Rubio'nun BM marjındaki temasları ve G20 daveti
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Birleşmiş Milletler 81. Genel Kurulu marjında Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile gerçekleştirilen kapalı görüşmenin ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Rubio, görüşmenin ana gündem maddelerinin Rusya ile Ukrayna arasındaki savaş ve ABD-Rusya ikili ilişkileri olduğunu belirtti ve ayrıntıların kamuoyuna hemen aktarılmasının bu tür temasların sağlıklı işlemesini zedeleyebileceğini vurguladı.
G20 daveti ve ikili temas fırsatı:
Rubio, Başkan Trump yönetiminin Vladimir Putin'i G20'ye davet ettiğini açıkladı ve bunun yalnızca ABD Başkanı ile bir görüşme değil, Putin'in diğer dünya liderleriyle de doğrudan temas kurmasına olanak tanıyacağını söyledi. Rubio, davetin kabul edilmesi halinde aralık ayında bu çerçevede yeni bir görüşme fırsatı doğabileceğini ifade etti. Ayrıca Trump ile Putin arasında göreve gelmesinden bu yana birçok telefon görüşmesi gerçekleştiğini hatırlatarak Washington'un temas kurmaya açık olmaya devam edeceğini belirtti.
Rusya-Ukrayna savaşı ve enerji ateşkesi:
Rubio, savaşın başka bölgelere yayılma riskine dikkat çekti ve bunun hibrit saldırılar, sabotaj veya yanlış anlaşılmalar yoluyla olabileceğini söyledi. Enerji ekseninde, Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy tarafından önerilen sınırlı enerji ateşkesine ilişkin, her iki tarafın da belli alanları kapsayan sınırlı ateşkese ilgi gösterebileceğini, bunun savaşın tamamını sonlandırmayacağını ancak küresel baskıyı hafifletebileceğini belirtti.
İran, Hürmüz ve bölgesel güvenlik:
Rubio, ABD'nin İran ile müzakerelerinin özünde, Başkanın da vurguladığı üzere İran'ın asla nükleer silaha sahip olamayacağı taahhüdünün olduğunu söyledi. Hürmüz Boğazı üzerinden artan petrol akışına dikkat çekerek, bölgedeki deniz güvenliğinin ABD ordusunun gemi koruma ve mayın temizleme çabaları sayesinde sağlandığını ve bu faaliyetlerin devam edeceğini vurguladı. Rubio, İran kaynaklı veya İran destekli aktörlerin bölgedeki saldırılarda rol oynadığı kanaatinde olduklarını, Husiler ve diğer Şii milislerin saldırılara karışmış olabileceğini ifade etti.
İran'ın ara seçimleri beklediği yönündeki yoruma Rubio, Washington'un demokratik süreçlere ilişkin iç dinamikleri iyi anladığını, İran'ın Kasım seçimleri sonrası ABD'nin adım atamayacağı yanılgısında olduğunu düşündüğünü söyledi. Körfez ülkeleriyle yapılan görüşmeler sonucu boğazların serbest ve saldırılardan uzak tutulması gerektiği konusunda uzlaşma olduğunu, ayrıca İran'ın nükleer silah sahibi olmaması gerektiği konusunda da genel bir mutabakat bulunduğunu ekledi.
Venezuela, Küba ve Sudan değerlendirmeleri:
Rubio, Küba veya Venezuela'ya yönelik olası askeri bir çıkarmadan söz ederken ABD Başkanı'nın ulusal güvenlik tehditlerine karşı harekete geçme yetkisi bulunduğunu ancak tercihlerinin öncelikle diplomasi ve siyasi yollar olduğunu belirtti. Trump'ın Delcy Rodriguez ile kısa ama önemli bir görüşme gerçekleştirdiğini anımsatarak Venezuela için önceliklerin borçların yeniden yapılandırılması ve siyasi geçiş sürecinin sağlanması olduğunu, ABD'nin ekonomik istikrar ve kurumların yeniden inşası konusunda destek sağlamayı amaçladığını söyledi. Rubio, ülkede güvenilen bir seçim sürecinin tesis edilmesi ve oyların doğru sayılması gerektiğini vurguladı.
Sudan ile ilgili olarak Rubio, meselede dış aktörlerin etkisinin ve verilen taahhütlerin yerine getirilmemesinin süreci zorlaştırdığını, kısa vadede insani alanda ilerleme sağlanmaya çalışıldığını ancak taahhütlerin uygulanmaması nedeniyle ilerlemenin sık sık sekteye uğradığını ifade etti.
Filistin meselesi ve bölgesel istikrar:
Gazze'nin yeniden yapılanması konusunda bağışçı ülkelerin hem taahhütlerini hem de paranın nereye yönlendirileceğine dair şeffaflığı sağlaması gerektiğini söyleyen Rubio, çözümün Hamas'tan arındırılmış bir Gazze olduğunu savundu. Yeniden inşanın uzun vadeli bir proje olduğunu belirterek altı ay gibi kısa bir sürede sonuç alınamayacağını, bununla birlikte insanlara umut verecek somut yolların gösterilmesinin önemine dikkat çekti. Batı Şeria'da yeni bir kriz arzu edilmediğini, bölgedeki mevcut kırılgan dengeler göz önünde bulundurulduğunda gerginlik yaratacak yeni bir gelişme istemediklerini belirtti.
İran eleştirileri ve nükleer program:
Rubio, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan'ın BM konuşmasını eleştirerek İran'ı hem içindeki protestoculara yönelik şiddet hem de bölgesel aktörlere verdiği destek nedeniyle uluslararası sistemi ihlal etmekle suçladı ve bu durumdayken İran'ın başkalarına ders verme konumunda olmadığını savundu. Ayrıca İran'ın nükleer tesislerinin imha edilmesinin tek başına yeterli olmadığını, uzun vadeli ve uygulanabilir taahhütler gerektiğini, mevcut yönetim sürdükçe İran'ın nükleer silah geliştirme riski oluşturduğunu ifade etti.
Genel olarak Rubio, ABD'nin diplomasi ve savunma araçlarını birlikte kullanmaya devam edeceğini, bölgesel ortaklarla koordinasyonu sürdürdüğünü ve kritik konularda dünya liderleriyle en üst düzeyde temasların gerekli olduğunu vurguladı.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, "Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’i G20’ye davet ettik. Bunun yalnızca ABD Başkanı ile değil, diğer dünya liderleriyle de temas kurması için bir fırsat olacağını düşünüyoruz" ifadelerini kullandı. Rubio, "ABD ve Çin, dünyanın en büyük iki ekonomisi. ABD ve Çin, muhtemelen dünyanın en güçlü iki ordusuna sahip. ABD ve Çin arasındaki ilişkiler, 21. yüzyıl için belirleyici olacak" dedi.