimşek, Türkiye'nin borçlanma stratejisinin ana unsurları hakkında bilgi vererek, "Önümüzdeki yıl borçlanırken 3 ölçüt çerçevesinde borçlanacağız. Borç stokunun faiz riskini azaltmak amacıyla değişken faizli senetlerin ihraçlarının payını sınırlıyoruz. Borcun döviz kurlarındaki dalgalanmalara karşı duyarlılığını azaltmak için borçlanmayı ağırlıklı olarak TL cinsinden yapacağız. Borcun refinansman riskini azaltmak için vadesine bir yıldan az kalmış senetlerin payını belli bir seviyede tutacağız, yani vadeyi uzatmaya devam edeceğiz." diye konuştu.

Şimşek, şu anda sabit faizli iç borçlanmanın 2023 yılı içerisindeki payının yüzde 69, yurt içi döviz cinsi borç stokunun toplam borç stoku içindeki payının kasım itibarıyla yüzde 12 olduğunu, Kasım 2023 itibarıyla iç borçlanmanın ortalama vadesinin 65 ay olarak gerçekleştiğini belirtti.

Yüksek enflasyon ortamında faiz harcamalarındaki nominal artışa bakılmaması gerektiğini dile getiren Şimşek, "Son 22 yılda faiz harcamalarının milli gelire oranı ortalama yüzde 5,5 olmuştur. Bu yıl yüzde 2,5, önümüzdeki yıl ise yüzde 3 civarında olacak. Dolayısıyla iddia edildiği gibi faiz harcamalarının mili gelire oranı kontrolden çıkmış değil. Ama bütçe açıklarını kontrol altına alamazsak o zaman haklı olursunuz. Bu nedenle biz tedbir aldık. Biz sadece borçla değil, açığımızı kalıcı, sağlıklı, vergi gelirleriyle finanse etmek, harcamalarımızı kontrol altına almak zorundayız." değerlendirmesinde bulundu.

Vergi tabanını büyüteceklerine yönelik açıklaması nedeniyle kendisine yapılan eleştirileri anımsatan Şimşek, "Ben vergi vermeyen, kayıt dışı faaliyet gösterenlerin üzerine gideceğimizi kastettim. Biz zaten asgari ücretliden vergi almıyoruz ki." dedi.

 "TÜRKİYE'YE DAHA ÇOK KAYNAK AKIŞI BAŞLADI"

Daha önce açıklanan Orta Vadeli Programı anımsatan Şimşek, bu programın dünya piyasalarına güven verdiğini, Dünya Bankasının Türkiye'ye olan kaynak taahhüdünü 17 milyar dolardan 35 milyar dolara çıkardığını bildirdi.

Türkiye'ye çok ciddi bir kaynak akışının başladığına işaret eden Şimşek, "2023 yılında proje ve program finansmanı amacıyla Türkiye 7,9 milyar dolar dış finansman buldu. Sadece Dünya Bankasından yakın dönemde 3,5 milyar dolar kaynak sağladık. 2024 yılında inanıyorum ki küresel ve finansal koşullar çok daha elverişli olacak. Bütün şirketlerimiz daha ucuz finansmana erişecek. Enflasyonu düşürdükçe inanıyorum ki finansal koşullar çok daha elverişli hale gelecek." diye konuştu.

Vergi uygulamalarına ilişkin eleştirilere cevap veren Şimşek, "Vergi mevzuatımızda reform ihtiyacı açıktır. Bu konuda yoğun çalışma içerisinde olacağız. Çok kalıcı düzenlemeler üzerinde çalışacağız. Etkin, basit ve daha adil bir vergi sistemi oluşturacağız. Doğrudan vergilerin payını artıracağız. Yatırım, istihdam, üretim ve ihracatı teşvik edeceğiz, sürdürülebilir büyümeyi destekleyeceğiz. Etkin olmayan ve istisna vergilerinin kaldırılması için çaba içerisinde olacağız." ifadelerini kullandı.

Vergi sistemine ilişkin önemli adımlar attıklarını dile getiren Şimşek, 850 bin esnaftan hiç vergi almadıklarını, asgari ücretliden alacakları 595 milyar liralık vergiden vazgeçtiklerini söyledi.

Şimşek, vergi adaletini güçlendirmek için çok kazanandan alınan vergiyi artırdıklarını, az kazanandan da vergiyi az aldıklarını belirtti.

"SURİYELİLER VERGİ VERMEK ZORUNDALAR VE VERİYORLAR"

Suriyelilerden vergi alınmadığına yönelik iddiaların doğruyu yansıtmadığını belirten Şimşek, "Ülkemizde bulunan yabancılar, şirket kurarlarsa kurumlar vergisine, işletme açarak şahsi faaliyetlerde bulunuyorlarsa gelir vergisine tabidir. Suriyeli veya başka ülke uyruklu insanlara yönelik herhangi bir vergi istisnası yoktur. Suriyeliler vergi vermek zorundalar ve veriyorlar." ifadelerini kullandı.

Türkiye'de kayıt dışı çalışmanın önemli bir konu olduğuna işaret eden Şimşek, bu sorununun sadece Türkiye'deki yabancılarla ilgili olmadığını söyledi.

Kayıt dışı oranın yüksek olduğunu dile getiren Şimşek, "Biz kayıt dışı çalışma oranını düşürdük. Yüzde 50'lerden yüzde 27'lere kadar getirdik ama alacağımız daha mesafe var." dedi.

Şimşek, yeni iş kuran gençlerden 150 bin liraya kadar olan kazançlarından üç yıl boyunca vergi almadıklarını, Bağ-Kur primlerini bir yıl boyunca devletin ödediğini, hükümet olarak her zaman esnafın ve tüm çalışanlarının yanında olduklarını kaydetti.

Dolaylı vergilerin fazla olduğuna yönelik eleştirilere cevap veren Şimşek, şöyle konuştu:

"Türkiye'de efektif KDV oranı yüzde 14,4'tür. Ancak burada da adaleti sağlamaya yönelik ilave adımlar attık. Temel gıdada, sosyal konutlarda yüzde 1 KDV uyguluyoruz. Bu adaletli değil mi? Yüzde 1 KDV uygulamasının bize maliyeti 110 milyar lira. Eğitimde, sağlıkta, turizmde, yeme içme hizmetlerinde, tekstilde, tarım makinelerinde, tarımsal sulamada, evlerde kullanılan elektrik gibi birçok alanda indirimli KDV uygulamamız var. Bunların bize yıllık maliyeti 61 milyar lira. Çiftçimizi desteklemek için yem ve gübre üzerindeki KDV'yi sıfırladığımızda yıllık maliyet 49,5 milyar lira. Sadece bu kalemlere bakarsanız 200 milyar lira dolaylı vergiden vazgeçmişiz. Bunları vergide adaleti bir miktar sağlamak için yaptık.

Biz özellikle en yüksek vergiyi, kurumlar vergisi oranını bankalara ve finans sektörünün uyguluyoruz. 2023 yılında kurumlar vergisinin tamamının yüzde 24'ü bankalardan tahsil edildi. Bütün kurumlar vergisinin yüzde 24'ü tek başına bankalardan tahsil edildi. Dolayısıyla Meclisimizin gündeminde olan kanun teklifine göre de bankalar bu sene enflasyon muhasebesinden yararlanmayacak ve ilave 70 milyar lira vergi verecekler."

mehmet şimşek

 "KARA PARAYLA MÜCADELEYİ KARARLILIKLA SÜRDÜRÜYORUZ"

Şimşek, Türkiye'de vergi yükünün yüksek olduğu iddiasının gerçekleri yansıtmadığını söyledi.

Türkiye'nin, toplam vergilerde genel vergi yükü sıralamasında yüzde 20,8 ile 38 OECD üyesi ülke arasında en düşük vergi yüküne sahip 3'üncü ülke olduğunu belirten Şimşek, konuşmasına şöyle devam etti:

"Türkiye'de vergide temel sorun, dolaylı vergi yükünün yüksekliği değil, dolaysız vergi gelirlerinin yeterli düzeyde olmamasıdır. Ülkemizde gelir ve kazançlar üzerinden alınan vergilerin milli gelir içerisindeki payı yüzde 5,8. OECD ortalaması yüzde 12,3. OECD ortalamasının yarısından az bir oran söz konusu. Bu yılki milli gelirimizle değerlendirirsek, 1 trilyon 650 milyar liraya tekabül eden bir fark var. Peki dolaysız vergiler neden yetersiz? İki temel sebebi var. Birincisi, gelir ve kurumlar vergisinde ciddi istisna ve muafiyetler var. Çiftçimiz, asgari ücretli, esnafımız, bütün kesimler için. Onları topladığınız zaman zaten bu bahsettiğim az önceki farkı önemli ölçüde açıklıyor.

İkincisi ise kayıt dışılıktır. Kara paranın aklanması ve terörizmin finansmanıyla mücadeleyi kararlılıkla yürütüyoruz. 2023 yılında 4 bin 624 dosya kapsamında 14 bin 525 kişi hakkında rapor ve bilgi hazırlanarak, adli makamlar, kolluk ve istihbarat birimleriyle, ilgili kamu idareleriyle bunları paylaştık, destek verdik. Kara parayla, mafyayla mücadele ediyoruz. Bu konuda İçişleri Bakanlığımızın en büyük destekçisi Maliye Bakanlığıdır. Mali Eylem Görev Gücü'nün (FATF) gri listesinden çıkması için de teknik koşulları yerine getiriyoruz."

Şimşek, Türkiye'nin 40 FATF standardından 39'uyla uyumlu hale geldiğini, FATF'ın ekim ayındaki toplantısından kendisine gönderilen mektupla bunun somutlaştığını bildirdi.

Sadece bir eksiklerinin kaldığını anlatan Şimşek, "Onu da ocak ayında inşallah getireceğiz. Kripto varlıklara ilişkin yasal düzenleme ama bu yeterli olmuyor. Ayrıca, gri listeden çıkmak için uygulamada etkinlik gerekiyor. Uygulamada etkinlik noktasında da çok mesafe katettik ve FATF ile bunları paylaştık. Tabii ki bu bir karardır, bir ülke bile çıkıp itiraz ettiği zaman olmayabiliyor ama inanıyorum ki Türkiye'nin bu ilerlemesi eninde sonunda takdir edilecek. Önümüzdeki yıl inşallah Türkiye gri listeden çıkmış olacak." değerlendirmesinde bulundu.

Şimşek, makrofinansal istikrarı sağlamayı, sürdürülebilir yüksek büyümeyi devam ettirmeyi amaçlayan programlarının sonuç vermeye başladığını ancak ne dünyanın ne de Türkiye'nin karşı karşıya olduğu sorunlara kestirme, kolaycı çözümler bulunmadığını, bu programı sabırla, kararlılıkla uygulamaları gerektiğini kaydetti.