Otizm hastalık değil: Erken tanı ve doğru destekle yaşam kalitesi artıyor

Dr. Meryem Seçen Yazıcı: Otizm hastalık değil; erken tanı ve doğru destekle çocukların iletişim, sosyal uyum ve bağımsızlık kapasitesi belirgin şekilde iyileşir.

Yayın Tarihi: 31.03.2026 13:13
Güncelleme Tarihi: 31.03.2026 13:13

Otizm hastalık değil: Erken tanı ve doğru destekle yaşam kalitesi artıyor

Otizm hastalık değil: Erken tanı ve doğru destekle yaşam kalitesi artıyor

DÜZCE (İHA) – Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı’ndan Dr. Öğr. Üyesi Meryem Seçen Yazıcı, 2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü dolayısıyla otizme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Otizm nasıl tanımlanıyor?

Dr. Yazıcı, otizmi "beynin dünyayı işleme biçimindeki bir farklılık" olarak tanımladı. Otizm ya da otizm spektrum bozukluğunun çocuğun sosyal iletişim kurma biçimini, çevresiyle etkileşimini ve davranış örüntülerini etkileyen nörogelişimsel bir durum olduğunu belirtti. Spektrum teriminin kullanım nedeni, belirtilerin her çocukta farklı şekillerde ve farklı ağırlıklarda ortaya çıkabilmesidir.

Erken belirtiler ve aile uyarısı

İlk belirtilerin genellikle iletişim ve sosyal etkileşim alanında görüldüğünü vurgulayan Yazıcı, erken sinyaller arasında isminin söylenmesine dönüp bakmama, sınırlı sosyal gülümseme, göz teması kurmaktan kaçınma, ortak dikkat davranışlarının azlığı ve çocuğun kendi dünyasında gibi görünmesinin bulunduğunu söyledi. Ayrıca akran ilgisizliği, konuşma gecikmesi, tekrarlayıcı hareketler, rutinlere aşırı bağlılık ve duyusal hassasiyetler de dikkat çekici bulgular arasında yer alıyor. Yazıcı, ailelerin "bir şeyler farklı" hissinin çoğu zaman doğru olduğunu ve bunun dikkate alınması gerektiğini belirtti.

Tanı sıklığı ve artışın yorumlanması

Dr. Yazıcı, son dönemde otizm tanısı alan çocuk sayısında artış olduğunu belirterek CDC verilerini aktardı: "2000’li yıllarda otizm 150’de 1 çocukta görülürken, 2022 verilerine göre 31 çocukta 1 görülüyor." Bu artışın yalnızca gerçek bir yükselişi işaret etmediğini; tanı ölçütlerinin gelişmesi, farkındalığın artması ve tarama uygulamalarının yaygınlaşmasının da önemli etkenler olduğunu vurguladı.

Erken tanının önemi

Yazıcı, "Erken tanı, çocuğun gelişim seyrini belirleyen en güçlü faktörlerden biridir" diyerek uyarıda bulundu. İsme dönüp bakmama, sınırlı göz teması, konuşma gecikmesi veya tekrarlayan davranışlar gözlendiğinde beklemeden uzmana başvurulmasını önerdi. Erken dönemde yapılan müdahalelerin iletişim, sosyal etkileşim ve davranış becerilerinde belirgin kazanımlar sağladığını, 12. ay civarında başlayan eğitimin 3 yaşında tanı alma oranını üçe kat azalttığını kaydetti. "Bekle ve gör devri kapandı" ifadesini kullandı.

Tedavi ve beklentiler

Dr. Yazıcı, otizmin grip gibi geçip giden veya tamamen ortadan kaldırılacak bir hastalık olmadığına dikkat çekti: "Otizm, yönetilebilir bir nörogelişimsel durumdur. İlaçla tedaviye dayalı bir çözümü yok. Doğru destekle iletişim becerileri, sosyal uyum, akademik işlevsellik ve bağımsız yaşam kapasitesi belirgin şekilde gelişebilir." Hedefin çocuğu kalıba sokmak olmadığını; güçlü yanları destekleyip zorlandığı alanlarda işlevselliği artırmanın esas olduğunu belirtti.

Ekran kullanımı ve teknoloji

Teknolojinin yapıcı kullanımının mümkün olduğunu söyleyen Yazıcı, kontrolsüz ekran maruziyetinin özellikle küçük yaşlarda ciddi bir risk oluşturduğunu aktardı. Ekranın tek başına otizme neden olmadığı, ancak kritik nöroplastisite döneminde tek taraflı ekran uyarımının sosyal gelişimi yavaşlatabileceği uyarısında bulundu. Önerileri özetle şöyle: 0-2 yaş arası mümkünse hiç ekran, 2-5 yaş arası günde en fazla bir saat ve mutlaka ebeveyn eşliğinde, içerik olarak da eğitimsel ve yapılandırılmış materyaller tercih edilmeli. Alternatif iletişim uygulamaları ve görsel desteklerin kontrollü kullanımının bazı çocuklar için işlevsel olabileceğini belirtti.

Yaygın yanlış inanışlar

En sık rastlanan yanlış inanışlar arasında aşıların veya soğuk ebeveyn tutumunun otizme neden olduğu düşüncesinin bulunduğunu söyleyen Yazıcı, bunun bilimsel dayanağı olmadığını vurguladı. Otizmin tek tip bir tablo olmadığına dikkat çekti ve tanının bütüncül çocuk psikiyatrisi değerlendirmesi ile konduğunu belirtti. Ekranların otizme neden olduğu ya da gebelikte parasetamol kullanımının otizme doğrudan yol açtığı gibi kesin neden-sonuç ilişkilerinin kurulamayacağını ifade etti.

Ailelere öneriler

Yazıcı ailelere şu temel tavsiyelerde bulundu: suçluluk duygusuna kapılmayın, çocuğun güçlü yönlerine odaklanın, güvenilir uzmanlarla çalışın ve gerektiğinde çocuk ve ergen psikiyatrisi desteği alın. Evde en değerli aracın ilişki olduğunu vurgulayarak kısa ve net iletişim, çocuğun ilgi alanını takip etme ve küçük ilerlemeleri fark edip kutlamanın önemini aktardı. Ayrıca ailelerin kendileri için de alan açması ve benzer süreçleri yaşayan ailelerle bağ kurmasının faydalı olduğunu söyledi.

Toplumsal yaklaşım

Dr. Yazıcı, toplumun otizmli çocuklara yönelik anlayışına dikkat çekerek, "Bu çocuklar eksik değil, farklı gelişen bireylerdir" dedi. Otizmi ne romantize etmek ne de dışlamak gerektiğini, gerçek farkındalığın otizmli bireyleri okulda, parkta ve iş yerinde hayatın merkezine dahil etmek olduğunu belirtti. Kabulün sürecin başlangıcı, doğru desteğin ise çocuğun potansiyelini görünür kılacağını sözlerine ekledi.

DR. MERYEM SEÇEN YAZICI, OTİZMİN BİR HASTALIK OLMADIĞINI BELİRTEREK "OTİZMİ ASLINDA BEYNİN DÜNYAYI...

DR. MERYEM SEÇEN YAZICI, OTİZMİN BİR HASTALIK OLMADIĞINI BELİRTEREK "OTİZMİ ASLINDA BEYNİN DÜNYAYI İŞLEME BİÇİMİNDEKİ BİR FARKLILIK OLARAK TANIMLAYABİLİRİZ" DEDİ.

Yazar
EDİTÖR

Ayşe Yıldız

Ben Ayşe Yıldız, 29 yaşındayım. aksiyon.com.tr'nin başkent muhabiriyim. Tahmin edeceğiniz gibi Ankara'da yaşıyorum. Bürokrasi ve diplomasi trafiğini takip ediyorum. Bağlantılarım güçlüdür, resmi dili iyi bilirim ve kulis bilgilerini ilk ben alırım.